Toplum olarak nasıl bu hale geldik?
Hem Manayı hem maneviyatı kaybeden bir toplum
SERPİL ÜNAL- Her insan dünya ile tanışmaya ona adapte olmaya başladığından itibaren herşeyi anlamlandırmaya çalışır. Her şeyde mana arar. Manalandırabildiği herşeye kıymet verir. Çünkü insan boşuna yaratılmamıştır. mutlaka bir anlamı olmalıdır! .
Mana arayışını kaybeden sorgulamayı,çevresiyle alakasını kesen,üretmeyen herkes kendini tüketmeye başlar. Kendi iç dünyasındaki bütün değerlerini kaybeder. Mana arayışını kaybeden maneviyatını da bağlantılı olarak kaybeder. Maneviyatı kaybeden huzuru mutluluğu kaybeder, ve büyük eksikliğini hissettiği bu duyguyu aramak için yanlış yerlere yanlış yollara girer. Manayı dolayısıyla maneviyatı kaybeden insanın artık kaybedecek hiçbir değeride kalmaz. Boş bir iç dünyası olduğundan tek kıymet verdiği fiziki görüntüsü olup, kıyafetinin markası , burnunun kaşıyla orantısı boyunun uzunluğu kısalığıdır.
Bir zaman sonra iş cinsiyetini beğenmemeye ve ona müdahale etmeye kadar gider. İnsan boşluk kabul etmez! Maneviyat gidince ortada hiçbişey kalmaz. Ve asıl sorun şu: Nasıl oldu da dört biryandan maneviyatı yok edilmeye çalışılan ve yok edilenbir toplum haline geldik.. Çok acıdır ki; %99 u Müslüman bir ülkede dünyadaki yaşayan en kutsal en medeni en adaletli en hür olan dininden habersiz, onu tanımayan, onu tanımayı bir tarafa bırakalım mensubu görülmekten utanan bir nesil inşa ediliyor. Özgürlük adına köleleşen, kendisine tapan, dünyayı odasından ibaret zanneden en verimli çağlarını maddeye hapsolmuş manadan uzaklaşmış, okuyup anlayarak değil, duyduğuna iman edip, hayatını sürdüren midesi besili ama ruhu aç bir topluluk halindeyiz.
Bu kadim topraklarda nice kahramanlar yetişmiştir, elbetteki herşey aslına dönecektir! Milli şairimizin de istiklal marşında bize seslendiği gibi. Doğacaktır vaadettiği günler hakkın kim bilir belki yarın belki yarından da yakın..... .
İlginizi Çekebilir












