haberpi
haberpi
Açık
Afyonkarahisar · 15°C
Bizi Takip Edin
16 Temmuz 2021 - 20:20 - Güncellenme: 03 Eylül 2022 - 16:04 G: 03 Eylül 2022 - 16:04

Sancağı teslim alan Vali Yavuz darbe gecesi iki Albay'ın yaptıklarını anlattı

0 Okunma 0 Paylaşım
Sancağı teslim alan Vali Yavuz darbe gecesi iki Albay'ın yaptıklarını anlattı

HABERPİ- 15 Temmuz şehitleri anma programında Sancağı gençlerden teslim alan Vali Yavuz "Demokrasi Bilinci Elden Ele Taşınan Bir Bayrak Yarışıdır" 15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusunu gerçekleştiren sporcularımızdan Şanlı Sancağımızı İlin Valisi olarak teslim aldık. Gençlerimize güveniyoruz.' dedi ve Muş Valisi iken yaşanan hain darbe gecesinde yaşadıklarını anlattı. İki Albayın da telefonlarına çıkmadığını açıkladı.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle Valiliğimiz Koordinasyonunda düzenlenen Anma programı, Vali Seddar Yavuz ve eşi Selda Yavuz'un  katılımlarıyla gerçekleştirildi.
 Covid-19 tedbirleri kapsamında düzenlenen program; üst düzey önlemler ve kurallar çerçevesinde gerçekleştirildi. Milli İrade Meydanında gerçekleşen programa; Vali Seddar Yavuz ve eşi Selda Yavuz hanımefendinin yanı sıra, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, Deniz Eğitim- Öğretim ve Garnizon Komutan Vekili Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Alper Yeniel,  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Doç Dr. Tahir Büyükakın ve eşi Figen Büyükakın,   Cumhuriyet Başsavcısı Habib Korkmaz, Adalet Komisyonu Başkanı Muhiddin Paça, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Vali Yardımcıları; Dursun Balaban, Ekrem Çalık, İsmail Gültekin, Aslan Avşarbey, İzmit Kaymakamı Şevket Cinbir, İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu,  İl  Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Ümit İlbayı, kurum müdürleri, Siyasi Parti Temsilcileri, Dernek ve Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri, şehit yakınları, gazi ve gazi yakınları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
15 Temmuz darbe gecesinin anlatıldığı video gösteriminin izlenmesi ile başlayan programda; protokol üyelerinin konuşmalarına da yer verildi. Vali Seddar Yavuz ise; “Bu coğrafyada 1071’de başlayan kıyam ve dirilişimiz, bize bir Selçuklu, bir Osmanlı ve bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti bahşetmiş, İ’la-yi Kelimetullah’ı Viyana kapılarına kadar götürmüş ve birçok milletin İslam’la şereflenmesine  vesile olmuştur.1071’i, 1453’ü ve 1923’ü hazmedemeyenler dün olduğu gibi bugünde birçok yol ve yöntemlerle milletimizin istiklaline ve istikbaline kast etmiş, zaman zaman doğrudan saldırmış, zaman zaman da çeşitli adlar altında,  din kisvesi altında, etnik köken gibi bir takım yol ve yöntemlerle  ülkemizde bir istikrarsızlık ortamı yaratma çabasında olmuşlardır.” 
 
Birlik ve beraberliğimizi muhafaza ettiğimizde her daim başarılı olduk .Çünkü biz hiçbir yere sömürmek, böbürlenmek ve birçok farklı yol ve yöntemlerle idare etmek üzere gitmedik. Biz tarih boyunca İslam’ı en iyi anlamış ve anlamanın ötesinde evlatlarına yansıtmış bir milletiz . İslam ülkeleri içerisinde hiç şüphesiz İslam’ın en iyi yaşandığı ve anlaşıldığı yer bu topraklardır. Dolaysıyla biz; mazlum ve mağdurlar her nerede olursa olsun, inancı her ne olursa olsun, öncelikle hakkı hukuku yerine getirmek ve tesis etmek için yola çıkarız. Çoğu zaman başarılı oluruz. Elbette başarısızlıklarımız da olur ama bizim görevimiz sefere çıkmaktır. Zafer Allah’ın takdiridir. O yolda hiç olmazsa ölürüz. İşte 15 Temmuz’da bunlardan bir tanesidir.”
 O GECEYİ ANLATAN VALİ YAVUZ: İKİ KURMAY ALBAY'DA TELEFONLARIMA ÇIKMADI
Din kisvesi altında değerlerimizi kirlettiler diyen Vali Yavuz: “Toplumumuzun ne kadar kutsal değeri varsa; hoca, hizmet, abi, abla gibi bütün bu unsurları kullanarak sinsi ve birçok kılıfa girerek maalesef ülkemizde çok önemli hasarlar meydana getirilmiştir. Dahası her bir kişinin imamı neredeyse her iki kişinin imamı, hücresel bir yapılanma dolayısıyla da hiçbir cemaat ya da tarikat asla kod adı olmaz, iki kişinin bir imamı olmaz, bunların açıkça istihbarat örgütleri tarafından yapılandırıldığını, yönetildiğini, yoksa sümüklü papazın bu sistemi kurup yönetebilmesinin imkansız olduğunu herhalde bu meydanlardaki herkes bilir. Buradan ders çıkartmamız gerekiyor. Burada önemli olan şey şudur; 15 Temmuz günlerinin gecelerinin asla unutturulmaması lazım, çünkü unutturulan her şey tekrar eder. Bu yüzden milli birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz ve 15 Temmuz hain işgal girişimini unutmamalı, unutturmamalıyız”. 
 Muş Valisi olarak görevini yürütürken 15 Temmuz gecesinde yaşadıklarını anlatan Vali Yavuz; “O gece birlikte görev yaptığım iki Kurmay Albay’a ulaşamadım, beyefendiler telefonlarıma bile çıkmadılar.” dedi. 
 Vali Yavuz, 15 Temmuz gecesindeki izlenimlerini şu şekilde sürdürdü: “Konağın önüne çıktığımda neredeyse 15 bin kişinin bizi korumak için gelmiş olduğunu gördüm. Hayatım boyunca unutamayacağım, beni Muş’a bağlayan en önemli hususlardan bir tanesidir. Düşünün ki Komutanlara ulaşamıyorsunuz, hiç kimseye ulaşamıyorsunuz ama kapınızda 15 bin Muşlu var. O gün söylediğim şey: ‘Sahip çıktığımız şey, bağımsızlığımızdır, onurumuz, haysiyetimiz, şerefimizdir, namusumuz ve bayrağımızdır ve bunu herkes böyle bilsin’.  İşte işgal hareketine karşı en net tavır budur. Bunlar bu ülkeye bir darbe girişimi içerisindeydi, aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni işgal etmek üzere gelmişlerdi. Nitekim Güney sınırımızdaki askeri birliklerin neredeyse büyük bir çoğunluğu çekilmişti. Neden çekildi? Çünkü PKK gelip kurtarıcı olacaktı eğer bu senaryo yerine gelebilseydi. Bu senaryo bir işgal hareketi olmaktan çok; bizim tekrardan kıyam ve dirilişimiz, yeniden Balkanlarda, Kafkaslar da ve Ortadoğu’da olmamız, yeniden mazlumların ve mağdurların güçlü sesi olmamız, herkesi rahatsız etmiştir. Kimleri rahatsız ettiği açık ve nettir.”
 
28 Şubat olmasaydı 15 Temmuz olmazdı diyen Vali Yavuz:  “Eğer 28 Şubat’ın içerisinde aktif olan paşaların bir kısmı sonucun 15 Temmuz olacağını bilselerdi destek vermezlerdi. Çünkü 28 Şubat, dini eğitime ciddi bir engel koymuştur ve dikkat ederseniz hiçbir FETÖ’cü doğru düzgün Kur’an okuyamaz ve iki tane ayeti size söyleyemez. Kendi papazlarının sözlerini okurlar. Bu sapkınlığın başlangıcıdır. Dolaysıyla biz Müslümanlar, önce Kuran’a sonra sünnete sonra diğer kaynaklara bakarız. Eğer kişi âlimse bu kaynaklardan sonra gelir. Ama siz bu kaynakları hiçe sayarak en alttan başlarsanız varacağınız yer başka bir taraf olabilir. Bu ülkede yaşayan herkes ister dindar olsun ister olmasın çocuğuna asgari din eğitimini lütfen versin, çocuklarımıza dinimizi öğretelim.  Biz bu anlamda ciddi bir gayret sarf ediyoruz. 4 – 6 yaşları arası Diyanet İşleri Başkanlığımızın kursları var, İmam Hatiplerimiz var, seçmeli derslerimiz var. Çocuklarımızın İngilizce ve matematik gibi derslerine özel hocalar tutarken, acaba bir hoca tutup da dinini öğretiyor muyuz. Bunları yapmazsak yarın yine bir hokkabaz, bir bezirgân çıkacaktır. Bunlara hayır demenin yolu dinimizi öğretmekten geçmektedir. Aklınızı kiraya vermeyin, aklınızı kimseye emanet etmeyin, sorgulayın, çünkü Müslüman araştırır, sorgular. Milletimizin ortak özelliği damıtılmış bilgilere sahip olmasıdır. Herkesin din alimi olması, herkesin iyi din bilmesine gerek yok ama ana ilkeler ve prensipler konusunda bizim bir bilgimiz olması gerekir.” ifadelerine yer vererek, herkesin çocuklarına dini eğitimi vermeleri konusuna dikkat çekti. 
 Zayıf Bir Dönemde Bunlar Olsaydı Daha Büyük Sorunlar Yaşardık
 15 Temmuz gecesi Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla sokakları ve meydanları dolduran, ölümü öldüren ve şehadete gül bahçesine girercesine koşan aziz şehitlerimize minnet ve şükran borçluyuz diyen Vali Yavuz: “Böyle buhran dönemlerinde güçlü, halkın güvendiği bir lidere ihtiyaç var. Böyle bir kriz başka bir dönemde başımıza gelseydi çok daha büyük sorunlar yaşayabilirdik. Türkiye’nin en büyük şansı, Türkiye’ye büyük hizmetler yapmış, neredeyse sessiz ve büyük bir devrim gerçekleştirmiş bir döneme gelmiş olmasıdır. Eğer daha zayıf bir dönem de olsaydı çok daha büyük sorunlar yaşardık.” 
 İhanet Etmeyelim, Bunları Meşrulaştırmayalım
 Mağdurlar var diyorlar diyen Vali Yavuz, 15 Temmuz olaylarını meşrulaştırmak isteyenlere atıfta bulunarak şunları kaydetti: “Mağdur kimdir? 251 şehidin annesi, babası, eşi, çocuğu ve sevdikleri mağdur değil de onlar mı mağdur? Bu yüzden açık ve net olarak FETÖ terör örgütünü meşrulaştırmak, yumuşatmak ve belli bir süre sonra gündem dışı haline getirmek için ortaya atılmış hain bir tuzaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargısı var, olmadı itiraz edebileceğiniz kurumlar var. Hak arama yol ve yöntemleri sonuna kadar açık. Ama eğer siz mağduruz derseniz 2 bin 734 gazimizin kolunu, bacağını, gözünü, iç organlarını verecek misiniz?  O zaman mağdur edebiyatı yaparak, bu insanlara ihanet etmeyelim, bunları meşrulaştırmayalım.”
 Tüm İnsanlık İçin Adalet, Hak ve Hukuk Tavsiye Ediyoruz
 Bu ülkede makam ve mevki verirken insanların etnik kökeni sorgulanmadı diyen Vali Yavuz: “1071’den bugüne geldiğinizde sadece ‘La ilahe İllallah Muhammeden Resulullah’ diyen herkes, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkede devletin en üst noktalarına çıkabilmiştir. Bu ülkede yaşayan bütün Müslümanlar etnik kökeni her ne olursa olsun asli ve kurucu unsurdur. Lozan’da tek azınlık olarak kabul edilen gayrimüslimlerdir ama biz gayrimüslimler için de adiliz. Biz sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için adalet, hak ve hukuk tavsiye ediyoruz ve bunun peşinden koşuyoruz. Bu duygu ve düşünceler içerisinde tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman gazilerimize de sağlık, afiyet diliyorum. Siz değerli kardeşlerime, meydanları doldurarak bu hain terör örgütünü bertaraf eden siz değerli dostlarımıza, arkadaşlarımıza, her siyasi görüşteki kardeşimize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyor, Programın hazırlanmasında emeği geçen Valilik ve Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına, büyük bir gayret gösteren Büyükşehir Belediye Başkanımız Doç. Dr. Tahir Büyükakın’a özel ilgi ve destekleri için teşekkür ediyorum.” dedi.