haberpi
haberpi
Açık
Afyonkarahisar · 15°C
Bizi Takip Edin
22 Ağustos 2012 - 01:26 - Güncellenme: 03 Eylül 2022 - 16:01 G: 03 Eylül 2022 - 16:01

NAİL ÇİLER TARAF OLDU!

NAİL ÇİLER TARAF OLDU!
Taraf Olmak... Kişinin taraf olması ayrı bir şeydir, taraf olmaya zorlanması ayrı. Taraf olmak tamamıyla kişinin kendi bilgilerinden ve tecrübelerinden yola çıkarak tavır geliştirmesidir. Olaya bu pencereden baktığımızda taraf olmanın kişinin en doğal hakkı olduğunu görürüz. Yaşadığı kent veya ülkesiyle ilgili olarak ekonomik, sosyal ve siyasal konularda düşünce üretmek ve bu ürettiği düşünceler konusunda tavır geliştirmek kadar güzel bir hareket tarzına kim ne diyebilir ki? Zaten bu konuda da bir sıkıntı olacağını sanmıyorum ve olmamalıdır da. Peki o zaman sıkıntı nereden kaynaklanıyor? Sıkıntı tarafgirliklerini diğerlerine dayatmalarından kaynaklanmaktadır. “Biz bu konuda böyle düşünüyoruz, siz de böyle düşünün veya bize tam anlamıyla uyum sağlayın” şeklinde bir dayatma ister istemez karşı tezini geliştirerek “hayır biz size uymak zorunda değiliz çünkü doğru olan budur” demektedir. Ülke olarak son zamanlarda yaşadığımız siyasi krizlerin ve bunun getirdiği gerginliklerin temelinde “tarafgirlik” ve bunu “dayatma” anlayışının yattığına inanıyorum. Bir konuda taraf olabilirsiniz, onun yaşama geçmesi için de mücadele edebilirsiniz ama hiçbir zaman bunu karşınızdakilere “illa da böyle olacak” veya “ya uyacaksınız ya da uyacaksınız” şeklinde dayatamazsınız. Dayatma sözcüğünün demokrasi kültüründe yeri yoktur. Dayatma anca ve anca sadece baskı ve diktatörlüklerin hüküm sürdüğü yönetim tarzlarına has bir olgudur. Karşı tezi savunanları yok etmek veya sistem dışına itmek yerine, ikna ve uzlaşı kültürünü hayata geçirerek çerçeve içinde tutmak daha insani ve demokratik yoldur. Bu gerçeğin akl-ı selim olan herkes ve her kesim tarafından bilinmesine rağmen ısrarla inatlaşmanın ve adeta çıkışı olmayan bir sokağa girmenin ne ülkemize ne de dayatmacıların herhangi bir tarafına fayda getirmeyeceği aşikardır. Son zamanlarda yaşanan karşılıklı dayatmalar, ısrarlar ve inatlaşmalar karşısında yaşanan veya yaşanacak olan olumsuzlukların bedelini yine bu millet yine bu devlet ödeyecek. Gücü, eforu ve zamanı bu ülkenin gelişimi ve insanların refahı için harcamak yerine kutuplaşmaları ve krizleri körüklemek yine bu vatana ve bu millete yapılacak en büyük kötülüktür.. Dünya coğrafyasının en önemli bir o derecede de etkin bir kısmı üzerinde kurulu bulunan ülkemizin, yaşamış olduğu veya yaşayabileceği her türlü ekonomik, sosyal ve siyasal krizler inanın ülkemiz üzerinde ince hesapları olan diğer irili ufaklı ve süper güçleri içten içe sevindirmektedir. Dünya haritasının sık sık değiştiği ve Büyük Cumhuriyetler’in dağılarak küçük devletlere dönüştürüldüğü bir dönemde dimdik ve güçlü bir şekilde ayakta duran Türkiye Cumhuriyeti’nin sırrı, Mustafa Kemal Atatürk’ün önümüze koymuş olduğu büyük hedefler ve milletimizin vatanseverliğidir. Hepimizin en büyük ve ortak tarafgirliği vatan ve millet bütünlüğü olmalıdır. Bunun dışında geliştirmek istediğimiz özel tarafgirliğimiz de yine bu vatanın ve milletin geleceğine olumlu yönlerde hizmet etme babında olmalıdır. Evet ben de bir taraftarım ama sadece ülkem ve insanlarımın sürekli mutluluğunun ve refahının düşünülmesi yönünde taraftarım.