'Her yıl Kıbrıs kadar bir toprağı kaybediyoruz ve.. '
HABERPİ- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Toprak, kutsal anlamda hepimiz için ‘vatan’ demektir. Kalkınmanın ilk kaynağı olan toprak, her karışına emek veren çiftçimiz için kutsal anlamına ilaveten gelir kapısı, bereket ve can demektir” dedi.
Bayraktar, Toprak Bayramı’nın 76’ncı yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Herkesin bu gerçeği asla unutmaması gerekir. Toprak yoksa üretim yok, üretim yoksa gıda yoktur, gıda yoksa dışa bağımlılık kaçınılmazdır.
“Topraklarımız birçok tehdit ve riskle karşı karşıyadır”
“Toprak, yaşayan ve korunması gereken çok önemli bir canlıdır. Bir santimetre kalınlığındaki toprak 100 yılda oluşmaktadır. Böylesi hayati bir hususun toprak bilinci aşılanırken önemle üzerinde durulması gereklidir ve bu tüm nesillere bıkmadan anlatılmalıdır. Ülkemiz topraklarının en önemli sorunları; erozyon, tuzluluk-çoraklaşma, tarım arazilerinin yanlış ve amaç dışı kullanımı, arazilerimizin küçük, parçalı, dağınık, çok hisseli olması ve toplulaştırmanın henüz bitirilememesidir.
Erozyon, uzun yıllar sonucu oluşmuş verimli toprakların kısa bir sürede elden çıkmasına neden olmaktadır. Dünyada aralarında ülkemizin de yer aldığı pek çok ülkede erozyon nedeniyle çölleşme tehlikesi bulunmaktadır.
Ülkemiz topraklarının yüzde 63’ünde şiddetli ve çok şiddetli, yüzde 20’sinde orta, yüzde 7’sinde ise hafif derecede erozyon görülmektedir. Topraklarımızın yüzde 90’ında görülen erozyon nedeniyle yılda 1,4 milyar ton toprak kaybedilmektedir. Bu kadar toprak, su ve rüzgâr etkisiyle taşınmaktadır. Yani her yıl Kıbrıs kadar bir toprağı kaybediyoruz ve buna engel olamıyoruz.
Erozyon, fiziki ve biyolojik çevreye etkileri yanında sosyo-ekonomik çevreye de zarar vermektedir. Tarım alanlarının azalması, çayır, mera alanlarının giderek daralması ve nüfusun artmasıyla birlikte tarımla uğraşan insanlar geçim sıkıntısı çekmekte ve göçe zorlanmaktadır.
Topraklarımızı kaybetme nedenlerimizden biri de amaç dışı kullanımdır. Her yıl binlerce dekar verimli tarım arazisi; konut, sanayi, turizm yapılaşmaları, kara yolu yapımı ve hobi bahçeleri kurulması gibi nedenlerle elden çıkmaktadır.
Ülkemiz topraklarının organik madde açısından yüzde 65’i çok yetersiz, yüzde 25’i orta, yüzde 7’si iyi ve yüzde 3’ü ise çok iyi durumdadır yani topraklarımızın yaklaşık yüzde 90’ının organik madde yönünden yetersiz olduğu görülmektedir.
Tarım arazilerimiz en büyük zenginliğimizdir. Arazilerimiz gelecek nesillerin bizlere emanetidir. Bizim görevimiz günü gelene kadar arazilerimizi korumak, geliştirmek, durumunu iyileştirmek ve zamanı gelince de sahibine yani gelecek nesillere aldığımız gibi bırakmaktır.
Ne yazık ki tarım arazilerimiz 27 milyon 856 bin hektar iken son 30 yılda 4 milyon 720 bin hektar azalarak 23 milyon 136 bin hektara gerilemiştir. Bu alanlar geri dönüşü olmayan bir şekilde elden çıkmaktadır. Bunun dışında arazilerimiz çok parçalı hâle gelmekte, her geçen gün üzerinde ekonomik üretim yapılabilirlikten uzaklaşmaktadır.
“Topraklarımızı korumak için neler yapılmalıdır?”
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toprağı korumaya yönelik alınması gereken tedbirleri de şöyle sıraladı:
“Tarım topraklarının ivedilikle arazi kullanım ve üretim planlaması yapılmalıdır.
Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması önlenmeli, arazi bankacılığı uygulamaları arazi toplulaştırma çalışmalarıyla birlikte yürütülmelidir. Alternatif marjinal tarım arazileri mevcutken, verimli tarım arazileri tarım dışı amaçlarla kullanılmamalıdır.
Birinci sınıf sulamaya uygun tarım arazilerinin imara açılmasına asla izin verilmemelidir. Turizm, madencilik ve ulaştırma için verimli tarım arazilerimiz kullanılmamalı, meyve ağaçları, zeytinlikler kesilip buralara yazlıklar inşa edilmemelidir. Belediyeler faaliyet alanlarındaki tarım arazilerinin korunmasına daha fazla özen göstermelidir.
Valilikler ve belediyeler, verimli tarım arazilerinin korunması konusunda çok hassas hareket etmelidir. Toprak Koruma Kurulları verimli arazileri korumak için etkin bir şekilde çalıştırılmalıdır. Çiftçinin tek meslek örgütü olan Ziraat Odaları temsilcilerinin bu kurullarda görev yapması bir zorunluluk olmalı ve bu husus, valilerin takdirine bırakılmamalıdır.
Kırsalı kalkındırmak, yaşanılabilir yerler hâline getirmek insanımızı yerinde tutacak, şehirlerde yeni varoşların oluşmasının önüne geçecektir. Bunun öncelikli yolu kırsaldaki toprakları korumak, üreticilerin sürdürülebilir bir gelir elde ederek üretime devam etmelerini sağlamaktır. Tarım politikalarının temeli bu eksene oturtulmalıdır.
Toprağına sahip çıkabilen üreticilerimiz, toprağın değerlenmesiyle birlikte gelecekte ülkenin zenginleri olacaklardır. Bunu gören yabancı ve yerli şirketler özellikle Trakya Bölgesi’nde arazi toplamaya başladılar. Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre son yıllarda zor durumdaki çiftçilere yüksek fiyat vererek arazilerini satın alma işlemleri hız kazanmış bulunmaktadır. Sektörde tekelleşmeye yol açabilecek bu gelişmeler karşısında aile işletmelerine sahip çıkılmalı, topraktan kopmaları önlenmelidir. Ülkemizin gıda güvencesini sağlamanın, aile işletmelerinin ayakta kalmasına ve desteklenmesine bağlı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Ekilmedik bir karış arazimiz kalmamalıdır. Atıl durumda bekleyen 2 milyon hektar civarındaki hazine arazisi acil olarak tarımsal üretime kazandırılmalıdır.
Topraklarımızı daha verimli hâle getirmek için modern basınçlı sulama yatırımları hızla tamamlanmalıdır.
Gerek eğimli arazilerde erozyonu en aza indirmek gerekse sulamadan azami tasarruf etmek için bitkiler kendi şartlarına uygun yerlerde yetiştirilmelidir. Dolayısıyla taban ve düz arazilerde tek yıllık bitkilerin üretimi sürdürülmeli, eğimli arazilerde ise meyvecilik yapılmalıdır.
Çayır, mera, yaylak ve kışlak alanlarda yürütülen tespit, tahdit ve tahsis çalışmaları bir an önce tamamlanmalıdır. Topraktaki organik maddeyi artıran, erozyon etkilerini azaltan, anız yangınlarını önleyen, toprağın su tutma kapasitesini artıran, toprak işleme maliyetlerini yüzde 75 azaltan ‘Korumalı Tarım’ desteklenerek yaygınlaştırılmalıdır.Toprak en değerli varlığımız, üzerinde üretim yaparak geçimimizi sağladığımız ekmek teknemizdir. Gelecek nesillerden ödünç aldığımız topraklarımız, gıda güvenliğimizin teminatıdır. Topraklarımızı koruyamazsak miras olarak çocuklarımıza açlık bırakırız. Bereketli topraklarımızın kıymetini bilmeliyiz”
Gözden Kaçmasın
Kocaeli Vali Koşusunun Galibi “Taşkent” Oldu
Görüntüle →İlginizi Çekebilir











