Bakan Tekin'den yeni dönemle ilgili önemli açıklama

Eğitim 01.09.2026 - 09:05, Güncelleme: 01.09.2026 - 09:05
 

Bakan Tekin'den yeni dönemle ilgili önemli açıklama

Bakan Tekin'den öğretmen ve yöneticilere seslendi

HABERPİ-  Bakan Tekin: Maarifimizin en temel mesuliyetlerinden biri, çocuklarımızın birbirlerinin hukukunu kendi hukukları kadar aziz bilmelerini sağlamaktır' dedi Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılı eylül dönemi mesleki çalışma programının başlaması dolayısıyla öğretmen ve okul yöneticilerine hitap etti.  Yeni eğitim öğretim yılının taşıdığı heyecana değinen Bakan Tekin, "Yıllar geçse de okulun ilk gününe hazırlanmanın, öğrencilerimize kavuşmanın ve hayatımıza yeni katılacak çocuklarla tanışmanın heyecanı hiç eksilmiyor. Her yıl karşımıza başka çocuklar, başka mizaçlar, henüz kendilerinin dahi farkında olmadığı başka kabiliyetler çıkıyor. Öğretmenliğin mahiyeti aynı kalır fakat karşımızdaki her çocuk bizden yeniden dikkat kesilmemizi ister. Rabb'im 2026-2027 eğitim öğretim yılını da sizler, bizler, evlatlarımız, ailelerimiz ve aziz milletimiz için hayırlı, bereketli ve muvaffakiyetlerle dolu kılsın. Eylül dönemi mesleki çalışmalarımızın da sizler için verimli ve faydalı geçmesini temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.  Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kaldığını belirten Tekin, "Kısa bir süre sonra çocuklarımızın sesleri yeniden okullarımızı dolduracak. Kimi evladımız bildiğiniz bir yüz olarak sırasındaki yerini alacak, kimi evladımız ise öğretmeniyle ilk kez karşılaşacak. Sizler de ülkemizin dört bir yanında sınıflarımızda çocuklarımızı karşılayacak ve insan yetiştirmenin o büyük mesuliyetini yeniden omuzlayacaksınız." dedi.  Yeni eğitim öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin; konuşmasında, "Bu yılın başında sizlerle özellikle bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Biz büyük ve köklü bir milletiz. Farklı şehirlerde, farklı ailelerde, farklı hayatların içinde büyüyen milyonlarca evladımızı aynı ülkenin, aynı tarihin ve aynı geleceğin mensupları olarak yetiştiriyoruz. Maarifimizin en temel mesuliyetlerinden biri, çocuklarımızın birbirlerinin hukukunu kendi hukukları kadar aziz bilmelerini sağlamaktır. Vatanına aidiyet duyan, beraber yaşamanın icaplarını gözeten ve müşterek geleceğimize sahip çıkan nesiller yetiştirmek istiyoruz." ifadelerine yer verdi. Millî birlik ve beraberliğin eğitim yoluyla daha da güçlendirilmesinin önemine işaret eden Tekin, "Milletimizin tarih boyunca en büyük kudreti, müşterek bir kader duygusu etrafında kenetlenebilmesinden doğmuştur. Bugün de millî birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik hukukumuzu ve toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirecek en kalıcı zeminin eğitim olduğunun farkındayız. Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'u da bu bakımdan son derece anlamlı buluyoruz. Bizim muradımız açık. Her evladımız kendisini bu milletin kıymetli bir ferdi olarak görsün; arkadaşının kimliğine, inancına, ailesine ve özel hayatına hürmet etsin; farklılıklarımızı birbirimizi anlamanın ve müşterek hayatımızı zenginleştirmenin bir vesilesi bilsin. Çocuklarımız geçmişlerinden kuvvet alsınlar, bugünlerine mesuliyetle sahip çıksınlar ve Türkiye'nin yarınını birlikte kuracaklarına yürekten inansınlar istiyoruz. İşte yeni eğitim öğretim yılına böyle bir inançla başlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.   "Öğretmenin tecrübesini dinlemek, bizim için eğitim politikası üretmenin vazgeçilmez bir parçasıdır" Eğitim politikalarının sahadaki uygulamasında öğretmenlerin tecrübesinin önemine dikkati çeken Tekin, "Bir eğitim sisteminin istikameti merkezde hazırlanan metinlerle belirlenebilir; o istikametin çocuğun hayatında nasıl bir karşılık bulacağını ise okulun gündelik hayatı belirler. Sizler her gün çocuklarımızla aynı sınıfı paylaşan; onların merakını, heyecanını, bazen sessizliğini, bazen de söyleyemediklerini gören insanlarsınız. Bu sebeple öğretmenin tecrübesini dinlemek, bizim için eğitim politikası üretmenin vazgeçilmez bir parçasıdır." dedi.  Bakan Tekin, göreve geldikleri günden bu yana öğretmenlerle istişareye büyük önem verdiklerini belirterek, pek çok kararın arkasında bu buluşmalarda dile getirilen bir ihtiyaç, yapılan bir tespit veya sınıfın içinden gelen bir teklifin bulunduğunu söyledi. Yeni eğitim öğretim yılında da aynı anlayışı sürdüreceklerini belirten Tekin, "Sahanın bilgisini, tecrübesini karar süreçlerimizin, maarif politikalarımızın en güçlü dayanaklarından birisi olarak görmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu.  Okullarda öğretmenlerin görüşlerinin karar süreçlerine daha güçlü şekilde yansımasını istediklerini vurgulayan Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bunun için okullarımızda öğretmenin sözünün kıymet gördüğü, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın arttığı, yöneticilerimizle öğretmenlerimiz arasında karşılıklı güvenin hâkim olduğu bir çalışma iklimini güçlendirmek konusunda kararlıyız. Öğretmenler kurullarının ve zümrelerin gerçek bir istişare zemini olarak işlemesini; görüş ve tekliflerinizin okulun kararlarına daha güçlü bir biçimde yansımasını özellikle arzu ediyoruz. Mesleki gelişiminizi de hayatın gerçek ihtiyaçlarıyla, sınıfta karşılaştığınız meselelerle ve kendi taleplerinizle irtibatlı biçimde desteklemeyi sürdüreceğiz.   Öğretmenlikte önceden hazırlanmış cevaplar yoktur. Her sınıfın ayrı bir iklimi, her çocuğun ayrı bir mizacı, her okulun kendi şartları vardır. Öğretmenin asıl kudreti; bilgisini tecrübeyle, tecrübesini muhakemesiyle buluşturabilmesinde, farklı ihtimalleri tartabilmesinde, çocuğu dikkatle okuyabilmesinde ve doğru zamanda doğru kararı verebilmesinde ortaya çıkar. Biz sizlere güveniyoruz. Eğitim politikalarımızı oluştururken de uygularken de bu güveni esas alıyoruz. Bu güvenin temelinde, çocuklarımız için taşıdığınız mesuliyet duygusunun olduğunu biliyoruz."   "Bilmek ile olmak arasındaki mesafeyi kapatmak, maarifin en esaslı meselesidir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yeni bir eğitim öğretim yılına daha hep birlikte başladıklarını belirten Bakan Tekin, geride kalan iki yılda modelin sınıftaki karşılığının öğretmenlerle birlikte tecrübe edildiğini söyledi. Tekin, "Bu tecrübenin bize hatırlattığı çok esaslı bir hakikat var. Eğitimde mesele, çocuğun ne kadar bildiğinden evvel bildikleriyle nasıl bir insan olduğudur. Bilgi zihni besler, insanın o bilgiyle kurduğu ahlaki rabıta ise şahsiyetini tayin eder. Bizim maarif anlayışımız tam da bu rabıtanın peşindedir." değerlendirmesinde bulundu.  Öğrencilerin öğrendikleriyle düşünebilmesini, hüküm verebilmesini, üretebilmesini ve gerektiğinde vardıkları hükmü yeniden değerlendirebilmesini amaçladıklarını aktaran Tekin, matematikten tarihe, edebiyattan bilime kadar farklı alanlarda edinilen bilgi ve becerilerin öğrencilerin şahsiyetinde birbirinden kopuk parçalar olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Tekin, "Bilmek ile olmak arasındaki mesafeyi kapatmak, maarifin en esaslı meselesidir." dedi.  Modelin merkezinde "yetkin ve erdemli insan" anlayışının bulunduğunu belirten Tekin, çocukların sahip oldukları kabiliyetlerin yanı sıra bu kabiliyetleri kullanırken taşıdıkları sorumluluğun da farkında olmalarını istediklerini söyledi. Öğrencilerin bilim ve teknolojinin sunduğu imkânlar karşısında yalnızca "Yapabilir miyim?" sorusunu değil, "Yapmalı mıyım?" sorusunu da sorabilmelerini hedeflediklerini kaydeden Tekin; hür iradenin insanın, toplumun ve memleketin hayrını gözeterek kullanılmasının önemine dikkati çekti.  Yeni eğitim öğretim yılında da sahadan gelen değerlendirmeleri dikkate alarak uygulamaları geliştirmeyi sürdüreceklerini belirten Tekin, ÖBA üzerinden erişime sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi paketleriyle modelin öğretim süreçlerine etkili biçimde yansıtılmasını ve uygulamada ortak bir anlayışın güçlendirilmesini destekleyeceklerini aktardı. Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:"Modelimizin beceri temelli eğitim anlayışını, öğrencilerimizin öğrendiklerini gerçek hayatın içinde tecrübe edebilecekleri imkânlarla buluşturacağız. 'Yaşam Becerileri' projemizle gündelik hayatın gerektirdiği becerileri yaparak ve yaşayarak edinmelerini destekleyeceğiz. Okul dışı öğrenme ortamlarıyla da yaşadıkları şehri ve coğrafyayı, müzeleri, kütüphaneleri, bilim ve kültür mekânlarını eğitim süreçlerinin daha etkin bir parçası hâline getireceğiz. Bu yıl üzerinde özellikle duracağımız başlıklardan birisi de oyun olacak. 'Maarifin Kalbinde Oyun' teması çerçevesinde oyuna, çocuklarımızın öğrenme ve gelişim süreçlerinde daha geniş bir yer açacağız. Çocuk oyun oynarken hareket eder, düşünür, dener, yanılır, yeniden dener; arkadaşını tanır, kurala riayet etmeyi, paylaşmayı, beklemeyi ve birlikte hareket etmeyi öğrenir.  Geleneksel çocuk oyunlarımızın da burada ayrı bir kıymeti var. Nesiller boyunca sokaklarımızda, mahallelerimizde ve okul bahçelerimizde oynanan bu oyunlar çocuklarımızın akranlarıyla yüz yüze ilişki kurmasına, beraber hareket etmesine, paylaşmasına ve kültürümüzü yaşayarak tanımasına imkân veriyor. Çocuklarımızın oyun kurabildiği, arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirebildiği, merak ettiği, keşfettiği, ürettiği ve öğrenmekten haz duyduğu bir okul iklimini sizlerle birlikte güçlendirmek istiyoruz."   "Okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz" Çocukların içinde büyüdüğü dünyanın teknolojiyle birlikte değiştiğine dikkati çeken Bakan Tekin, teknolojinin öğrencilerin öğrenme biçimlerinden arkadaşlık ilişkilerine, bilgiye erişimlerinden dünyayı algılama biçimlerine pek çok alanı doğrudan etkilediğini belirtti. Bu çağda eğitimin amacının çocukları teknolojiden uzaklaştırmak değil, teknoloji karşısında irade sahibi olmalarını sağlamak olduğunu ifade etti.  Dijitalleşmeye de bu ölçüyle yaklaştıklarını kaydeden Tekin, öğrencilerin doğru bilgiye ulaşabilmesi, karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilmesi, dijital mahremiyetlerini koruyabilmesi ve teknolojiyi yalnızca tüketen değil, üreten bir araç olarak kullanabilmesinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra öğrencilerin gerektiğinde ekranı kapatabilmelerini, dikkatlerini koruyabilmelerini, yüz yüze iletişim kurabilmelerini ve zamanlarını yönetebilmelerini de önemsediklerini belirten Tekin, sınıflarda cep telefonu ve benzeri dijital araçların kullanımına yönelik tedbirlerin de çocukların dikkatini ve öğrenme zamanını koruma amacı taşıdığını aktardı. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda içeriği ve tasarımı yenilenen EBA'nın bu yıl öğrenciler, öğretmenler ve ailelerin kullanımına sunulacağını belirten Tekin; MEBİ, DİLİM ve diğer dijital eğitim platformlarıyla öğrencilerin nitelikli eğitim içeriklerine erişiminin destekleneceğini söyledi. Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik projesiyle dijital mahremiyet, siber güvenlik, dijital etik ve dijital esenlik konularında öğrencilerin daha bilinçli davranmalarının hedeflendiğini aktaran Tekin, Haberimiz Olsun platformuyla da öğrencilerin güncel gelişmeleri doğru ve güvenilir bilgi üzerinden takip etmelerinin ve karşılaştıkları içerikleri eleştirel bir dikkatle değerlendirmelerinin destekleneceğini kaydetti. Bu konuda öğretmenlerin tutum ve davranışlarının da önemine değinen Tekin, sınıfta dikkatin nereye verildiğinin, teknolojiyle nasıl bir ilişki kurulduğunun, doğru bilgi karşısındaki hassasiyetin, dilin ve zamanın nasıl kullanıldığının da eğitimin bir parçası olduğunu vurguladı.   Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken okullardaki huzur ve güven ortamına özel önem verdiklerini belirten Bakan Tekin, konuşmasında şunları kaydetti: "Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir diğer mesele, okullarımızdaki huzur ve güven ortamıdır. Bir çocuğun zihnini öğrenmeye açabilmesi için önce kendisini emniyette hissetmesi gerekir. Öğretmenin sınıfına bütün dikkatini verebilmesi de mesleğini huzur içinde icra edebileceği bir çalışma ortamına bağlıdır. Bu sebeple okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz.  Okullarımızın ve çevresinin güvenliği konusunda gerekli bütün tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını, muhtemel risklerin önceden tespit edilmesini ve en küçük bir ihmal alanının dahi oluşmamasını istiyoruz. Veli görüşmelerinin Okul Randevu Sistemi üzerinden yürütülmesi dâhil olmak üzere aldığımız tedbirlerin temelinde öğrencilerimizin güvenliğini ve sizlerin mesleki haklarını koruma iradesi bulunuyor fakat okulun huzuru, kapıda alınan tedbirlerle tamamlanmaz. Çocuğun arkadaşları arasında incinmekten çekinmediği, sözünün dinleneceğini bildiği, hata yaptığında yeniden deneyebildiği, öğretmenine güvenebildiği bir iklime ihtiyacı var. Öğretmenin de meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduğu, yöneticisiyle açık bir iletişim kurabildiği ve emeğinin karşılığında saygı gördüğü bir okulda çalışmasını arzu ediyoruz. Emniyet duygusu, insanın kendisini ait hissettiği yerde kök salar. Bu sebeple güvenli okul iklimini aynı zamanda aidiyetin, karşılıklı hürmetin ve mesuliyetin güçlendiği bir eğitim meselesi olarak ele alıyoruz."  Bu noktada öğretmenlere de önemli bir vazife düştüğünü ifade eden Tekin, öğretmenlerin öğrencilerdeki küçük davranış değişikliklerini fark etmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Tekin, derse katılımın azalması, arkadaşlardan uzaklaşma veya tedirginlik gibi işaretlerin öğretmenin dikkati sayesinde fark edilebileceğini belirterek, "Öğretmenin dikkati, kimi zaman bir çocuğun kendisini yalnız hissetmesiyle yardım gördüğünü hissetmesi arasındaki mesafeyi kapatır. Bu dikkati, öğretmenlik mesleğinin en insani ve en değerli taraflarından birisi olarak görüyorum." ifadelerini kullandı.   "Sağlıklı olan, herkesin kendi vazifesini hakkıyla yerine getirdiği ve çocuğun yararını müşterek gaye olarak gördüğü bir ilişkiyi inşa edebilmek" Çocuğun eğitim hayatında okul ve aile arasında güçlü bir iletişim ve bütünlük bulunması gerektiğini belirten Bakan Tekin, öğrencilerin okulda ve evde birbirinden kopuk iki ayrı hayat yaşamadığını, okulda kazandıkları bilgi ve becerileri eve, evde edindiklerini de okula taşıdıklarını ifade etti. Bu nedenle çocukların hayatındaki bütünlüğün korunmasının önemine dikkati çekti.  Ailelerle kurulan ilişkinin de bu anlayış doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, velilerin öğretmenlerin mesleki alanına ve kararlarına saygı gösterdiği, öğretmenlerin de ailelerin çocuklarına ilişkin ilgilerini dikkatle dinlediği sağlıklı bir iletişimin öğrenciler için önemli bir imkân olduğunu söyledi. "Ailemle Eğitim Yolculuğum" çalışmalarının da bu anlayışla sürdürüleceğini belirten Tekin, ailelerin çocuklarıyla okuma, araştırma, gözlem yapma ve oyun oynama faaliyetlerinin destekleneceğini, okulda edinilen bilgi ve becerilerin evde kullanılmasının ve benimsenen değerlerin günlük hayata yansıtılmasının teşvik edileceğini kaydetti.  Tekin, "Ailenin okula yakınlığı, öğretmenin mesleki alanına müdahale anlamına gelemez; öğretmenin mesleki sorumluluğu da aileyi çocuğun eğitiminden uzak tutamaz." değerlendirmesinde bulundu. Sağlıklı ilişkinin, herkesin kendi görevini hakkıyla yerine getirdiği ve çocuğun yararının müşterek gaye olarak görüldüğü bir anlayışla inşa edilebileceğini belirten Tekin, Bakanlık olarak öğretmenlerin mesleki haklarını ve çalışma huzurunu korurken ailelerin eğitim süreçlerine bilinçli ve sağlıklı biçimde katılımını desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti.   "Bir milletin geleceğine duyduğu güven, kendi evlatlarının üretme kudretine duyduğu güvenle birlikte büyür"  Bakan Tekin, çocukların öğrendiklerini hayatın içinde kullanabilmelerini, karşılaştıkları meseleler üzerine düşünebilmelerini, kendi kararlarını verebilmelerini ve bu kararların sonuçlarını üstlenebilmelerini amaçladıklarını söyledi. Bu anlayış doğrultusunda düşünme eğitimi, yazarlık ve yazma becerileri, yapay zekâ uygulamaları, robotik kodlama ile kültür ve medeniyet birikimine uzanan seçmeli derslerin öğretim programlarının kademeli olarak uygulanacağını aktardı. Çocuklarda üretme şuurunun güçlendirilmesine de önem verdiklerini vurgulayan Tekin, bir milletin kendi ihtiyaçlarını kendi aklı, emeği ve bilgisiyle karşılayabilmesinin istiklalini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin savunma sanayii, otomotiv, havacılık ve uzay teknolojileri gibi alanlarda son yıllarda attığı adımlara bu açıdan baktığını belirten Tekin, kendi imkânlarıyla üretilen her teknolojinin, geliştirilen her aracın ve çözülen her meselenin Türkiye'nin geleceği üzerinde söz sahibi olma gücünü artırdığını kaydetti. Bakan Tekin, "Bugün gururla baktığımız her eserin arkasında bu memleketin yetiştirdiği insanların bilgisi, emeği, cesareti ve yıllara yayılan gayreti var. Biz istiyoruz ki çocuklarımız bu eserlerde kendi geleceklerini de görsünler; 'Ben bu birikimin neresindeyim, ülkeme ne katabilirim?' diye düşünsünler. Türkiye'nin bugün ulaştığı üretim gücünü hazır bir miras olarak tüketmek yerine, onu geliştirmeyi ve kendilerinden sonraki nesillere daha ileri bir seviyede bırakmayı vazife bilsinler. Bilimle uğraşan evladımız yeni bir teknoloji geliştirmeyi, meslek öğrenen gencimiz yaptığı her işi en iyi şekilde yapmayı, sanatla ilgilenen çocuğumuz kendi medeniyet birikiminden yeni eserler üretmeyi aynı mesuliyetin farklı tezahürleri olarak görebilsinler. Sizlerden beklentimiz de çocuklarımızda bu üretme şuurunu beslemeniz; onların kendi kabiliyetleriyle memleketimizin ihtiyaçları arasında bir bağ kurmalarına rehberlik etmenizdir. Evlatlarımızın hazır olanla yetinmeyen, merak eden, araştıran, deneyen, geliştiren ve üreten insanlar olarak yetişmelerini desteklemenizi istiyoruz. Bugün karşılarında gördükleri yerli ve millî eserlerin arkasındaki birikimi, emeği, iradeyi ve mesuliyeti onlara hissettirmenizi de çok kıymetli buluyoruz." ifadelerini kullandı.   Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası kapsamında yürütülecek çalışmaların da bu anlayış doğrultusunda ele alınacağını belirten Tekin, "Yerli ve millî üretime ilişkin farkındalığı ve millî kalkınma şuurunu yıl boyunca canlı tutacağız." dedi. Finansal okuryazarlık ve tasarruf kültürünün geliştirilmesinin yanı sıra yerli ve millî üretimin Türkiye'nin istiklali, kalkınması ve geleceği açısından taşıdığı anlamın öğrencilere kavratılacağını aktaran Tekin, bilim ve teknoloji karşısında düşünen, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir iradenin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Bakan Tekin, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:"Biliyoruz ki bir milletin geleceğine duyduğu güven, kendi evlatlarının üretme kudretine duyduğu güvenle birlikte büyür. Bu üretim anlayışının maharete ve esere dönüştüğü başlıca alanlardan biri de mesleki ve teknik eğitimdir. Bir gencin bir işi yapmayı öğrenmesi, elindeki malzemeye, kullandığı alete, çalışma arkadaşına ve ortaya koyduğu esere karşı bir ahlak geliştirmesini de gerektirir. Maharet, meslek ahlakıyla birleştiğinde memlekete hizmet eden bir kudrete dönüşür. Bu sebeple mesleki ve teknik eğitimde öğrencilerimizin mesleki yeterliklerini geliştirirken güvenli bir ortamda eğitim almalarını, edindikleri bilgi ve becerileri çalışma hayatının gerçek şartları içinde tecrübe etmelerini ve meslekleriyle sahih bir ilişki kurmalarını önemsiyoruz.  Çocuklarımızın ölçme ve değerlendirme süreçlerinde de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Eğitimi sürekli sıralayan, mukayese eden ve çocuklarımızı birbirinin rakibi hâline getiren bir anlayışa teslim edemeyiz. Her öğrencinin gelişimini sağlıklı biçimde takip etmek ve ihtiyaç duyduğu desteği zamanında verebilmek istiyoruz. Bakanlığımızın belirlediği uygulamalar dışında öğrencilerimizi yarıştıran ve ailelerimize ilave mali yük getiren sınavlara okullarımızda yer vermeme irademizin arkasında da bu yaklaşım bulunuyor."   "Maarifin dikkati, kalabalığın içinde tek bir çocuğu dahi gözden kaçırmamayı gerektirir" Eğitim çalışmalarının merkezinde her çocuğun kendi kabiliyeti, ihtiyacı ve gelişim seyri içinde değerlendirilmesinin bulunduğunu belirten Bakan Tekin, aynı sınıfta bulunan öğrencilerin öğrenme biçimleri, ilgi alanları, güçlü yönleri ve ihtiyaç duydukları desteğin farklı olabileceğine dikkati çekti. Tekin, "Maarifin dikkati, kalabalığın içinde tek bir çocuğu dahi gözden kaçırmamayı gerektirir." dedi.   Yeni dönemde uygulanacak Eğitsel Tarama ve Değerlendirme Bataryası, destek eğitim odaları, bireyselleştirilmiş eğitim programları ve rehberlik çalışmalarıyla özel eğitim ihtiyacı bulunan çocukların ihtiyaçlarının mümkün olan en erken dönemde fark edilmesi ve gerekli desteğin zamanında sunulmasının sürdürüleceğini aktaran Tekin, eğitim öğretim ortamlarının erişilebilirliğinin güçlendirileceğini söyledi. Her öğrencinin kendi kabiliyetini geliştirebileceği imkânlara ulaşmasını fırsat eşitliğinin temel gereği olarak görmeye devam edeceklerini belirtti.   Bakan Tekin, "Aynı ihtimamı çocuklarımızın bedenen ve ruhen sağlıklı yetişmelerinde, okula devamlarında ve okul hayatlarıyla kurdukları rabıtada da göstermek durumundayız. Sağlıklı beslenmeden fiziksel hareketliliğe, devamsızlığın yakından takibinden akran desteğine kadar aldığımız her tedbirle, bir çocuğun eğitimden uzaklaşmasını sonuçları ortaya çıktıktan sonra fark etmek yerine, bu uzaklaşmanın ilk işaretlerini zamanında görebilmeyi hedefliyoruz. Sizlerin dikkati, okul yönetimlerimiz, rehberlik hizmetlerimiz ve ailelerimizle zamanında kurulan irtibatla birleştiğinde, kimi zaman bir evladımızın hayatındaki çok daha büyük bir kırılmanın önüne geçebiliriz." şeklinde konuştu.   Öğretmenliğin aynı zamanda önemli bir temsil mesuliyeti taşıdığını belirten Tekin, öğrencilerin öğretmenlerini anlattıkları ders, kurdukları cümleler, gösterdikleri ihtimam, adalet duyguları, vakarları ve davranışlarıyla bir bütün olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çocukların öğretmenlerinden bilgi edinmenin yanı sıra kendilerine, insanlara ve hayata nasıl bakacaklarını da öğretmenlerinin tutumlarından gördüklerini ifade eden Tekin, "Bu sebeple öğretmenin vakarına yakışan temsil şuurunu ve öğrencilerimize örnek olma mesuliyetini öğretmenlik mesleğinin temel ölçütleri arasında gördüğümüzü biliyoruz." dedi.   Bakanlık olarak öğretmenlerin mesleklerini huzur ve güven içinde icra edebilmeleri, mesleki müktesebatlarını geliştirebilmeleri ve emeklerinin hak ettiği itibarı görmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Tekin, öğretmenlerden de sınıfa her girdiklerinde karşılarındaki her çocuğa, mesleklerinin vakarına ve milletin kendilerine emanet ettiği göreve aynı özenle sahip çıkmalarını istedi.   "Bizim maarif davamızın nihai hedefi, bir evladımızı bu milletin kıymetli bir ferdi olarak yetiştirmektir." Bakan Tekin, eğitim öğretim yılının hakiki manasının en açık biçimde sınıflarda görüldüğünü belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı:   "Bir eğitim öğretim yılının hakiki manasını da en açık biçimde sınıflarımızda görüyoruz. Her sabah açılan sınıf kapısının ardında bir çocuğun kendisini, insanı, memleketini ve dünyayı tanımasına imkân veren büyük bir emek var. Bizim maarif davamızın nihai hedefi, bir evladımızı bu milletin kıymetli bir ferdi olarak yetiştirmektir. Unutmayalım ki icra ettiğimiz meslek binlerce yıllık kadim medeniyetimizin başlangıcından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar her devlet adamımızın, milletimizin her bir ferdinin kutsal kabul ettiği bir meslektir.    Şunu bir kere daha söylemek istiyorum: Bilginize, tecrübenize, muhakemenize ve çocuklarımız için gösterdiğiniz ihtimama güveniyoruz. Yeni eğitim öğretim yılında da meslek ahlakı ve aynı müşterek gaye etrafında çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Rabb'im niyetimizi hayra, gayretimizi berekete vesile kılsın. 2026-2027 eğitim öğretim yılının siz kıymetli meslektaşlarımıza, evlatlarımıza, ailelerimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Allah'a emanet olun."
Bakan Tekin'den öğretmen ve yöneticilere seslendi

HABERPİ-  Bakan Tekin: Maarifimizin en temel mesuliyetlerinden biri, çocuklarımızın birbirlerinin hukukunu kendi hukukları kadar aziz bilmelerini sağlamaktır' dedi
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılı eylül dönemi mesleki çalışma programının başlaması dolayısıyla öğretmen ve okul yöneticilerine hitap etti.  
Yeni eğitim öğretim yılının taşıdığı heyecana değinen Bakan Tekin, "Yıllar geçse de okulun ilk gününe hazırlanmanın, öğrencilerimize kavuşmanın ve hayatımıza yeni katılacak çocuklarla tanışmanın heyecanı hiç eksilmiyor. Her yıl karşımıza başka çocuklar, başka mizaçlar, henüz kendilerinin dahi farkında olmadığı başka kabiliyetler çıkıyor. Öğretmenliğin mahiyeti aynı kalır fakat karşımızdaki her çocuk bizden yeniden dikkat kesilmemizi ister. Rabb'im 2026-2027 eğitim öğretim yılını da sizler, bizler, evlatlarımız, ailelerimiz ve aziz milletimiz için hayırlı, bereketli ve muvaffakiyetlerle dolu kılsın. Eylül dönemi mesleki çalışmalarımızın da sizler için verimli ve faydalı geçmesini temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. 

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kaldığını belirten Tekin, "Kısa bir süre sonra çocuklarımızın sesleri yeniden okullarımızı dolduracak. Kimi evladımız bildiğiniz bir yüz olarak sırasındaki yerini alacak, kimi evladımız ise öğretmeniyle ilk kez karşılaşacak. Sizler de ülkemizin dört bir yanında sınıflarımızda çocuklarımızı karşılayacak ve insan yetiştirmenin o büyük mesuliyetini yeniden omuzlayacaksınız." dedi. 
Yeni eğitim öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin; konuşmasında, "Bu yılın başında sizlerle özellikle bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Biz büyük ve köklü bir milletiz. Farklı şehirlerde, farklı ailelerde, farklı hayatların içinde büyüyen milyonlarca evladımızı aynı ülkenin, aynı tarihin ve aynı geleceğin mensupları olarak yetiştiriyoruz. Maarifimizin en temel mesuliyetlerinden biri, çocuklarımızın birbirlerinin hukukunu kendi hukukları kadar aziz bilmelerini sağlamaktır. Vatanına aidiyet duyan, beraber yaşamanın icaplarını gözeten ve müşterek geleceğimize sahip çıkan nesiller yetiştirmek istiyoruz." ifadelerine yer verdi.
Millî birlik ve beraberliğin eğitim yoluyla daha da güçlendirilmesinin önemine işaret eden Tekin, "Milletimizin tarih boyunca en büyük kudreti, müşterek bir kader duygusu etrafında kenetlenebilmesinden doğmuştur. Bugün de millî birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik hukukumuzu ve toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirecek en kalıcı zeminin eğitim olduğunun farkındayız. Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'u da bu bakımdan son derece anlamlı buluyoruz. Bizim muradımız açık. Her evladımız kendisini bu milletin kıymetli bir ferdi olarak görsün; arkadaşının kimliğine, inancına, ailesine ve özel hayatına hürmet etsin; farklılıklarımızı birbirimizi anlamanın ve müşterek hayatımızı zenginleştirmenin bir vesilesi bilsin. Çocuklarımız geçmişlerinden kuvvet alsınlar, bugünlerine mesuliyetle sahip çıksınlar ve Türkiye'nin yarınını birlikte kuracaklarına yürekten inansınlar istiyoruz. İşte yeni eğitim öğretim yılına böyle bir inançla başlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Öğretmenin tecrübesini dinlemek, bizim için eğitim politikası üretmenin vazgeçilmez bir parçasıdır"
Eğitim politikalarının sahadaki uygulamasında öğretmenlerin tecrübesinin önemine dikkati çeken Tekin, "Bir eğitim sisteminin istikameti merkezde hazırlanan metinlerle belirlenebilir; o istikametin çocuğun hayatında nasıl bir karşılık bulacağını ise okulun gündelik hayatı belirler. Sizler her gün çocuklarımızla aynı sınıfı paylaşan; onların merakını, heyecanını, bazen sessizliğini, bazen de söyleyemediklerini gören insanlarsınız. Bu sebeple öğretmenin tecrübesini dinlemek, bizim için eğitim politikası üretmenin vazgeçilmez bir parçasıdır." dedi.
 Bakan Tekin, göreve geldikleri günden bu yana öğretmenlerle istişareye büyük önem verdiklerini belirterek, pek çok kararın arkasında bu buluşmalarda dile getirilen bir ihtiyaç, yapılan bir tespit veya sınıfın içinden gelen bir teklifin bulunduğunu söyledi. Yeni eğitim öğretim yılında da aynı anlayışı sürdüreceklerini belirten Tekin, "Sahanın bilgisini, tecrübesini karar süreçlerimizin, maarif politikalarımızın en güçlü dayanaklarından birisi olarak görmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
 Okullarda öğretmenlerin görüşlerinin karar süreçlerine daha güçlü şekilde yansımasını istediklerini vurgulayan Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bunun için okullarımızda öğretmenin sözünün kıymet gördüğü, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın arttığı, yöneticilerimizle öğretmenlerimiz arasında karşılıklı güvenin hâkim olduğu bir çalışma iklimini güçlendirmek konusunda kararlıyız. Öğretmenler kurullarının ve zümrelerin gerçek bir istişare zemini olarak işlemesini; görüş ve tekliflerinizin okulun kararlarına daha güçlü bir biçimde yansımasını özellikle arzu ediyoruz. Mesleki gelişiminizi de hayatın gerçek ihtiyaçlarıyla, sınıfta karşılaştığınız meselelerle ve kendi taleplerinizle irtibatlı biçimde desteklemeyi sürdüreceğiz. 
 Öğretmenlikte önceden hazırlanmış cevaplar yoktur. Her sınıfın ayrı bir iklimi, her çocuğun ayrı bir mizacı, her okulun kendi şartları vardır. Öğretmenin asıl kudreti; bilgisini tecrübeyle, tecrübesini muhakemesiyle buluşturabilmesinde, farklı ihtimalleri tartabilmesinde, çocuğu dikkatle okuyabilmesinde ve doğru zamanda doğru kararı verebilmesinde ortaya çıkar. Biz sizlere güveniyoruz. Eğitim politikalarımızı oluştururken de uygularken de bu güveni esas alıyoruz. Bu güvenin temelinde, çocuklarımız için taşıdığınız mesuliyet duygusunun olduğunu biliyoruz."
 
"Bilmek ile olmak arasındaki mesafeyi kapatmak, maarifin en esaslı meselesidir"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yeni bir eğitim öğretim yılına daha hep birlikte başladıklarını belirten Bakan Tekin, geride kalan iki yılda modelin sınıftaki karşılığının öğretmenlerle birlikte tecrübe edildiğini söyledi. Tekin, "Bu tecrübenin bize hatırlattığı çok esaslı bir hakikat var. Eğitimde mesele, çocuğun ne kadar bildiğinden evvel bildikleriyle nasıl bir insan olduğudur. Bilgi zihni besler, insanın o bilgiyle kurduğu ahlaki rabıta ise şahsiyetini tayin eder. Bizim maarif anlayışımız tam da bu rabıtanın peşindedir." değerlendirmesinde bulundu.
 Öğrencilerin öğrendikleriyle düşünebilmesini, hüküm verebilmesini, üretebilmesini ve gerektiğinde vardıkları hükmü yeniden değerlendirebilmesini amaçladıklarını aktaran Tekin, matematikten tarihe, edebiyattan bilime kadar farklı alanlarda edinilen bilgi ve becerilerin öğrencilerin şahsiyetinde birbirinden kopuk parçalar olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Tekin, "Bilmek ile olmak arasındaki mesafeyi kapatmak, maarifin en esaslı meselesidir." dedi.
 Modelin merkezinde "yetkin ve erdemli insan" anlayışının bulunduğunu belirten Tekin, çocukların sahip oldukları kabiliyetlerin yanı sıra bu kabiliyetleri kullanırken taşıdıkları sorumluluğun da farkında olmalarını istediklerini söyledi. Öğrencilerin bilim ve teknolojinin sunduğu imkânlar karşısında yalnızca "Yapabilir miyim?" sorusunu değil, "Yapmalı mıyım?" sorusunu da sorabilmelerini hedeflediklerini kaydeden Tekin; hür iradenin insanın, toplumun ve memleketin hayrını gözeterek kullanılmasının önemine dikkati çekti.
 Yeni eğitim öğretim yılında da sahadan gelen değerlendirmeleri dikkate alarak uygulamaları geliştirmeyi sürdüreceklerini belirten Tekin, ÖBA üzerinden erişime sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi paketleriyle modelin öğretim süreçlerine etkili biçimde yansıtılmasını ve uygulamada ortak bir anlayışın güçlendirilmesini destekleyeceklerini aktardı.

Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:"Modelimizin beceri temelli eğitim anlayışını, öğrencilerimizin öğrendiklerini gerçek hayatın içinde tecrübe edebilecekleri imkânlarla buluşturacağız. 'Yaşam Becerileri' projemizle gündelik hayatın gerektirdiği becerileri yaparak ve yaşayarak edinmelerini destekleyeceğiz. Okul dışı öğrenme ortamlarıyla da yaşadıkları şehri ve coğrafyayı, müzeleri, kütüphaneleri, bilim ve kültür mekânlarını eğitim süreçlerinin daha etkin bir parçası hâline getireceğiz.
Bu yıl üzerinde özellikle duracağımız başlıklardan birisi de oyun olacak. 'Maarifin Kalbinde Oyun' teması çerçevesinde oyuna, çocuklarımızın öğrenme ve gelişim süreçlerinde daha geniş bir yer açacağız. Çocuk oyun oynarken hareket eder, düşünür, dener, yanılır, yeniden dener; arkadaşını tanır, kurala riayet etmeyi, paylaşmayı, beklemeyi ve birlikte hareket etmeyi öğrenir. 
Geleneksel çocuk oyunlarımızın da burada ayrı bir kıymeti var. Nesiller boyunca sokaklarımızda, mahallelerimizde ve okul bahçelerimizde oynanan bu oyunlar çocuklarımızın akranlarıyla yüz yüze ilişki kurmasına, beraber hareket etmesine, paylaşmasına ve kültürümüzü yaşayarak tanımasına imkân veriyor. Çocuklarımızın oyun kurabildiği, arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirebildiği, merak ettiği, keşfettiği, ürettiği ve öğrenmekten haz duyduğu bir okul iklimini sizlerle birlikte güçlendirmek istiyoruz."
 
"Okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz"
Çocukların içinde büyüdüğü dünyanın teknolojiyle birlikte değiştiğine dikkati çeken Bakan Tekin, teknolojinin öğrencilerin öğrenme biçimlerinden arkadaşlık ilişkilerine, bilgiye erişimlerinden dünyayı algılama biçimlerine pek çok alanı doğrudan etkilediğini belirtti. Bu çağda eğitimin amacının çocukları teknolojiden uzaklaştırmak değil, teknoloji karşısında irade sahibi olmalarını sağlamak olduğunu ifade etti.
 Dijitalleşmeye de bu ölçüyle yaklaştıklarını kaydeden Tekin, öğrencilerin doğru bilgiye ulaşabilmesi, karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilmesi, dijital mahremiyetlerini koruyabilmesi ve teknolojiyi yalnızca tüketen değil, üreten bir araç olarak kullanabilmesinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra öğrencilerin gerektiğinde ekranı kapatabilmelerini, dikkatlerini koruyabilmelerini, yüz yüze iletişim kurabilmelerini ve zamanlarını yönetebilmelerini de önemsediklerini belirten Tekin, sınıflarda cep telefonu ve benzeri dijital araçların kullanımına yönelik tedbirlerin de çocukların dikkatini ve öğrenme zamanını koruma amacı taşıdığını aktardı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda içeriği ve tasarımı yenilenen EBA'nın bu yıl öğrenciler, öğretmenler ve ailelerin kullanımına sunulacağını belirten Tekin; MEBİ, DİLİM ve diğer dijital eğitim platformlarıyla öğrencilerin nitelikli eğitim içeriklerine erişiminin destekleneceğini söyledi. Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik projesiyle dijital mahremiyet, siber güvenlik, dijital etik ve dijital esenlik konularında öğrencilerin daha bilinçli davranmalarının hedeflendiğini aktaran Tekin, Haberimiz Olsun platformuyla da öğrencilerin güncel gelişmeleri doğru ve güvenilir bilgi üzerinden takip etmelerinin ve karşılaştıkları içerikleri eleştirel bir dikkatle değerlendirmelerinin destekleneceğini kaydetti.
Bu konuda öğretmenlerin tutum ve davranışlarının da önemine değinen Tekin, sınıfta dikkatin nereye verildiğinin, teknolojiyle nasıl bir ilişki kurulduğunun, doğru bilgi karşısındaki hassasiyetin, dilin ve zamanın nasıl kullanıldığının da eğitimin bir parçası olduğunu vurguladı.
 
Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken okullardaki huzur ve güven ortamına özel önem verdiklerini belirten Bakan Tekin, konuşmasında şunları kaydetti: "Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir diğer mesele, okullarımızdaki huzur ve güven ortamıdır. Bir çocuğun zihnini öğrenmeye açabilmesi için önce kendisini emniyette hissetmesi gerekir. Öğretmenin sınıfına bütün dikkatini verebilmesi de mesleğini huzur içinde icra edebileceği bir çalışma ortamına bağlıdır. Bu sebeple okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz.
 Okullarımızın ve çevresinin güvenliği konusunda gerekli bütün tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını, muhtemel risklerin önceden tespit edilmesini ve en küçük bir ihmal alanının dahi oluşmamasını istiyoruz. Veli görüşmelerinin Okul Randevu Sistemi üzerinden yürütülmesi dâhil olmak üzere aldığımız tedbirlerin temelinde öğrencilerimizin güvenliğini ve sizlerin mesleki haklarını koruma iradesi bulunuyor fakat okulun huzuru, kapıda alınan tedbirlerle tamamlanmaz. Çocuğun arkadaşları arasında incinmekten çekinmediği, sözünün dinleneceğini bildiği, hata yaptığında yeniden deneyebildiği, öğretmenine güvenebildiği bir iklime ihtiyacı var. Öğretmenin de meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduğu, yöneticisiyle açık bir iletişim kurabildiği ve emeğinin karşılığında saygı gördüğü bir okulda çalışmasını arzu ediyoruz. Emniyet duygusu, insanın kendisini ait hissettiği yerde kök salar. Bu sebeple güvenli okul iklimini aynı zamanda aidiyetin, karşılıklı hürmetin ve mesuliyetin güçlendiği bir eğitim meselesi olarak ele alıyoruz."
 Bu noktada öğretmenlere de önemli bir vazife düştüğünü ifade eden Tekin, öğretmenlerin öğrencilerdeki küçük davranış değişikliklerini fark etmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Tekin, derse katılımın azalması, arkadaşlardan uzaklaşma veya tedirginlik gibi işaretlerin öğretmenin dikkati sayesinde fark edilebileceğini belirterek, "Öğretmenin dikkati, kimi zaman bir çocuğun kendisini yalnız hissetmesiyle yardım gördüğünü hissetmesi arasındaki mesafeyi kapatır. Bu dikkati, öğretmenlik mesleğinin en insani ve en değerli taraflarından birisi olarak görüyorum." ifadelerini kullandı.
 
"Sağlıklı olan, herkesin kendi vazifesini hakkıyla yerine getirdiği ve çocuğun yararını müşterek gaye olarak gördüğü bir ilişkiyi inşa edebilmek"
Çocuğun eğitim hayatında okul ve aile arasında güçlü bir iletişim ve bütünlük bulunması gerektiğini belirten Bakan Tekin, öğrencilerin okulda ve evde birbirinden kopuk iki ayrı hayat yaşamadığını, okulda kazandıkları bilgi ve becerileri eve, evde edindiklerini de okula taşıdıklarını ifade etti. Bu nedenle çocukların hayatındaki bütünlüğün korunmasının önemine dikkati çekti.
 Ailelerle kurulan ilişkinin de bu anlayış doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, velilerin öğretmenlerin mesleki alanına ve kararlarına saygı gösterdiği, öğretmenlerin de ailelerin çocuklarına ilişkin ilgilerini dikkatle dinlediği sağlıklı bir iletişimin öğrenciler için önemli bir imkân olduğunu söyledi. "Ailemle Eğitim Yolculuğum" çalışmalarının da bu anlayışla sürdürüleceğini belirten Tekin, ailelerin çocuklarıyla okuma, araştırma, gözlem yapma ve oyun oynama faaliyetlerinin destekleneceğini, okulda edinilen bilgi ve becerilerin evde kullanılmasının ve benimsenen değerlerin günlük hayata yansıtılmasının teşvik edileceğini kaydetti. 
Tekin, "Ailenin okula yakınlığı, öğretmenin mesleki alanına müdahale anlamına gelemez; öğretmenin mesleki sorumluluğu da aileyi çocuğun eğitiminden uzak tutamaz." değerlendirmesinde bulundu. Sağlıklı ilişkinin, herkesin kendi görevini hakkıyla yerine getirdiği ve çocuğun yararının müşterek gaye olarak görüldüğü bir anlayışla inşa edilebileceğini belirten Tekin, Bakanlık olarak öğretmenlerin mesleki haklarını ve çalışma huzurunu korurken ailelerin eğitim süreçlerine bilinçli ve sağlıklı biçimde katılımını desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti.
 
"Bir milletin geleceğine duyduğu güven, kendi evlatlarının üretme kudretine duyduğu güvenle birlikte büyür" 
Bakan Tekin, çocukların öğrendiklerini hayatın içinde kullanabilmelerini, karşılaştıkları meseleler üzerine düşünebilmelerini, kendi kararlarını verebilmelerini ve bu kararların sonuçlarını üstlenebilmelerini amaçladıklarını söyledi. Bu anlayış doğrultusunda düşünme eğitimi, yazarlık ve yazma becerileri, yapay zekâ uygulamaları, robotik kodlama ile kültür ve medeniyet birikimine uzanan seçmeli derslerin öğretim programlarının kademeli olarak uygulanacağını aktardı.
Çocuklarda üretme şuurunun güçlendirilmesine de önem verdiklerini vurgulayan Tekin, bir milletin kendi ihtiyaçlarını kendi aklı, emeği ve bilgisiyle karşılayabilmesinin istiklalini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin savunma sanayii, otomotiv, havacılık ve uzay teknolojileri gibi alanlarda son yıllarda attığı adımlara bu açıdan baktığını belirten Tekin, kendi imkânlarıyla üretilen her teknolojinin, geliştirilen her aracın ve çözülen her meselenin Türkiye'nin geleceği üzerinde söz sahibi olma gücünü artırdığını kaydetti.
Bakan Tekin, "Bugün gururla baktığımız her eserin arkasında bu memleketin yetiştirdiği insanların bilgisi, emeği, cesareti ve yıllara yayılan gayreti var. Biz istiyoruz ki çocuklarımız bu eserlerde kendi geleceklerini de görsünler; 'Ben bu birikimin neresindeyim, ülkeme ne katabilirim?' diye düşünsünler. Türkiye'nin bugün ulaştığı üretim gücünü hazır bir miras olarak tüketmek yerine, onu geliştirmeyi ve kendilerinden sonraki nesillere daha ileri bir seviyede bırakmayı vazife bilsinler. Bilimle uğraşan evladımız yeni bir teknoloji geliştirmeyi, meslek öğrenen gencimiz yaptığı her işi en iyi şekilde yapmayı, sanatla ilgilenen çocuğumuz kendi medeniyet birikiminden yeni eserler üretmeyi aynı mesuliyetin farklı tezahürleri olarak görebilsinler.
Sizlerden beklentimiz de çocuklarımızda bu üretme şuurunu beslemeniz; onların kendi kabiliyetleriyle memleketimizin ihtiyaçları arasında bir bağ kurmalarına rehberlik etmenizdir. Evlatlarımızın hazır olanla yetinmeyen, merak eden, araştıran, deneyen, geliştiren ve üreten insanlar olarak yetişmelerini desteklemenizi istiyoruz. Bugün karşılarında gördükleri yerli ve millî eserlerin arkasındaki birikimi, emeği, iradeyi ve mesuliyeti onlara hissettirmenizi de çok kıymetli buluyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası kapsamında yürütülecek çalışmaların da bu anlayış doğrultusunda ele alınacağını belirten Tekin, "Yerli ve millî üretime ilişkin farkındalığı ve millî kalkınma şuurunu yıl boyunca canlı tutacağız." dedi. Finansal okuryazarlık ve tasarruf kültürünün geliştirilmesinin yanı sıra yerli ve millî üretimin Türkiye'nin istiklali, kalkınması ve geleceği açısından taşıdığı anlamın öğrencilere kavratılacağını aktaran Tekin, bilim ve teknoloji karşısında düşünen, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir iradenin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi.
Bakan Tekin, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:"Biliyoruz ki bir milletin geleceğine duyduğu güven, kendi evlatlarının üretme kudretine duyduğu güvenle birlikte büyür. Bu üretim anlayışının maharete ve esere dönüştüğü başlıca alanlardan biri de mesleki ve teknik eğitimdir. Bir gencin bir işi yapmayı öğrenmesi, elindeki malzemeye, kullandığı alete, çalışma arkadaşına ve ortaya koyduğu esere karşı bir ahlak geliştirmesini de gerektirir. Maharet, meslek ahlakıyla birleştiğinde memlekete hizmet eden bir kudrete dönüşür. Bu sebeple mesleki ve teknik eğitimde öğrencilerimizin mesleki yeterliklerini geliştirirken güvenli bir ortamda eğitim almalarını, edindikleri bilgi ve becerileri çalışma hayatının gerçek şartları içinde tecrübe etmelerini ve meslekleriyle sahih bir ilişki kurmalarını önemsiyoruz.
 Çocuklarımızın ölçme ve değerlendirme süreçlerinde de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Eğitimi sürekli sıralayan, mukayese eden ve çocuklarımızı birbirinin rakibi hâline getiren bir anlayışa teslim edemeyiz. Her öğrencinin gelişimini sağlıklı biçimde takip etmek ve ihtiyaç duyduğu desteği zamanında verebilmek istiyoruz. Bakanlığımızın belirlediği uygulamalar dışında öğrencilerimizi yarıştıran ve ailelerimize ilave mali yük getiren sınavlara okullarımızda yer vermeme irademizin arkasında da bu yaklaşım bulunuyor."
 
"Maarifin dikkati, kalabalığın içinde tek bir çocuğu dahi gözden kaçırmamayı gerektirir"

Eğitim çalışmalarının merkezinde her çocuğun kendi kabiliyeti, ihtiyacı ve gelişim seyri içinde değerlendirilmesinin bulunduğunu belirten Bakan Tekin, aynı sınıfta bulunan öğrencilerin öğrenme biçimleri, ilgi alanları, güçlü yönleri ve ihtiyaç duydukları desteğin farklı olabileceğine dikkati çekti. Tekin, "Maarifin dikkati, kalabalığın içinde tek bir çocuğu dahi gözden kaçırmamayı gerektirir." dedi.
 
Yeni dönemde uygulanacak Eğitsel Tarama ve Değerlendirme Bataryası, destek eğitim odaları, bireyselleştirilmiş eğitim programları ve rehberlik çalışmalarıyla özel eğitim ihtiyacı bulunan çocukların ihtiyaçlarının mümkün olan en erken dönemde fark edilmesi ve gerekli desteğin zamanında sunulmasının sürdürüleceğini aktaran Tekin, eğitim öğretim ortamlarının erişilebilirliğinin güçlendirileceğini söyledi. Her öğrencinin kendi kabiliyetini geliştirebileceği imkânlara ulaşmasını fırsat eşitliğinin temel gereği olarak görmeye devam edeceklerini belirtti.
 
Bakan Tekin, "Aynı ihtimamı çocuklarımızın bedenen ve ruhen sağlıklı yetişmelerinde, okula devamlarında ve okul hayatlarıyla kurdukları rabıtada da göstermek durumundayız. Sağlıklı beslenmeden fiziksel hareketliliğe, devamsızlığın yakından takibinden akran desteğine kadar aldığımız her tedbirle, bir çocuğun eğitimden uzaklaşmasını sonuçları ortaya çıktıktan sonra fark etmek yerine, bu uzaklaşmanın ilk işaretlerini zamanında görebilmeyi hedefliyoruz. Sizlerin dikkati, okul yönetimlerimiz, rehberlik hizmetlerimiz ve ailelerimizle zamanında kurulan irtibatla birleştiğinde, kimi zaman bir evladımızın hayatındaki çok daha büyük bir kırılmanın önüne geçebiliriz." şeklinde konuştu.
 
Öğretmenliğin aynı zamanda önemli bir temsil mesuliyeti taşıdığını belirten Tekin, öğrencilerin öğretmenlerini anlattıkları ders, kurdukları cümleler, gösterdikleri ihtimam, adalet duyguları, vakarları ve davranışlarıyla bir bütün olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çocukların öğretmenlerinden bilgi edinmenin yanı sıra kendilerine, insanlara ve hayata nasıl bakacaklarını da öğretmenlerinin tutumlarından gördüklerini ifade eden Tekin, "Bu sebeple öğretmenin vakarına yakışan temsil şuurunu ve öğrencilerimize örnek olma mesuliyetini öğretmenlik mesleğinin temel ölçütleri arasında gördüğümüzü biliyoruz." dedi.
 
Bakanlık olarak öğretmenlerin mesleklerini huzur ve güven içinde icra edebilmeleri, mesleki müktesebatlarını geliştirebilmeleri ve emeklerinin hak ettiği itibarı görmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Tekin, öğretmenlerden de sınıfa her girdiklerinde karşılarındaki her çocuğa, mesleklerinin vakarına ve milletin kendilerine emanet ettiği göreve aynı özenle sahip çıkmalarını istedi.
 
"Bizim maarif davamızın nihai hedefi, bir evladımızı bu milletin kıymetli bir ferdi olarak yetiştirmektir."
Bakan Tekin, eğitim öğretim yılının hakiki manasının en açık biçimde sınıflarda görüldüğünü belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı:
 
"Bir eğitim öğretim yılının hakiki manasını da en açık biçimde sınıflarımızda görüyoruz. Her sabah açılan sınıf kapısının ardında bir çocuğun kendisini, insanı, memleketini ve dünyayı tanımasına imkân veren büyük bir emek var. Bizim maarif davamızın nihai hedefi, bir evladımızı bu milletin kıymetli bir ferdi olarak yetiştirmektir. Unutmayalım ki icra ettiğimiz meslek binlerce yıllık kadim medeniyetimizin başlangıcından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar her devlet adamımızın, milletimizin her bir ferdinin kutsal kabul ettiği bir meslektir. 
 
Şunu bir kere daha söylemek istiyorum: Bilginize, tecrübenize, muhakemenize ve çocuklarımız için gösterdiğiniz ihtimama güveniyoruz. Yeni eğitim öğretim yılında da meslek ahlakı ve aynı müşterek gaye etrafında çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Rabb'im niyetimizi hayra, gayretimizi berekete vesile kılsın. 2026-2027 eğitim öğretim yılının siz kıymetli meslektaşlarımıza, evlatlarımıza, ailelerimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Allah'a emanet olun."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.