haberpi
haberpi
Açık
Afyonkarahisar · 15°C
Bizi Takip Edin
20 Şubat 2026 - 06:10

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Başarılı Bir Vali, İyi Bir Lider Demektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Çiftçi ve 81 il valisini kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Başarılı Bir Vali, İyi Bir Lider Demektir”

HABERPİ- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Valiler Buluşması programı kapsamında İçişleri Bakanı  Mustafa Çiftçi ve 81 il valisini kabul etti. Programda 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Çiftçi 81 il valisine hitaben konuşma gerçekleştirdiler.

İçişleri Bakanı Çiftçi, devletin hak ve adalet üzere yükselen, millete hizmetle anlam kazanan bir teşkilat olduğunu ifade ederek “Bu topraklarda devlet; tarihin derinliklerinden süzülüp gelen töre ile inancımızın emrettiği adalet ve merhamet anlayışıyla, millet için var olan bir nizam olarak görülmüştür. Köklü devlet geleneğimiz adaleti temel, merhameti ölçü, hikmeti rehber edinmiş kutlu bir yürüyüştür. Göktürk Kağanlığından Selçuklu Hanedanlığına, Osmanlı’nın üç kıtayı kuşatan nizam anlayışından Cumhuriyetimize kadar uzanan bu çizgi; bir milletin devletiyle kurduğu sarsılmaz bağın tarihidir.” dedi.

“Tarihin Her Döneminde Ecdadımız, İnşa ve İhya Etme İdealiyle Hareket Etmiştir”

Şan ve şerefle yazılmış bu büyük tarihin insanlık için iyiliğin, adaletin ve merhametin mümkün olduğunu gösteren güçlü bir tecrübe olduğunu söyleyen İçişleri Bakan Çiftçi, “Bizler içinse her zaman onurla sahip çıkılacak, sorumlulukla taşınacak bir muazzez mirastır. Tarihin her döneminde ecdadımız, inşa ve ihya etme idealiyle hareket etmiştir. Şehirler kurmuş, gönüller fethetmiş, yalnızca taş üstüne taş koymamış; hepsinden öte insanı merkeze alan bir medeniyet inşa etmiştir. Bizler de bu yürüyüşün devamı olarak, büyük bir sorumlulukla aynı istikamette yol alıyor, Zat-ı Devletlerinin liderliğinde Büyük ve Güçlü Türkiye idealine doğru emin adımlarla ilerliyoruz.” diye konuştu.
Devlet yönetiminde “mülk” ve “idare” kavramlarının bir medeniyet tarifi olduğuna işaret eden İçişleri BakanıMustafa Çiftçi, şunları söyledi:“Mülk; emanettir. İdare; emanetin hakkını vermektir. Mülk, vatan toprağıdır. İdare; o toprağın huzurunu, düzenini, kardeşliğini ayakta tutmaktır. Bizim mülk anlayışımız, yöneticinin kibirden ve gösterişten uzak, sorumluluk bilinci yüksek ve hesap verme şuuruyla hareket etmesini gerektirir. Zira, yegâne Mâlîk Allah’tır; insana verilen sahiplik ise geçicidir. Bu bilinç, yöneticiyi hem adalete hem de tevazuya sevk eder. İşte mülkî idare geleneğimiz bu hassasiyet üzerine bina edilmiştir. Sinop’tan Hatay’a, Edirne’den Hakkâri’ye uzanan bu aziz vatanın her bir köşesi bizlere emanet edilmiş bir mülktür. Bu mülkü adaletle, dirayetle ve şefkatle yönetmek hepimizin öncelikli görevidir. Bu vazife Hoca Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’te dile getirdiği ‘nerde görsen gönlü kırık, merhem ol, öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol’ ifadesinde anlamını bulan irfanda saklıdır. Zira vali, kelime manasıyla; gözeten, yöneten, göz kulak olan, egemenlik yetkisini kullanan demektir.”

“Milletimizin Hayır Duası, Bu Devletin En Güçlü Hazinesidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Valilik milletin derdine derman olma makamıdır. Valilik devletin halka uzanan elidir. Vicdan ve merhamet mevkiidir. Bu düstur valilik makamının nüvesidir.” sözüne atıfta bulunan İçişleri Bakanı Çiftçi, “Bu sözler, mülki idarenin mesuliyetlerini çok veciz şekilde ifade etmektedir. Milletimizin hayır duası, bu devletin en güçlü hazinesidir. Bu dua, samimiyetle, fedakârlıkla ve hizmetle kazanılır. Milletimize hizmet yolunda gösterilen her bir gayret, devletimizin gücüne güç katar. Bir çocuğun hafızasında, bir gencin umutlarında, bir büyüğümüzün duasında bırakılan iz, insanı iki cihanda da aziz eder.”
“Hizmet eden izzet bulur” anlayışıyla çalışmanın en büyük gayeleri olduğunun altını çizen İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Zat-ı Devletlerinizin liderliğinde milletimizin hizmetinde olmaktan şeref duyuyoruz. Bu kutlu yolda; Türkiye’nin gücüne güç, birliğine birlik katmaya Allah’ın izniyle devam edeceğiz. Liderliğinizde hem gönülleri imar edecek hem de eser ve hizmet anlayışıyla azimle çalışmayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılını güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacak, Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine emin adımlarla yürüyeceğiz. Bu duygularla; milletin evi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bizleri onurlandıran Zat-ı Devletlerinize şükranlarımı arz ediyorum. Ülkemizin dört bir yanında devletimize ve milletimize hizmet etme şerefine nail olan kıymetli valilerimizin, mülki idare amirlerimizin ve emekli mülki idare amirlerimizin İdareciler Günü’nü de gönülden tebrik ediyorum. Ebediyete irtihal eden tüm valilerimize ve idarecilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Emekli olanlara hayırlı uzun ömürler diliyorum. Yüce Rabbim’den rahmet ve bereket ayı mübarek Ramazan-ı Şerif’i sağlık, huzur ve afiyet içinde tamamlamayı, birlik ve beraberlik içinde Ramazan Bayramı’na kavuşmayı niyaz ediyor, Zat’ı devletlerini ve kıymetli davetlileri hürmetle selamlıyorum.”
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise konuşmasına “Biliyorsunuz geçen hafta bakanlığımızda bir nöbet değişimi yaşandı. 2,5 yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya'ya bir kez de sizlerin huzurunda hizmetleri için teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanlığı görevini devralan Mustafa Çiftçi'ye de aynı şekilde başarılar diliyor, yapacağı hayırlar sebebiyle inşallah milletim adına kendisine şimdiden şükranlarımı iletiyorum. Sizlerle birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum. Şehit mülki idare amirlerimizle birlikte ebediyete irtihal eden valilerimizi, kaymakamlarımızı bilvesile rahmetle yad ediyorum. Hepsinin de ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun.” diyerek başladı.
Ramazan ayının tüm insanlık için hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine bu gece itibarıyla müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif'in milletimiz, Alem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Rahmet kapılarının açıldığı bu mübarek günlerin birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Ya Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine, kaldır arada vahdete hail ne ise. Ya Rab, şu asırlarca süren tefrikadan, artık ezilip düşmesin ümmet yeise. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un bu niyazını bugün bir kez de kalbimizin en derinlerinde hissediyor, İstiklal Marşı şairimizin bu dualarına bizler de gönülden amin diyoruz.” dedi.

“Yeter Ki Zulmün Ve Zalimin Karşısında Dimdik Duralım”

Filistin’de yaşananların ve Filistinli mazlumların da mutlak suretle unutulmaması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:  “Ramazan-ı Şerif'i derme çatma çadırlarda karşılayan, buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça, birbirimizin yaralarını sardıkça, yekvücud olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça; bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenab-ı Allah'ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Rahmetli Nurettin Topçu üstadımız bir yazısında millet, tarih ve kimlik arasındaki rabıtayı şöyle anlatıyordu: Mazinin bittiği yerde millet biter, insan biter, iz’an biter; bunlar nihayet bulurlar. Millet tarihinden ibarettir. Onu tarihinden sıyırınız, insan sürüsü kalır. Milletlerin mazisini teşkil eden bütün eski hareketler, eski eserler ve düşünüşler ona bir zincirin halkaları gibi gelir. Ben babama, o da Kosova’nın kahramanlarına ve Yıldırım Han’a bağlanır. Bunların ruhu ise Yunuslar’la, Alparslanlar’dan geçerek Hz. Muhammed’e kadar uzanan zincirin bize daha yakın bulunan halkalarını teşkil ederler. Bizim bu atalarımızın varlığı, geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet bir büyük dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır. Evet, büyük bir millet olarak bizim büyük dimağımızın, büyük ruhumuzun bir özelliği de devlet mefhumuna yüklediğimiz anlam ve atfettiğimiz önemdir. Biz tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, 'ebet müddet' şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz, geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan dercedilmiştir.”
Devletin yalnızca bir idari teşkilatlanmayı ifade etmediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet, hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliye’de Sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati 'Hükümet hikmet ile müşterektir' sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız.” dedi.

“Adalet, Vatandaş İle Devletin Buluşma Noktasıdır”

Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde yer verdiği bir anekdotu paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Rivayet olunur ki Humus Valisi, Ömer bin Abdülaziz’e şöyle bir mektup yazdı: 'Humus çarşısının duvarı harap olmuştur. Onu imar etmek lazımdır. Ne buyursunuz?' Ömer bin Abdülaziz aynı kağıda şöyle yazdı: 'Humus çarşısının duvarını adaletle yükselttiğinde, yolları da korku ve zulümden arındırıp tertemiz ettiğinde ortaya çıkacak yapının çamur ve tuğlaya ihtiyacı yoktur.' Evet, mesele bizim için işte bu kadar billurlaşmış, kristalize bir hakikattir. İllerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali; kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır. Adalet, hikmet ve hükümetin eritme potasıdır. Vatandaş ile devletin buluşma noktasıdır. Valilik; sadra şifa olma, derde deva bulma yeri; milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır.”

“Başarılı Bir Vali, İyi Bir Lider Demektir”

Valilerden en büyük beklentisinin sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanların gönlüne girmeleri, görev ve sorumluluk dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Liderlik de esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik; yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idare-i maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir.” dedi.