Yazı Detayı
18 Mayıs 2020 - Pazartesi 12:15
 
19 MAYIS
VEHBİ YAHŞİ
 
 

Osmanlı Devleti, I. Dünya savaşını ateşkes isteyerek ve savaşta yenik sayılmayı kabul ederek durdurdu. İtilaf devletleri savaşarak geçemedikleri Çanakkale boğazını ateşkes şartlarında geçtiler. İstanbul’a asker çıkarıp komiserliklerini kurdular.

Artık tam bağımsızlığa yeniden kavuşmak için önümüzde iki yol vardı. Ya ateşkes iptal edilip savaşa dönülerek İtilaf Devletlerine karşı galip gelinecek ya da onlarla barış anlaşması yapılacaktır. Üçüncü bir seçenek yoktu.

Devletin rejiminin meşrutiyet olması sebebi ile tam bağımsızlık yolunda bu kararı yalnızca padişah ve hükümeti veremezdi. Mütareke sonrasında kapanmış olan millet egemenliğinin temsili makamındaki meclisin seçimler yapılarak açılması ve bu önemli kararın burada alınması gerekiyordu.

Atatürk İtilaf Devletlerinin Karadeniz bölgesinde Hıristiyan tebaaya soykırım yapıldığı iddiasını araştırmak ve gereğini yapmak üzere Samsun’a gönderildiği gün bunu bir hedef olarak koymuştu. O günden sonra hep bu amacın hayata geçirilmesi için çalıştı. Anadolu’nun bazı yerlerinde ve Trakya’da işgallere karşı oluşan sivil toplum kuruluşları niteliğindeki Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetlerinin desteklenmesi gerektiğini gördü.

Emrindeki mutasarrıf, vali ve kolordu komutanlarından bu cemiyeti desteklemelerini ve faaliyetlerine yardımcı olunmasını istedi. Çünkü bu sivil siyasi hareket birleşerek bir siyasi parti niteliği kazanabilir, seçimlerle meclise girip hükümet olabilirdi. Bu yolda ilerlemek üzere Samsun’a çıktıktan 49 gün sonra askerlikten istifa ederek Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetinin Erzurum şubesine üye olarak girdi, sonrada başkanı seçildi. Artık amacı meclise girip hükümet olmaktı.

Çünkü ülkenin tam bağımsızlığına giden meşru yol millet iradesinin tecelli ettiği meclisten geçmektedir. Bu sebeple Atatürk mecliste faaliyet gösterebilmek üzere sivil siyasi hareket içerisindeki yerini aldı. Artık Müdâfaa-i Hukuk cemiyetlerini tek çatı altında birleştirerek partileşme yolunda adımların atılması gerekiyordu.

İlk adım olarak cemiyetin tüm şubelerinin katıldığı genel kongreyi Sivas’ta topladı ve cemiyete genel başkan oldu. Bundan sonraki süreç padişaha ve hükümete baskıda bulunup seçimlerin bir an önce yaptırılması ve meclisin açtırılması ile sonuçlanacaktı. Nitekim seçimler yapıldı. Atatürk de Erzurum mebusu olarak meclise girdi. Müdâfaa-i Hukuk cemiyetinden de birçok kişi seçilerek Meclis-i Mebusan üyesi oldu.

Artık meşruti rejim işlerlik kazanmış, ülkenin kaderini meclis ele almıştı. İlk ve önemli iş olarak ateşkes anlaşmasının yapıldığı tarihteki sınırları çizen ve tescilleyen Misak-ı Milli yasası çıkarıldı. 30 Ekim 1918 den beri İstanbul’da bulunan İtilaf devletleri bundan rahatsız oldu. İngilizler

16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal etti. Meclis özgürce çalışamayacağını anlayınca 11 Nisan 1920’de çalışmalarına ara verdi ve Atatürk’ün tavsiyesi ile Ankara’ya taşındı. TBMM adı ile açılıp çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Meclis Ankara’da yasama yetkisinin yanında yürütme yetkisini de ele alarak hükümeti kendi içinden çıkardı. İstanbul’daki hükümet yasa dışı duruma düşerek süreç içinde ortadan kalktı. Padişah ise yetkisiz devlet başkanı konumunda kaldı. Böylece Yunanlılarla savaşılıp Ege ve Trakya işgalden kurtarıldı. İtilaf devletleri ile de Lozan’da barış anlaşması yapılarak tam bağımsızlık elde edildi. Meclis saltanatı kaldırarak Atatürk’ü cumhurbaşkanı seçti ve meşrutiyet rejiminden cumhuriyete geçilmiş oldu.

İşte 19 Mayıs milletimizin tam bağımsızlık yolunda kat ettiği hayati sürecin Atatürk tarafından başlatıldığı noktadır. Kutlu olsun.

 
Etiketler: 19, MAYIS, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı