haberpi
haberpi
Açık
Afyonkarahisar · 15°C
Bizi Takip Edin
21 Mart 2020 - 08:11

İSMET ÇİĞİT OLAYI VE BU KENTTE GAZETECİ OLMAK

Devletin Korona virüs salgınına karşı yürüttüğü mücadele politikaları kapsamında,, bu virüsten dolayı yaşamını yitirenlerin isimleri ve tedavi altında tutuldukları  hastanenin adleri ve şehirleri, bizzat Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanmadıkça gazeteciler tarafından haber yapılamıyor.. 

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli' Derimce Hastanesinde korona virüs tanısı ile yatan bir hastamızın yaşamını yitirdiği haberi anında bize de ulaştığında "Böylesi bir kritik sağlık ve yaşam  mücadelesinde vardır Devletin bir bildiği ki, isim ve şehir yazılmasını istemediler" diye düşünerek haberde bu ayrıntıya yer vermedik..

Kentimizin en eski gazetecilerinden birisi olan İsmet Çiğit'in haber sitesi yer verince Basın Savcılığı kararıyla önce İsmet Çiğit ve ardından ortağı Güngör Arslan gözaltına alındı. Ve sonrasın İfadelerinin ardından ikisi de serbest bırakıldı..

Buraya kadar olan bitene yürürlükteki prosedür işletildiği için "durum normal gözüküyor" diyebiliriz.  Çünkü Türkiye'de; gazetecilik kavramı ile gözaltına alınma, ifade verme, yargılanma, tutuklanma ve hüküm giyme kavramları birbirlerinin vaz geçilmezi olmuş durumda maalesef..

Çeyrek yüzyılı aşan gazetecilik yaşamımda; matbaadan gelen dergilerimizin dağıtıcı firma önünden gece toptan çalınarak Gebze çöplüğünde yakılması, gazete binamızın kundaklanması, ofisimize, evimize ve arabamıza hırsız sokturtularak bilgisayarlarımızın, fotoğraf makinelerimizin  ve kameralarımızın çalınmasının yanısıra Emniyette ve Savcılıkta ifade verdiğim, Hakim huzurunda yargılandığım ve de hüküm giydiğim dava ve şikayetlerin sayısını çoktan unuttum bile...

Neyse beni geçelim gelelim İsmet Çiğit'in gözaltına alınması olayında normal olmayana..
İsmet Çiğit'in gözaltı olayında yanlış olan ve de görenlerin canını sıkan kısım, ömrünün 40 yılını gazeteciliğe vermiş 60 yaşındaki bir kişinin ifade vermeye elleri kelepçeli götürülmesidir..

Ha..kanuni prosedirler gereği hakkında gözaltı kararı verilen kişilerin, Emniyete bu şekilde kelepçeli götürülmesi yönünde genel bir kural olabilir..
 O zaman "o kuralda can sıkan ve gözlere hoş gelmeyen bir yanlışlık var" diyorum.. 
En azından Savcılara veya Emniyet Mensuplarına. göz altı kararı verilen kişinin ellerine kelepçe takılmadan önce suçun niteliği ve suçlu olduğu iddia edilen kişinin kaçma şüphesi olup olmadığı yönünde insiyatif kullanma yetkisi verilmesi şeklinde bir düzenleme yapılabilir..

Gelelim yazı başlığımdaki "BU KENTTE GAZETECİ OLMAK" şeklindeki kısıma;

Bu kentte gazeteci olmak zor iş..
Hele hele bunu uzun yıllara yaymak hepten zor iş..
Gazete ve gazeteci bolluğunun en çok olduğu iller arasında ilk 5'te yer alan bu kentte gazeteciler de çok yanlış yapıyor okurlar da..

Bakın mesala İsmet Çiğit yıllar önce gazetesini sattığı Ak Partili iş adamının yanında uzun yıllar Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı dönemde suskunluğu tercih etmesine rağmen o gazeteden ilişiği kesildikten sonra yıllar önce Ak Partili Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Cemaat mensuplarının da katılımında gittiği Amerika gezisi ile ilgili olarak "Orada Pensilvanya'ya giderek Fethullah Gülen'i ziyaret ettiler" şeklinde ifşada bulunması karşısında, insanın "ABD'ye uçarken, New York veya Washington caddelerinde yeyip içip gezerken hiç mi aklına gelmedi başka türlüsü" ddiye sorası geliyor insanın..

Mesela İsmet Çiğit'in, geçmişte aralarında bir arkadaşlık hukukları olan Tahir Büyükakın ile kendi aralarında karşılıklı güvene dayalı olarak geçen özel konuşmaları köşesinden sütunlarına taşıması da bence bir yanlıştı..

Mesela İsmet Çiğit'in yine köşesinden yazdığı ve CHP'li kadınların tepkisine neden olan "‘Aktif örgüt görevi yapmış kaltaklar" ifadesi de bir yanlıştı..
O ifade karşısında CHP Kocaeli Örgütü tarafından 21 Eylül tarihinde gerçekleştirilen suç duyurusunun ardından adliye önündeki açıklamaya CHP'li İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet,  İl Başkanı Cengiz Sarıbay, İl Kadın Kolları Başkanı Songül Kaya ve il yönetim kurulu üyeleri katılmıştı.

O günlerde İsmet Çiğit'i, daha sonra savcılık tarafından ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek  "Takipsizlik" kararı verilen o sözlerinden dolayı linç etmeye kalkışan bazı CHP'lilerin de dün akşamdan beri sosyal medyada İsmet Çiğit'in elleri kelepçeli fotoğrafını "basın özgürdür"  mesajı eşliğinde paylaşmaları da insanı acı acı gülümseten bir durumdur.. 

Peki okurların kusuru veya yanlışı yok mu?
Var tabi ki; yazmış olduğu haber veya yorumlar işlerine geldiği veya hoşlarına gittiği zaman "ÇOK YAŞA" diyerek göklere çıkardıkları gazeteciyi, aksi bir durumda "TU KA KA" ilan ederek yerin dibine sokmaları yanlış değil de nedir?

Maddi ve manevi destek sunmayı hiç bir zaman akıllarından dahi geçirmedikleri gazetecileri hedef tahtasına ıoturtarak yok etmeye çalışmak için adeta sotaya yatarak fırsat kollamak yanlışın dik alası değil de nedir?  

SONUÇ; İsmet Çiğit'in elleri kelepçeli görüntüsü hiç yakışmamıştır bu kente ve her ne kadar kendileri bu kentte kendilerinden gayri gazetecileri yok sayma gibi bir yanlışın içinde olmuş olsalar dahi biz kendisine ve Güngör Arslan'a buradan geçmiş olsun diyoruz.. 

Gözden Kaçmasın

23 NİSAN

23 NİSAN

Görüntüle →

Trend Makaleler

ZAFER BAYRAMI