06 Haziran 2012 - 22:23 - Güncellenme: 03 Eylül 2022 - 16:01
G: 03 Eylül 2022 - 16:01
Gülerce;Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?
İŞTE O YAZI...
Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?
İlk defa AK Parti tabanında endişe gördüm. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yolundaki açıklamalar, "AK Parti nereye gidiyor?" sorularını artırıyor. Hele Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağʹın; "Özel Yetkili Mahkemeler, hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir. Gereken yapılıyor, yapılacak." sözleri, gözleri fal taşı gibi açtı.
Bu nasıl söz böyle? Bu mahkemeleri, 2004ʹte AB üyelik yolundaki reform adımları sırasında Devlet Güvenlik Mahkemeleriʹni kaldırarak "ihtisas mahkemeleri" olarak kuran AK Parti... 2005ʹten beri yürürlükteler. Yani bu mahkemeler hukuk devleti ile bağdaşmıyorsa, 7 yıldan beri bu hukuksuzluğu kim yapmış oluyor? Sayın Bozdağ, CHPʹnin dediğine gelmiş mi oldu?
AK Partiʹye bir haller olduğunu söyleyenlerin eleştirilerini ciddiye almak zorundayız. Ben kanaatimi henüz netleştirmedim. Sayın Başbakanʹın da, Sayın Arınçʹın da samimiyetini sorgulamak yerine, kendimi sorgulamayı tercih ederim. Ama AK Partiʹnin bir muhasebe yapması gerektiğine inanıyorum.
...
AK Parti bu istekleri yerine getirme niyeti, adımları ve kararlılığı ile seçmenden destek buldu. Bu yolda güzel işler yapıldı. AK Partiʹnin darbe teşebbüsü davalarında, çetelerle, mafyalarla mücadeledeki cesareti, siyasi iradesi toplumun büyük çoğunluğundan takdir gördü. Hele 28 Nisan 2007ʹdeki e-muhtıraya verilen cevap gönüllere su serpti. Kapatılma davasındaki mağduriyet, yürekleri burktu. 12 Eylül 2010 referandumunda, yüzde 58 evet ile tarihi bir cevap verildi. Ardından 12 Haziran 2011 seçimlerindeki yüzde 50 oy desteği ile demokratik irade perçinlendi.
Şimdi ne oldu da, AK Parti yöneticileri, sanki onlar gitmiş de başkaları gelmiş gibi davranıyor? Evet, ne oldu? AK Parti kendi kurduğu mahkemelere, şimdi "hukuksuz" diyor... Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?
10 yıldır demokratikleşme adımları atıldı ama vesayet sistemini kurumsal olarak değiştirecek değişiklikler henüz yok ortada. 12 Eylülʹün kurduğu antidemokratik yapılar yerli yerinde. Hâlâ kimilerinin layüsel olma gayretlerine, müsamaha ile bakılıyor. Darbelere gerekçe yapılan TSK İç Hizmet Kanunuʹnun 35. maddesi bile yerli yerinde. Kimileri Balyoz davası tutuklu sanıkları muvazzaf general ve amirallerin kin, nefret, iç savaş hazırlığı, çoluk çocuğa kadar uzanacak intikam konuşmalarının bantlarından rahatsız. Ama hiç pişmanlık duymayan, cezaevinde iyice bilenen bu adamlar demokrasi için en ciddi tehdidi oluşturmuyor mu? Neye güvenerek böyle konuşuyorlar? Onlar içeride iken dışarıda yeni bir cunta mı mayalandı? Bunlardan endişelenmeyelim mi? Demokrasi yokuşundan düzlüğe henüz çıkmadık. "İktidar gevşemesin, aman bütün kazanımlar yok olmasın." diye düşünmeyelim mi? Allah korusun, "ya ters bir rüzgâr eserse" diye huzursuz olmayalım mı?
İşin içine başka şeyleri karıştıranlara, artık hüsnüzan ile bakmakta zorlanıyorum. Ters bir rüzgâr eserse, ülke kaybedecek, millet kaybedecek... Demokrasi için tehlike devam ediyor diye siren mi çalınsın illaki?
İlginizi Çekebilir

Başkan Ömeroğlu: Dilovası eğitimle yükselecek

Mehmet Ali Kâğıtçı’nın arşivi koruma altına alınıyor

Milletvekili Yıldızlı’dan sert tepki

Gebze’nin ana merkezi baştan sona yenilendi

Yeni Parti İlçe Başkanı Orhan ve Yönetiminden, Abdurrahman Aslantaş'a tam destek
Trend Haberler
Milletvekili Tipioğlu ile Başkan Kaya gönüllere dokundu

Kocaeli'de yakalandı

Ak Parti Çayırova Gençlik Kolları Başkanı Furkan Yavuz'un acı kaybı

Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez'in mutlu günü

Yeni Parti İlçe Başkanı Orhan ve Yönetiminden, Abdurrahman Aslantaş'a tam destek
Son Haberler
Cevdet Yılmaz: Yasa dışı bahis ve kumarla mücadelemiz kararlılıkla sürüyor

Burhanettin Duran’dan 12 ülkenin Batı Şeria kararına destek

KENTİN SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYATINA YENİ SOLUK

Başkan Kocaman: Kartepe Büyürken İhtiyaçlarına da Cevap Veriyoruz

Orman Genel Müdürlüğü son durumu açıkladı