Ama tüm bunların yanında Kocaeli’nin esas ana kimliği siyasetteki ağırlığıdır..Baba bir kenttir yani..
Ana bir kenttir aynı zamanda.. Yanılıyor muyum?
Türkiye’nin toplamıdır. Türkiyenin çıkarımıdır..
Siyaset en yoğun olarak burada yapılır. Genel Başkanlar özel olarak buraya zaman ayırır. Çünkü sanayisiyle, nüfusuyla, konumuyla ve daha anlatamayacağımız bir sürü özelliğiyle Kocaeli Ankara’nın da gözbebeğidir değil mi?
Peki bu canım kentte, kadının siyasetteki yeri nedir diye baktınız mı hiç?
Bakmadınız tabii.
Niye bakacaksınız ki..
Hangi Belediye Başkanı, il ya da ilçe başkanı ya da Milletvekili bugüne kadar kadın adayları desteklemiş ki bu kentte?
Ben görmedim, duymadım. Bilen ya da duyan varsa beri gelsin..
Kocaeli’deki siyasi partilerin kadına olan bakışı ve o rezil sıralamalar.. Aslında bu kentte partilerin yaptığı iş kadına bu şekilde şiddet uygulamaktan başka bir şey değildir. Siyasi şiddettir bunun adı. Bakın listelere babalar hep ilk sıralarda eğitimli, bilgili, bilinçli ve gerçekten siyasete bir şeyler katacak olan kadın adaylar ise sıralamayı tamamlamak için kullanılmış..
Kocaeli’deki sıralamalara bakın AK Partili Sibel Gönül dışında seçilebilir bir başka kadın aday yok. Yani 11’de 1 temsil hakkını veriyorsunuz kadınlara ?
CHP’de yok,
MHP’de yok.
Gelen haberlere ve takip ettiğimiz parti çalışmalarına baktığımızda da gördüğümüz manzara çok enteresan; partiler için gece gündüz çalışanlar sadece kadınlar.. Kadınların omuzları üzerinde yükselen partiler sıra seçilme sıralamasına geldiğinde kadınların sesini ve soluğunu kesiyorlar. Kadınlar gerçekten sesini çıkarmıyorlar mı bu duruma?
Evet. çıkarmıyorlar.
Haklarını aramıyorlar ve siyaseti erkek gölgesinde yapmayı yeğliyorlar. Kendini temsil noktasında yeterli görenler ise ne yazık ki, kendi hemcinslerinden yeterince destek göremedikleri için listenin dibini boylamaktan kurtulamıyorlar..
Bu duruma inanmak gerçekten güç..
Kızgın mıyım şimdi?
Evet öyle..
Kızıyorum çünkü bilgili, kültürlü pırıl pırıl genç kadınların en arka sıralara itilerek kakılarak konulması ve onların da bu itiş ve kakışlara itiraz etmeden ‘kurbanlık koyun’ gibi kaderine razı olmalarına bir anlam veremiyorum.
Hayır bu bir kader değil. Kirli bir oyun, bu kirli oyunda kazanmanın iki yolu vardır; birisi bilgi ve birikim ve eğitim, ikincisi yalan-dolan, talandır. Kadın yalan, dolan ve talanı beceremeyeceğine göre işte o bilgi ve eğitimi ve zekasıyla kendi yerini belirleyebilecek güçte ve kudrette olduğuna inanmalıdır. Bu kentte siyasete atılan ancak kendi gücü ve kudretine inan siyasetçi bir kadın göremediğim için kızgınım..
Peki bu kentte güçlü siyasetçi kadın yok muydu, vardı tabii. Bunun en çarpıcı örneği Meral Akşener’dir. Akşener bu kentte kadının siyasette nasıl pik yaptığının en güzel örneğidir. Güçlü, bilgili ve kendinden emin siyaset sahnesindeki rolünü başarıyla oynadı ve halen aynı güçlü duruşla yoluna devam ediyor.. Onun dışında bir örnek var mı, yok ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Yeter ki, kadınlar artık ‘ kapı kapı dolaşmanın hayır’lı bir iş olduğu’ uydurmasına inanmaktan vazgeçsinler.. İşte o zaman bu kent listebaşında kadın isimleri görmeye başlayacaktır. Yoksa bu kapıkulu zihniyetliyle bir arpa boyu yol almayacak kadınlar..