Lakin kalite, misyon ve vizyon kavramlarına açıklık getirebilmek için her ikisine de ihtiyacım olduğundan dolayıdır ki ikisini bir arada kullandığım bir başlık attım yazıma..
Yoğun kalabalık ve aşırıya kaçan ölçüde bir koruma kalkanı ile muhatap kalmak istemediğimden dolayıdır ki, genelde pek icabet etmem Bakanlı ve Başbakanlı toplantılara, açılışlara v.s.
Lakin Ak Parti Gebze İlçe Yönetim Kurulu üyesi ve tanıtım medya sorumlusu Köksal Tatoğlu arayıp “Cengiz Bey, Sanayi Bakanımız Nihat Ergün bugün Gebze’ye geliyor. İlçe Teşkilat binamızda bölge basınının ileri gelen isimleri ile bir sohbet gerçekleştirme arzusunda. Teşrif ederseniz mutlu oluruz” dediğinde hiç düşünmeden “evet gelirim” dedim..
Niçin düşünme gereği duymadım?
Çünkü “İmamın Ordusu”ndan dolayı kendisine bir teşekkür borcum vardı..
Ahmet Şık’ın basılmadan yasaklanan kitabı “İmam’ın Ordusu” internet ortamına düştüğü zaman, kitap taslağını internetten indirip indirmeme konusunda “acaba bu kitap taslağını indirirsem, beni de terör örgütü propagandasına alet olmaktan suçlarlar mı” şeklinde tereddüt geçirdiğim bir anda ajanslar şöyle bir haber geçiyordu “Sanayi Bakanı Nihat Ergün, İmamın Ordusu kitap taslağını internetten indirerek okumaya başladığını söyledi” şeklinde..
Vay be..
Kulaklarıma inanamamıştım…
“Ergenekon Davasının Savcısıyım” diyerek davanın tamamına sahip çıkan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Ergenekon Savcılarının mahkemeden “örgütsel doküman olduğu için basılması ve yayılması yasaktır. Her görüldüğü yerde derdest edilmelidir” şeklinde karar çıkarttırdığı İmamın Ordusu kitabını, savcı yasağına rağmen internetten indirip okumaya başlamış ve bunu da tüm Türkiye’ye adeta “bakın ben indirip okumaya başladım…sorun yok siz de çok rahatlıkla indirip okuyabilirsiniz” mesajı veriyordu..
İşte tam da o noktada “Ak Partili Bakanın indirdiği yerde ben ne diye indirmeyecekmişim ki” şeklinde kendi kendime verdiğim bir ara gazıyla İmamın Ordusu kitap taslağını indirdim..
İndirdim indirmesine de halen tek satırını bile okuyabilmiş değilim..
Neden mi?
Zaman fukaralığından ve de indirerek okumanın suç olmaktan çıkmışlığından olsa gerek..
Yasaklar daha çok cezbediyor insanı galiba..
İşte bu duygularla gidip yakından tanımak istedim Nihat Ergün’ü..
Bunu başardım da ve yukarıda anlattığım duygularımın tamamını kendisine aksettirerek “bu indirme işini Kültür Bakanı Ertuğrul Günay yapsa idi hem Kültür, sanat ve kitap işlerine bakan kişi hem de ne de olsa eski CHP’li diye kafam karışmazdı. Lakin sizin gibi Ak Partinin kuruluş harcında var olan bir kişinin üstelik konuyla alakasız olan Sanayi Bakanlığının başındaki bir ismin bu kitabı indirmesi ve bunu yaptığını Türkiye’ye ilan etmesini pek anlayamadım. Neydi o anki duygularınız” şeklindeki sorumu da sordum..
Bu anlattıklarımdan ve sorumdan çok mutlu olduğunu yüzündeki tebessümden anladım.
Aynı uzunlukta açıklama getirdi soruma ve “bir şeyi yasaklamak o şeye ilgiyi daha çok artırır. Savcılarımız tarafından o örgütsel doküman olarak kabul edilen kitap taslağının tamamı zaten Ahmet Şık hakkında yazılan iddianamede yer alacağı için iddianame açıklandığında isteyen herkes rahatlıkla okuyabilecekti. Ben de merak ediyordum o kitap taslağında nelerin yazdığını. Dolayısı ile de internete düşmesini fırsat bilip iddianamede önce okuyayım dedim” şeklinde son noktayı koydu..
Tabi ki Bakan Ergün’e “biz gazetecilerin beyni ve yüreği ne kadar özgür olursa, ülkeye ve ülke siyasetine yani dolaylı olarak siyasetçisine de o oranda güzel hizmetler üretebiliriz” demeyi de unutmadım..
Bakan Nihat Ergün kendisini iyi yetiştirmiş ve geçen her günde kendisini aşmaya çalışan ve özellikle “beyin-düşünce” ikileminde kalite kavramı ile özdeşleştirilebilecek bir isim..
Yalama Gazeteciye gelince..
Yalama sözcük olarak yalamak eyleminden gelir..
Bakan Nihat Ergün’e sorulan bir sorunun cevabını almaya çalışırken, orada işi sadece soru sormakla kısıtlı olan bir gazetecinin, soru sormak yerine soru soran gazeteciye Bakan’dan önce cevap yetiştirmeye ve hatta mesleğin ve meslektaşların geleceğine sahip çıkmak yerine, var olan baskı ortamının haklılığını teyit çabası içine girmeye çalışması, işi yalamak değil de nedir?
İşte o yalama gazeteciyi ise kalitesizliğe örnek gösteriyorum..