İnsanlığımızı
Değerlerimizi
İnsanca yaşama kalitemizi hergün biraz daha kaybediyoruz.. Yalanların, dolanların, yüze gülüp arkada binbir dalavere çevirmenin maharet, üstün meziyet olduğu bir çağın bahtsız çocuklarıyız..
Ne tam anlamıyla seviyoruz
Ne de nefret edebiliyoruz adam akıllı. Nefretlerimiz menfaatlerimiz ve çıkarlarımızla şekilleniyor, sevgilerimiz ne kadar faydalandığımız ve kimin tepesine çıkıp, kimleri ne kadar kandırdığımızla ilintili..
Pis bir hastalığın pençesindeyiz..
İlletten öte hastalıklı bir toplum haline gelmişiz…
Herkes kocaman bir maske torbasıyla dolaşıyor..Sokakta ayrı maske, işyerinde ayrı, müdüre, amire, anneye,babaya, çoluğa çocuğa, eşe, dosta kısacası hayatında ne kadar olgu, mekan ve kişi varsa o kadar maskeyle maymunlara rahmet okutturacak kadar profesyonelleşmiş düzenbazlıkların kol gezdiği, bezirganbaşlarının her sokak başını tuttuğu bir sosyal irin çukurunda yaşıyoruz..
Adam sandıklarınızın ne kadar oynak
İnsan diye tanıdıklarınızın nasıl fırıldak
Adam gibi adam bildiklerinizin nasıl fındık kabuğunu dolduramayacak kadar çapsız olduğuna şahitlik edebiliyorsunuz örneğin..
Onun için,
Şansız ve bahtsız bir çağın sinevizyon çocuklarıyız..
Dostluktan
İnsanlıktan
Gerçek değer yargılarından
İnançtan
Arkadaşlıklardan umduğunuz hiçbir şey gerçekçi olmuyor..
Onun için sokakta karşılaştığınızda tanıdıklarınız başını çevirebiliyor utanmadan..
Onun için dost bildikleriniz ertesi gün ‘ kazıklı voyvodalar’a dönüşebiliyor..
Hayatın tüm gerçekleri ve yaşanabilir bir toplum olmanın kural ve kaideleri çoktan tvlerin eline geçmiş..İnsanlar, tv, internet, şehvet üçgeninde kendine yepyeni bir hayat kurarken, her şeyi ve herkesi hayasızca kullanmayı, çekirdek gibi içini yeyip, dışını sokağa tükürmeyi yaşam tarzı haline getirmiş..
Etrafınıza bir bakın, adam zannetiğiniz kaç kişi varsa al alta yazın isimlerini, üç gün izleyin..
Dost sandığınız kaç kişi varsa, başınıza bir hal geldiğinde arayın,
Kalabalık facebook listenizi, twitter’daki takipçilerinizi ve takip ettiklerinizi, msn’de haberleştiklerinizi de ekleyin bakın bakalım siz kaç kişiniz.. Telefon rehberinize şöyle bir göz gezdirin, merhaba diyebileceğiniz kaç isim çıkar karşınıza.. Bir elin parmağını geçmez.. İki elin parmağı ise asla olmaz..
Yani
Şunu demek istiyorum her yola çıktığınızda kocaman ve kalabalık olduğunuzu sanıyorsunuz ya.. Öyel değil işte..Herkes ve hepsi sanal..Sadece listede varlar..Gerçekte ise bir oyundur izlediğiniz; dostlarınız maskeli, arkadaşlarınız dönek, abi ve abla sandıklarınız bir delikli kuruşa satılık.. Bir Ağaç gibi tek ve hür - bir orman gibi kardeşçesine yaşanan günler var mıydı ona bile inanmak o kadar güç ki.. Ormanlar yandı bitti, siz bir ağaç gibi tek ve hür yaşamanın gerçekliğine varın..Gerisi yalan, dolan var biraz da sen oyalan durumu..