Hiç mi farkına varmazsınız siyasetin bir kandırmaca olduğunu, başrolü oynayananların harika replikleriyle kaynatılan bir kazandan oluştuğunu ..Filler tepişir çimenler ezilir durumunu biliyorsunuz değil mi?
O zaman sorun yok..
En tepedekilerin kavgalarına, ağız dalaşlarına ve birbirlerine söylemediklerini bırakmayıp sonra gidip kucaklaşmalarına hiç mi alınmıyorsunuz?
Hiç mi aklınıza gelmez sizinle alay ettiklerini.
Uslanmaz mısınız taraf olmaya?
Birilerinin ensesinden hayatınızı şekillendirmeye bu kadar mı meraklısınız?
Eğer böyle bir merakınız varsa
Eğer ki tüm yaşanan oyunlardan bir ders almayıp yine birilerinin peşinden koşturmayı kendinize şiar edinmişseniz sizin bileceğiniz iş,
Ama size iki üç basit
Hemen anlaşılabilir
Çabuk çözülebilir örnek vermek istiyorum?
Önce tepeden başlayalım..
Birbirlerine demediklerini bırakmayan Kemal Kılıçdaroğlu ile Başbakan Erdoğan araya hastalık girince her şeyi unuttular..
Nezaket ziyaretleri
Geçmiş olsun temennileri..
Tamam çok güzel..çok insani bir durum..Hepimiz alkış tuttuk..Ama iki gün sonra yine aynı dil aynı üslup aynı kavga..Şimdi ne yapacaksınız? Sağlıkta başka hastalıkta başkalaşan bu ilişkinin neresinde yer alacaksınız? Yorumu size bırakıyorum..
Dünya aleme rezil rüsva edilen Deniz Baykal ile Erdoğan buluşması ise insan aklının alacağı bir durum bile değil..bunun analizini sizin engin hoşgörünüze bırakıyorum..
Gelelim yerele,
Birbirlerine diş bileyen
Birbirleriyle yarışan ilçe başkan adayları var değil mi son zamanların en popüler gündeminde..
Ne yapıyor bu zatlar..
Delegeleri kızıştırıyorlar
Taraflarını sahaya sürüyorlar.
Sonra müthiş bir kavga ortamı, gerilim o biçim..Açıklamalar, hakaretler, kuyu kazmalar, biryerelere yazı yazmalar derken herkes tam da işte bu benim adamım dediği anda ortalığı velveleye verenleri ya Tuzla’daki köfteci de ya da bilmem hangi tatlıcıda şen kahkahalar atarken görüyorsunuz..
Delegenin uykuları kaçmış
Onları destekleyenler birbirlerini yemiş umurlarında değil..
Onlar kendilerince bir oyun oynuyorlar..
Keyifleri gıcır..
Siyasetleri de siyaset ha..
Olan kime oluyor,
Kendini çok kıymetli gören, bir şeyleri o savunduğu liderle birlikte değiştireceğine inanan masum ve mazlum ensearkası garibanlara oluyor..
Bu topraklarda siyaset bin yıldır işte bu yalanlarla yapılıyor..
Rahmetli Erbakan bin anekdotunda bu gerçeği bize şöyle anlatmıştı;
Demirel ile bizi kanlı bıçaklı sanıyorlar. Ortalık birbirine girmiş. Demirel beni ziyarete geldi, beş saat Milli Selamet Partisi Genel Merkezinde kaldı. Herkes merakla bekliyor. Bunlar kesin yine kavga ediyorlar. Oysa Süleyman Demirel çok yorgun ve uykusuz. Ziyaret adı altında bize dinlenmeye gelmiş ve üç saat benim odamda uyumuştu’ diyerek bu gerçeği bize defalarca anlattı..
Tabi taraf olmaya, birilerinin peşinden koşulsuz gitmeye alışmış bir milletin canı çıkar huyu çıkmaz demişler ya.. sizin ki de o durum.. Son örnek Fransa.. Ne oldu adamlar Ermeni Soykırım yasasını geçirdiler mi? Geçirdiler.. Bizim ülkemiz ne yaptı; şöyle yapacağız, böyle yapacağız..Şunu asacağız bunu keseceğiz dediler mi? Dediler? Peki sonra ne oldu? Milyon euroluk pasaport ihalesi Fransaya verildi hem de daha soykırım yasasının mürekkebi kurumadan.. Onun için siz siz olun, muhteşem bir senaryo ve harika kostümler, mükemmel makyajlar ve takdire şayan mekan düzenlemesiyle oynanan oyunlara gelmeyin..işinize bakın. Gücünüze ve sevdiklerinize zaman ayırın..Seçimden seçime gidip adam gibi oyunuzu kullanıp hayatınıza devam edin..