Sevdiğim şairlerin, yazarların ya da gazetecilerin, ölüm yıldönümlerinde yazı yazmak beni canlandırır. Onları anımsadığım için ya da hiç unutmadığım için, yazılarını ve şiirlerini hep dilimde ve zihnimde tuttuğum için, canlanır ruhum...
Ama, yaşama hakları ellerinden haince alınarak öldürülen şairlerin, yazarların ya da gazetecilerin ölüm yıldönümlerinde yazı yazmak, yüreğime tarifsiz acılar verir.
Uğur Mumucu da, yüreğimde tarifsiz acılarla hatırladığım gazetecilerden biri...
Yaşama hakkı haince elinden alınmış...
Doğru bildiğini korkusuzca yazarak söylediği için, hainlikten o da nasibini almış, haince öldürülmüş gazetecilerden yalnızca biri...
Bugün 24 Ocak...
On dokuz yıldır, bedenen yaşamıyor aramızda, Uğur Mumcu...
Ama, O'nu anlayan ve benimseyen bizler tarafından fikren hâlâ yaşıyor ve yaşamaya devam edecek...
Zaman zaman O'nun köşe yazılarını okurum...
Kitaplarını, yeniden elden geçiririm zaman zaman...
Yıllar önce yazdığı yazılarla bile bugünü görebilen ender aydınlardan biri olduğunu tekrar tekrar anımsarım...
Yalnızca Uğur Mumcu değil elbette anımsadığım...
Abdi ipekçi...
Bahriye Üçok...
Ahmet Taner Kışlalı...
Turan Dursun...
Çetin Emeç...
Ve Hrant Dink...
Hepsi de, aydınlık düşünceleri karanlık zihinleri rahatsız ettiği için, yaşama hakları ellerinden haince alınan aydınlarımız...
Hepsi de aydınlık düşüncelerini cesurca dile getirdikleri için yaşamdan koparıldılar birer birer...
Tarihleri birbirinden değişik olsa bile ne farkeder...
Düşünceleri, aydınlık fikirleri ve ışık tutmaya çalıştıkları yol hep aynı...
Bugün sevgili Uğur Mumcu ve haince katledilmiş diğer gazeteciler için sayısız güvercin uçurdum gökyüzüne...
Kiminin adına özgürlük dedim, kimine aydınlık, kimine cesaret...
Ve hasret dedim güvercinlerden birinin adına...
Onları özleyen aileleri ve okurları için...
Sevgiyle gökyüzüne uçurdum...
UĞUR'lar olsun...