Çok garip bir ülkeyiz..Gündem jet hızıyla değiştiği için kimse kendine dönüp bakmaya, kendi sorun ve sıkıntılarını gözden geçirmeye vakit bile bulamıyor..
Biliyorsunuz bu hafta en fazla gündeme gelen konu sütteki kanserojen madde olup olmadığıydi..
Tarım bakanı Mehdi Eker, önce kanserojen maddesi var dedi..
Sonra vazgeçti..
Ve şu ilginç açıklamayı yaptı..’ Antibiyotik kalıntısı; hayvanlar hastalandığında tedavi ediliyor; bazen çok çok nadir durumlarda bunların içinde hala antibiyotik kalıntısı bulunan sütler toplanabiliyor, işlenebiliyor, sanayi sütü haline gelebiliyor. Ancak bu binde bir bile değil, yani bin tane örneğin içerisinde 1 tane bile değil. Ama bu dünyanın hiçbir yerinde yüzde yüz, mutlaka sıfır değerine zaten sahip değil. Biz tabi bize sorulduğunda zaman zaman rastlanabiliyor dedik. Ama bunu piyasadaki sütler kanserojen veya aflatoksin var diye verilmesi gerçekten Türkiye adına, çiftçisi, üreticisi, tüketicisi, gıda sanayi adına insafsızlık” dedi..”
O arada ne oldu ne bitti kimse anlamadı..Çünkü anlamaya vakit olmadan
Mehdi Eker canlı yayında süt içti..
Gülerek, keyifli keyifli..Lıkır lıkır sütünü içti..
Bu çok tanıdık bir fotokareyi hatırlattı Türkiyeye..
Çernobil felaketi sonrası çaylarda radyasyon olduğu iddialarını yalanlamak için kameraların önünde çay içen dönemin bakanı Cahit Aral’ı hatırlattı güzelim Türkiyeye..
Çernobilin en masum kurbanı Kazım Koyuncu otuz yaşında iken hayata veda etti..Ve Cahit Aral’ı merak ettim acaba yaşıyor mu diye..Geçen yılın sonunda 84 yaşında ölmüş.. Demek ki ona etki etmemişti radyasyon ama o hiç karadenizde yaşamadı ki..
Şimdi Mehdi Eker aynı şeyi yapıyor.. bir bardak sütü lıkır lıkır içtikten sonra ‘hadi süt içmeye devam edelim’ diyor..
Vay ki vay..
Mehdi Eker’e bu sütler etki etmeyebilir..
Altyapısı güçlüdür..Üstelik bakan olduğu için ona kesinlikle organik süt getirmişlerdir. Yani vatandaşı böyle kafalayabilir..Ama sonumuz Çernobil sonrası gibi olmasın diye de endişelenmeye başladı vatandaş..Ne de olsa bu memleket en köylü olduğu ve evlerinde kendi kovaları süt doluyken Marshall yardımı adı altında süt tozu içmeye ikna edilmiş bir milletin hızla serpilip büyüdüğü bir yer..
Bakan önce kanserojen var der,,Ertesi gün büyük sütçülerin yüzü suyu hürmetine ‘kameralar kaşısında bir bardak süt içip’ olayı halleder.. Al satarım bal satarım ustam ölmüş ben satarım..Cahit Aral’dan bugüne hiç bir şeyin değişmemiş olması ne garip çelişki ya da Bakan Eker ile ne büyük uyum...
Küçük bir tavsiye,bugün itibariyle ineğiniz yoksa ve raf ömrü uzun sütle yavrucuklarınızı besliyorsanız aman diyorum aman.
SÜTÜ ÇOCUKLARIN ERİŞEMEYECEĞİ BİR YERE KOYUN…
ÇOCUKLARINIZI SÜTTEN KORUYUN.. Unutmayın ki kameralar karşısında çayda radyasyon yok diyen bakan amca 84 yaşına kadar, Kazım Koyuncu ve onun gibi binlerce genç 30 yaşı göremeden öldü.. Bunu unutmayın.. Gözünüzü dört açın bu sefer de sütten ağzımız yanmasın, sütten yüreğimiz yanmasın..Bırakın bütün sütleri bakanımız içsin..Ona da afiyet olsun..