Türkiye’de gerçekçi bir sorun var.. elle tutulur gözle görülür bir realite. O’da hukuk çıkmazı.Bu durum öyle bir hal aldı ki, verilen her karar alınan her sonuç sonrasında insanların kafasında kocaman bir soru işareti bırakıyor..
Hukuk kendini yaralıyor
Harakiri yapıyor ..
Bakın Hrant Dink davasından sonra Mahkeme heyeti başkanı hakim Rüstem Eryılmaz diyor ki "Vicdanen ben de tatmin olmadım’
Peki neden bu kararı verdiniz sayın hakim bey..
Yeterince delil yok
Bir insanın öldürülmesi yeterli bir delil değil mi?
Cevap yok..
Peki şimdi o hakimin ne yapması gerekiyor?bunu açıkladıktan sonra istifa etmesi gerekiyor..
Orada kendi vicdanı ve aklı dışında bir kararlar vermek zorunda kalıyorsa bir dakika bile durmaması gerekiyor..
Vicdan bu..Adamı yanlız bırakmaz çünkü..Ve koltuktan daha güçlüdür esasında.. Tamam açıklama yaptın, olan biteni gözler önüne serdin ama bir an önce istifa etmezseniz sayın hakim bey bu ülkenin hukuk anlayışı çok fena patlar..istifa etmeli ve bu vicdanınızı rahatsız eden kararı almanızda etkili olan gerekçeleri veya güçleri veya isimleri açıklamalısınız..
Çünkü;Vicdanen tatmin olmayan bir hakim’in ağrıyan vicdanın ilintisi hepimizi derinden yaralamıştır..
Hukuka
Hukukçuya olan güveni derinden sarsmıştır..
Yeterince delil yok denildikten oniki saat sonra Başcavcı bir açıklama yapıyor; Yeterince delil de var, örgüt de var diyor..
Hukuk kavgasına hep birlikte şahitlik ederken;
Gidecek başka bir hukuk kapısı var mı diye de insanlar endişe ile olanları izliyor..
Başbakan sonuçtan rahatsız
Cumhurbaşkanı rahatsız
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç rahatsız, Bakan Ertuğrul Günay rahatsız kamuoyu rahatsız....
Ee karar veren Hakim de rahatsız
Peki ne olacak bu hukukun hali..
Nasıl inanacağız
Nasıl güveneceğiz
Kendimizi nasıl koruyacak ve kollayacağız..Son birkaç haftadır yaşadıklarımız ve aleni bir şekilde sorgulanmaya başlayan Hukuk kendini yeniden nasıl inşa edecek?
Hepimizin derdi bu olmalı..
Karar verenlerin vicdanen tatmin olmadığı bir hukuk sistemi herkes için kabustur..Büyük bir boşluktur..
Bu açıklamalar insanların vicdanını
Beynini
Ve güvenini kemirmeye başlamıştır..
Hukukçunun verdiği kararın arkasında durmaması demek, benim adım Hıdır elimden gelen budur’ demektir..Başkaları tarafından bu kararı almaya zorlanıyor demektir ki işte bu noktada sistem gerçekten çöker ve yeniden hukukun yerine dişe diş göze göz dönemi başlar..
Vicdanlar tatmin olmamışsa hukuk da yok olmuş ve bir kenara itilmiş demektir..
Bu ise beraberinde; ‘ölen ölür kalan sağlar bizimdir’ salgınını başlatır..