Kesif bir çaresizlik kokusu..bir yalnızlık duygusu..Yatan hastalar bölümünde garip bir keder sesizliği..Ne zaman hastanelere gitsem ne zaman sevdiklerimden birine refakat etsem üzerime üzerime gelir, bu kederli yalnızlık ve sessizlik..Ne oradan çıkacağınıza inanırsınız ne de götürdüklerinizi sağ-salim getireceğinize.. ellerinize-yüzünüze ve yüreğinize kadar siner ilaç kokularıyla birlikte beklemenin ağır yükü..Annenizin koluna kan tahilili için değen her enjektörün ucu yüreğinizi kanatırken, bin fit yükseklikteki bulutların yoğun basıncına tutulmuşçasına başınız ağırır..
Ve sağınızda
Ve solunuzda
Önünüzde
Arkanızda
Yanınbaşınızda hastalığına çare arayanların,doktorların iki dudağına kilitlenen bakışları.. işte o an her şey bitiyor..dışarıdaki hayatın korkunç akışı, bitmeyen işler, yetişmeyen randevular, yarına yetiştirilesi programlar, alınacakların listesi her şey ama her şey o kadar anlamsız ve o kadar manasız ve o kadar içi boştur ki hastane pencerinden seyrettiğinizde…
Duruyorsunuz..
Sevdiğiniz insan yatıyor öylece..
Bir serumun hızındadır yaşam.
Kaplumbağlar birer ralicidir bu serumların yanında..
Seruma bakarsınız
O size..
Annenizin kolundan yavaş yavaş inen o serum damlası başınıza bir tusunami gibi çarparda siz yine de dimdik durmak için sıkı sıkıya pencerenin pervazına tutunursunuz..
Bu pencerede her şey flu görünür..
Zaman inadına ağırdan alır her şeyi..Akreple yelkovanı bir kedi gibi hayatı ipyumağı haline getirip habire birbirine dolandırıp durur..
Anlarsınız ki,
Anne aslında hayatın hızıdır..O durduğunda zamanda duruyor, hız da duruyor, koşturmaca da anlamsız ve kör ve sağır bir hale geliyor..
Hastane pencesinden baktığınızda hareket eden her şey motion blur modundadır.. Gördüğünüz sadece camdır..Gerisi silik, anlamsız ve üç yaşındaki bir çocuğun resim karalamasından başka bir şey değildir..Hastane penceresinden dışarıyı izlerken işte bunları görürsünüz..Hareket edip koşturan anlamsız cisimler gibi gelir herşey..Belki de herksin bu pencereden bir kez bakması gerekiyor..öfkeyi bastırmak, hayatı anlamlı kılmak ve hayatın aslında bir sürprizler kutusu olduğunu düşünmek adına.. Başkalarının sesini duyurmasına fırsat vermek, başkalarının şarkılarına kulak vermek adına herkes mutlaka hastaneye kendisi veya bir yakını düşmeden gidip o hastanelerdeki hayata yakından bakması gerekiyor diye düşünürken yanık bir ses, muhtemelen kendi dünyasına hüzünlü bir gönderme yapmak istercesine şu şarkıyı söyleyerek sessizliği bozduğunda yapılacak tek şey kalıyordu geriye.. O şarkıyı dinlemek. Ben bugün refaketçi olarak başkasının sesine kulak vermeyi ve onun şarkısını dinlemeyi tercih ettim..İşte o şarkı..Sizde başkalarının yürek sözü olan şarkılarını dinlemeyi deneyin..Göreceksiniz herşey çok daha güzel olacak sizin için..
Gel benim derdime bir derman eyle,
Alemler derdirne derman olansın
Hızırın hükmüne bir ferman eyle
Bütün gönüllere mihman olansın
Veda et mülküne, sultan olasın’