Kadına yönelik şiddet bu ülkenin yüzkarasıdır..
Kadınların töre veya namus kılıfıyla öldürülmesi
Tecavüze uğrayan kadınların ‘dişi köpek kuyruk sallamasa’ alçaklığıyla yorumlayarak erkek ahlaksızlığının meşurlaştırılması bu ülkenin ciğer yarasıdır..
Bu ülkede kendini erkek olarak görenlerin arenası kadına şiddetten geçiyor. Ağır tahrikten ceza indirimiyle ödüllendiriliyor erkekler. Bu ülkede onlarca kişinin tecavüz ettiği 14 yaşındaki çocuğun kendi rızasıyla ilişkiye girdiğine karar veriyor hukuk.. Bu ülkede cinsel istismara uğrayan çocuk ve kadınlar kendi yalnızlığına ve çaresizliğine terk edilerek; ahlasızlığın üstüne ‘namus ve şeref’ kurdelası takılıyor..
Sokak ortasında infaz edilen kadınları
Töre cinayetlerine kurban edilen kayıp insanları,
Zorla satılan kadın ve çocukları ise kimse dillendirmiyor bile..
İşte dünyanın medeni ülkelerinin baskısıyla şimdi Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Aile Sosyal Politikalar ile , TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bütün bu utançla mücadele için yeni bir çalışma başlattılar ve bir bildirgeyi imzaya açtılar.. ‘ Biz de varız’ imza kampanyası bir farkındalık yaratmaya yönelik bir çalışma..
Çalışma anlamlı
Bildirgenin başlığı iyi seçilmiş.
‘Biz de varız’
Peki bu çalışmanın sonunda neler olacak..
İmza da mı kalacak yoksa gerçekten amacına uygun bir sonuçla taçlandırılacak mı?
Fransadaki bir Türk’ün yaptıklarını ve sonuçlarını sizinle paylaşmak istiyorum..
Kadına yönelik şiddetin orada nasıl karşılandığını,
Hangi yol ve ceza yöntemlerin uygulandığına çarpıcı bir örnek..
Baba Ağrı’dan kalkıp Fransaya gidiyor..kaçak göçek yollarla gidişinin 10. yılını tamamladıktan sonra oturma iznini alıyor.
Sonra memlekette onu 10 yıldır bekleyen eşini ve çocuklarını alıyor yanına.
Derken evlenme çağına gelmiş oğlunu evlendiriyor..
Köyden bir gelin getiriyor..
Çocuk bu evliliğe sesini çıkaramıyor..Baba istedi, oldu durumu..
Buraya kadar olan hikayeye hepimiz yakından biliyoruz..Zorla evlendirmeye girmeyeceğiz.
Sonra bu baba, sadece lakabı olan baba gelinini dövmeye başlıyor..
Kızcağız çaresiz.
Ailesi onu Fransaya gelin etmekten mutlu ve mesut.
Ama orada neler olduğunu hiç öğrenemeyecek ya da öğrensede ‘kayınbabandır, olur böyle şeyler’ deyip geçecek..
Olmuyor mu bunlar oluyor?
Ama burası Fransa.. Ağrı’daki veya Kars’taki ya da Batmandaki aşiret kurallarını bilmez elin oğlu dimi..
Öyle de oluyor..
O küçücük kızı yani gelinini döven adamı Fransız komşu görüyor..Hemen polise bir telefon..Dakikada geliyor polis..Gelini, kayınbabayı ve Fransız komşuyu birlikte görüyor..
Fransız komşu şahitlik ediyor..
Gelin zaten perişan..
Kayınbaba reddediyor ama Fransız komşu boş değil, elinde cep telefonuyla çekilmiş kayıtları koyuyor polisin önüne..
Kayınbaba şapa oturuyor yani.
Sonuç;
Üç yıldır o kayınbabanın ayağında elektronik kelepçe var.. Eve yaklaşamıyor bile..
Yani bizdeki gibi, karakola gittiğinde; kocandır yapar, kayınbabandır yapar’la olmaz bu işler.. Kesin ve net çözümler üretilmeli. Bu ülkede tüm erkekler ‘Biz de varız’ demedikçe ve kolluk güçleri ‘birkereden bir şey olmaz’ mantığından vazgeçmedikçe bu şiddet gün geçtikçe artmaya, töre,namus kılıfıyla kadınlar katledilmeye devam edecektir..
Kadına sevgisini ‘Ana gibi yar’ mantığından çıkarıp, eşine, kızkardeşine, annesine, sevgilisine, halasına,teyzesine, kuzenine,yeğenine,gelinine uzanan ve kalkan tüm elleri yere indirmenin tek bir yolu var; Hepimiz insanız,hepimiz insanca yaşamayı hakkederiz..
Siz varsanız ‘biz de varız’ı imzalamanın en anlamı yanı bu olacak..