'vur' emrini kimin verdiğini açıkladı
ERDOĞAN'A ACI HABER
AKP KOCAELİ'DE ŞOK İSTİFA
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ASKER-POLİS-SİYASETÇİ-GAZETECİ

CENGİZ YÜCAK
Dün 60, 70 ve 80 askeri darbeleri ve 28 Şubat süreci ile 27 Nisan e-muhtırasında olduğu gibi bugün de yaşanan sürecin arkasında, önünde, sağında ve solunda yine asker, polis, siyasetçi ve gazeteciler var..
11.12.2011 / 00:00


Sadece bu ülkenin değil dünya tarihine detay gerektirmeden öyle sıradan bir göz attığınızda dahi asker, polis, siyasetçi ve gazetecinin her dönemde ama her dönemde yer tutundukları toplumun başına bela olduklarını görürsünüz..

Ve yine her dönemde ama her dönemde bunların arasında yaşanan güç kavgalarının, siyasi krizlere yol açtığını ve de toplum geneline ve özellikle aydın ve düşünür kesime uygulanan baskı, şiddet, sansür ve kodes aşamalarından sonra Faşizm’in en doruk noktalarına da varıldığını görürsünüz..,

Ve çivi çiviyi söker misali bir başka faşist gelir bu faşizmi yıkar, en nihayetinde ise halk her ikisini birden yıkar. Lakin olan yine o toplumun çocuklarına, gençlerine ve nineleşen, dedeleşenlerine olur..Düşünebiliyor musunuz 88 yıllık bir Cumhuriyet'te bugün itibariyle dahi baskı ve faşizmi yaşamamış hiç bir neslin kalmadığını!

Ve ne acıdır ki; tıpkı dün 60, 70 ve 80 askeri darbeleri ve 28 Şubat süreci ile 27 Nisan e-muhtırasında olduğu gibi bugün de yaşanan sürecin arkasında, önünde, sağında ve solunda yine asker, polis, siyasetçi ve gazeteciler var..

Geçmişe göre bir fark ise bu guruba yeni bir kesimin daha dahil olmasıdır. Ve yine en acı olanıdır ki o gurupta da yargıçlar ve savcılar da yer almaya başladı..

İşte bu en kötü olanı..

Hem de tuzun kokması kadar kötü olanı..

Diğerleri birbirlerini halletmeye kalkışınca, zaman zaman yargıyı “kimin haklı olduğunu tescilleyecek juri heyeti” olarak görürlerdi şimdi öyle bir tescilleyicileri bile kalmadı..

Bu ülkenin en tepe noktasında “senin HSYK’an benim HSYK’mı dövdü” tartışmaları başlamışsa eğer bilinki o herkesin olması gereken HSYK’lar artık birilerinin olmuştur..

Neyse yine dönelim bizimkilerine..yani asker, polis, siyasetçi ve gazetecilerimize..

Bu ülkede az çok bu işlerden çakan bir insan, Şamil Tayyar-Mehmet Metiner-Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan gibi dört göz önünde yaşanan bariz örnekten yola çıkarak işi çözer..

Gazeteci Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan için “bunlar da Ergenekoncu, bunlar da içeri alınacak” diye yazan Gazeteciler Şamil Tayyar ve Mehmet Metiner şimdi içeri alan parti iktidarında siyasetçi kimliği ile milletvekili olarak parlamentodalar..

İlk ikisi siyasi iktidarı yıkıcı faaliyet suçlaması ile Silivri cezaevinde, son ikisi de siyasi iktidarı hep övdükleri ve iktidarı yıkacak kişileri kelamları ile dövdükleri için mükafatlandırılırcasına siyaset evinde yani siyasetin en yüce evi olan Meclis'te..

O zaman neymiş efendim gazeteciler kriz yaratırlarmış. Bu gazetecilerden bazıları sadece kendisi beslenmek için kriz yaratırlarmış, bazıları ise "iyi ve güzel olandan toplumun geneli beslensin" diye ortalığı ayağa kaldırdıkları için kriz yaratırlarmış..

Genelde öyle de yerel de farklı mı sanıyorsunuz?

Bundan birkaç yıl falan önce Kocaeli’de etkili kalemler ve gazeteciler arasında yer alan Güngör Arslan, Adnan Üner, Yüksel Ercan ve bendeniz Cengiz Yücak hakkında “bunlar Kocaeli’de Ak Partiyi bitirme Cuntasının gazeteci ayaklarıdır” diye gizli bir ihbar maili atan ve bunu Kocaelinin tüm siyasetçi, gazeteci ve bürokratlarının mail kutusuna sahte bir isim ile gönderen şerefsizlerin kim ya da kimler olduğunu bilmiyor muyuz sanıyorsunuz?

O iki sayfalık köşe yazısı gibi bir yazıyı yazabilecek kişi zaten asker, polis ve siyasetçi olamazdı. Olsa olsa gazeteci olurdu. Nitekim de bizler de kurulan cümlelerden, noktalama ve yuvarlamalardan bu işi yapanların yine bizim gazeteci camiasından olduğunu anladık..

Niçin yaptılar?

Kocaeli AKP il ve Gebze ilçe başkanlıklarına “Ak Partiyi seven gazeteciler gurubu” adı altında kendilerini beğendirmek ve pazarlamak için yaptılar..

Kocaeli Büyükşehir ve Gebze Belediyelerinden en büyük rantı tek başlarına götürebilmek için yaptılar..

Yaptılar da ne oldu?

Üç kuruş para kapabildiler o kadar. O paraları da kendi aralarında “sana-bana-ona-buna daha fazla gitti” diye üleşemedikleri için şimdi alayı birbirine girmiş ve deyim yerindeyse birbirlerine ana-avrat düz gidiyorlar ve dahası yakında silahlar patlarsa şaşmayın..

Neymiş efendim?

Papaz her zaman pilavı aynı şekilde bir güzel afiyetle yiyemezmiş misali, bu kez iftira ve yalanları geri dönüp kendilerini vurdu. Çünkü hem referandum hem de 12 Haziran genel seçimlerinde, AKP kurmaylarının, aday adaylarının ve adayların en sıkça nezaket ve siyaset ziyaretinde bulundukları gazeteciler, yine bu “AKP Düşmanı” diye ilan etmeye çalıştıkları dört gazeteci oldu..

Gelelim bugüne;

Bugün Kocaeli’de AKP’nin il ve ilçe kongreleri var. Ve AKP inanılmaz derecede bence yanlış bir karara imza atarak tüm ilçelerde, tüm birim ve ilçe yönetim seçimlerinde “tek liste” dayatması yaparak aday önerdi ve bugüne kadar da Gebze, Derince ve Dilovası hariç dediğini yaptırdı..

AKP’nin kendi tabanı, kendi delegesi , kendi mahalle teşkilat başkanları ve ilçe başkanları isyan ettiler “bu demokratik değil” diye. AKP Yönetenleri de bu isyanı göğüsleyemedikleri yerde kongre iptaline gittiler. Yani şimdilik kaydıyla ricat ettiler..

Biz de yaşamı boyunca “iyi ve güzel olandan herkes nasiplensin” anlayışında olan gazeteciler sınıfına dahil olduğumuz için AKP tabanından gelen bu haklı demokratik tepkiye kulak verdik. Onları dinledik ve anlatmak istediklerinin anladık ve de varmak istedikleri noktayı, köşelerimizden ve haber sütunlarımızdan yazarak toplumun geneline yaydık..

Yahu yazmayıp da ne yapacaktık "Efendim bizim tek listeden kastımız tüm partililerimizi uzlaştırıp kaynaştırmaktır" diyorlardı ama sonuca bakıyorsunuz, tek liste dayatması yüzünden Türkiye genelinde milyonlarca kişi partisine küstürülmüş, yüzbine yakın delege etkisişleştirilmiş, on binlerce yönetim kurulu üyesi isim omurgasızlaştırılmış ve binlerce il ve ilçe başkan adayı ise itibarsızlaştırılmış durumda..

Örnek mi istiyorsunuz. İşte size dünkü Çayırova ilçe kongresi. 426 delegeden 175 delege dayatma listeyi protesto ederek oy kullanmadı. Recep Akıllı ve Kenan Laçin gibi haftalar öncesinden ilçe başkanı adayı olacağını ilan eden isimler olmasına karşın kimilerince kendileri protesto ettiği için ve kimilerinnce de geri adım atmalarından dolayı delegenin tepkisinden çekindikleri için kongre salonuna bile gelemediler.. 

Hani nerede birleştirme, kaynaştırma ve bütünleştirme?

Yapılan şey belli. Baskı ve dayatmayı yönetim biçimi haline getiren AKP, önce kendi devlet bürokrasi kadrosundaki tüm askeri sivil bürokratları sonra sanatçı, aydın, düşünür ve gazetecileri hizaya soktuktan sonra şimdi de aynı baskı ve dayatma yöntemiyle kendisini üç dönemdir iktidar taşıyan kendi partililerini ve öz kadrolanını da hizaya sokuyor..

Biz işte şu anda bile yaptığımız gibi bunların yanlış olduğunu yazıyoruz..

Bazı gazeteciler yani özel ve güzel olanı sadece kendileri için isteyen tipler ne yaptılar ya da yapıyorlar?

Önce kendi kafalarına göre uygun buldukları ilçe başkan adaylarını parlatarak güzel göstermek için sahte makyaj malzemeleri kullandılar..

Yetmedi çünkü yutulmadı..

Bu kez geriye dönüp AKP içinde bu dayatmacıların arkasına geçerek “hadi..hadi..çok güzel gidiyorsunuz…siz haklısınız..onların alayı tu-ka-ka..Civelek başkanım sen çok yaşa” diye daha da dayattırmaya çalıştılar..

Bu işin yetmeyeceğini ve kesmeyeceğini anlayınca bir kez daha geri vitese takarak yani yine en başa dönerek "biz de hem kafa yok hem de kapasite bari AK Parti ve Civelek'e yine düşmanlar üretelim de bizi dost sansınlar" gibi insanlığa yakışmayan ve iğrenç bir mantıktan yola çıkarak “sizden olan gazeteciler- bizden olan gazeteciler” senaryosunu silbaştan hayata geçirmeye çalışıyorlar..

Niçin?

Belediyelerden zıkkımlanmak için..

Zıkkımlanın beyler zıkkımlanın..

Aksırıncaya kadar tıksırıncaya kadar zıkkımlanın..

Nasıl olsa bu tıksırıklar bir gün burnunuzdan fırlayacak..

"Çok yeme evladım ayakyolunda zorlanırsın" demiş atalarımız. Değil mi yani çok yemenin bir de tuvalete gitmesi var..

Şimdi bu yazıdan sonra varın sizler kararınızı verin kimlerin toplum, insanlık ve güzellikler dostu olup olmadığına..

Ha birde şu köçekler meselesi vardı. Dün "başkanlarının masasında" bugün ise "başkalarının masasında" sahne almak için yarışan köçekler. Bir günde "köçekler ve ortak özellikleri" şeklinde başlık tarak o köçekleri de yazacağım..

Bu yazi toplam 555 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
DEDİKODUCU GAZETECİ!
Son zamanlarda “gazetecilik” konusunda o kadar çok sap ile saman birbirine karıştırıldı ki, üç beş kelam etmek zorunda kaldım.. Samanlık, gazeteciliği herhangi bir partinin fikriyatı ile özdeşleştirmek olurken, saplık ise gazetecilik maskesi altında o fikriyatın militanlığına soyunmaktır..
YAZARLAR
İŞTE AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU
Ak Parti Genel Merkezi’nin, mevcut ilçe başkanı Yılmaz Bayram'ın tekrar aday olmasının tüm yollarını kapayarak Gebze’de Ekrem Özenir’i aday göstermesi üzerine özellikle Milletvekilleri Fikri Işık ve Mehmet Ali Okur ile AKP İl Başkanı Mahmut Civelek'e tepkiler dinmiyor. Bu konu ile ilgili yaptığımız haberlere gelen yorumlar ise sayfalar dolusu. Lakin değişik değişik haberlerin altında ve bir bütünlük arzetmiyor. Biz yorumlarınızın ve tepkilerinizin bir noktada toplanarak ses getirmesi amacıyla haberpi.com olarak bir ilki gerçekleştirerek buradan "AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU" sayfasını açıyoruz. Aşağıdaki yorum ekle kısmına kongre süreci ve adayla ilgili düşüncelerinizi yazarak buradan yayınlayabilirsiniz. Hakaret ve belgesiz suçlama içermediği sürece kongre günü olan 27.Kasım tarihine kadar bu sayfa sizlere ve yorumlarınıza açık olacaktır..