Tarihi ve yeri hiç önemli değil ama geçmiş zamana ait günün birinde bir büyüğümün bana "üç köfte beş kuruş etmez...yok öyle şey..hem şoför mahalli..hem Orhan Gencebay'dan kaset..hem de 25 kuruş olmaz" demiş olması çok ama çok çok önemliydi..
İşte o gün benim için bir milattı..
Yaşam felsefemi değiştirdiğim gündü o gün..
Bunun kapsama ve açılım alanı ise tıpkı "ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına" ve "rüzgar ektiğin yerden de fırtına biçersin"e denkti..
Her şeyi istemek hele hele en mükemmelini arzu etmek tabi ki güzel. Lakin bedeli mukabilinde olmalı her şey.
Bedelsiz olursa ne olur?
Olmaz...olmaz...bedelsiz olmaz..
Olduğu yerlerde de sıkıntı olur..
Bunu ben demiyorum yaşamın ve doğanın kuralı bile böyle..
Kuran-ı Kerim'de de "insanlar hak ettiği gibi yönetilirler" diye yazıyor..
AKP hem Kocaeli özelinde hem de Türkiye genelinde yaptığı veya yapacağı kongrelerde "illa da benim belirlediğim isimler il ve ilçe başkanı olacak" dayatması yapıyor ya, bazıları bu işe "demokrasiye ve insan haklarına ters" diye karşı çıkarken, bazıları ise "Padişahım çok yaşa" diye alkış tutuyor...
Sonunda ne olur biliyor musunuz?
Her ne kadar kısa sürede alkışçılar kazançlı gibi gözükseler dahi işin gerçeğinde ve de neticesinde ise karşı çıkanlar fert olur..alkış tutanlar pert olur..
Pert..pert hani hurdaya çıkarılanlara verilen ad..
Şimdi bizim bu gazeteci milletinden de çok acayipler var. Adam hem çok para istiyor hem de alabildiğince güç..
Peki abi verelim...başka bir arzunuz var mı?
"Efendim itibar da istiyorum...en çok okunan, en çok sayılan ve sevilen de ben olmalıyım"
İşte şimdi olmadı..
Çünkü o işin bir bedeli var..
O senin dediğin en çok okunan, en çok sayılan, sevilen ve de itibar gören gazeteciler bu işin bedelini ödedikleri için öyledirler..
Doğruyu söyleyip gerçeği yazdıkları için hayatlarını kaybedenler, zindanlara tıkılanlar ve açlık sınırında kalem sallayanlar ile yağcılık ve yalakalığın adını gazetecilik koyarak güç sahiplerinin arsızlıklarını, hırsızlıklarını ve yolsuzluklarını görmezden gelerek güya mükafat adı altında nemalanan mahlukatlar bir olur mu hiç?
Olmaz..
Sen paraya ve güce teslim olmuşsan eğer zıkkımlandığın kadar zıkkımlanacaksın sonra zıbaracaksın..ve tabi ki en sonunda da geberip gideceksin..
Ne yaşarken ne de ölürken sakın alkış bekleme..
Çünkü sen alkışı hak etmemişsin..
Efendim öbürünü hem çok sevip sayıyorlar hem de alkışlıyorlar ama!?
Tabi ki sevecekler...onun tercihi zaten sevgi, saygı ve alkıştan yanaydı..
Mecliste milletvekili olan bazı gazetecilerin korumasız bir şekilde halk içine çıkamadığı yerde hapiste tutuklu olan gazeteci milletvekili için milyonlarca insanın meydanlarda toplanarak hep bir ağızdan sevgi ve destek mesajı vermeleri olayını da iyice bir düşünmek lazım değil mi?
Neyse yine birileri hop oturup hop kalkacak ama onların zıplaması gerçeği değiştirmez..