'vur' emrini kimin verdiğini açıkladı
ERDOĞAN'A ACI HABER
AKP KOCAELİ'DE ŞOK İSTİFA
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İKİ MEKTUP

İşyerimdeyim. Abartı değil!..Gerçekten çok yoğun ve stresli ortamın bunaltıcı havasında sıkıştığım bir anda sevgili Cengiz Yücak kapıda beliriverdiğinde çok sevinmiştim.
31.10.2011 / 00:00


İş dünyamızın haricinde, dışarıda da bir hayat olduğunu hatırlamış, bir anda iş ortamının kesif yoğunluğundan sıyrılarak derin bir sohbetin içinde buluvermiştim kendimi.

Gebze gündemi, siyasetin iyi ve kötü yanları, kişiler, Şehit haberleri, Van depremi, 29 Ekim kutlamaları - kutlamamaları, Kaddafi, siyaset terörü, PKK terörü, emperyalizm terörü vs vs…

Bir araya geldiğimizde sohbetin keyif veren etkisi ve içine kendimizi oturtarak yorumlayışımızdan olsa gerek, zamanın nasıl da akıp gittiğini fark ettiğimizde hava kararmak üzereydi.

Söz dönüp dolaşıp Haberpi üzerine yoğunlaşmıştı.

Yazı ve haberlerimize yapılan sözlü ve yazılı yorumlar, üçüncü gözlerin ve şahısların sitemiz hakkındaki izlenimleri sohbetimizin son bölümlerini oluşturuyordu.

Bir taraftan da şahsi maillerime bakıyor, yazılarım hakkında gelen yorumlara göz atıyorduk.

Bir yorum Cengiz Bey’in çok dikkatini çekmişti. Zaten dikkatine takılacağını da tahmin etmiştim.

Sevgili Rüstem Mırık arkadaşımın “Eylül” adlı yazıma gönderdiği ve “yenilmek” kelimesinin onun üzerinde bıraktığı izlenimi içeren yorumuydu. Hemen ilişiğinde de benim ona yanıtım…

Rüstem’den bahsettim O’na.

70’li yıllardan beri sürüp giden arkadaşlığımızdan…

Türkülere ve şiirlere yansıyan güzel sesinden, ruhundan ve tasavvufi hoşgörüsünden…

Dahası; aynı güzellikleri kaleme alabilecek yetisinden, Basın Yayıncı oluşundan.

Cengiz Bey bu yazışmaları köşeme koymamı ısrarla istedi.

Ben de kırmadım.

Hem de Rüstem arkadaşımın dilek ve temennisine elçilik ederek O’nun ruhundan gelen muhabbeti tüm aydın insanların yüreğine aktarmak istedim.

* * *

“Rüstem’den bana…”

Canım Arkadaşım,

Sana arkadaşım demek ve canım sıfatında canıma ortak etmek, başlık nezaketinden değil bilesin.

Olmadığını acıyı, sevinci, kederi ve bir çok mutluluğu paylaştığımız senelere sorabilirsin. Hayatımın 47 yılının 30 yılını ve bu yıllara sığamayacak kadar çok şeyi paylaştığımızı biliyor ve bunun haklı onurunu taşıyorum.

Biliyorum ki yazının içindeki "yenildik" , aslında kabullenişin değil, biraz kırgınlığın, biraz üzüntünün birazda kızgınlığın ifadesi. Ancak yinede paylaşmıyorum ve bu "yenildik" kelimesini hangi manada olursa olsun kelime dağarcığımızdan çıkarmayı öneriyorum.

Yalan, iftira, yolsuzluk, aymazlık, kıymet bilmezlik, ikiyüzlülüğün karanlığı, sevginin ve insaniyet sözcüğüne anlam veren değerleri gölgede bırakmış olabilir.

Ancak biliriz ki, “sabahın aydınlığına en yakın zamandır, gecenin en karanlık anı.”

Kim hatırlar, Nazım'ı vatandaşlıktan çıkaran kararı alan ve bu kararın altında imzası olanları.

Bedrettin’i, "bu kafirin malı haram amma canı helaldir" kararıyla asanları.

Üç fidanı dalından koparanları…

Kim? Kim unutturabilir bize, Kim her andığımızda göz bebeklerimizden kirpiklerimize yürüyen yaşları.?

Can Dündar "Yalancı bahar" adlı bir yazısında, " güneşe ilk onlar dokundu, tabiki ilk yanan onlar olacaktı" diye yazmıştı. Biz yanmanın mateminden çok güneşe ilk dokunanlar tarafında olmanın gururunu taşımalıyız. Ve sadece kendi çocuklarımıza değil bütün dünya çocuklarına olan sıcaklık borcumuzu unutmamalıyız.

Hanı Rıfat Ilgaz gibi, koskoca bir yürek gibi, son ana kadar mücadele eden ve ancak unutmadan "elim birine değsin, ısıtayım üşüdüyse, boşa gitmesin son sıcaklığım."

Gözlerinden Öperim,

Rüstem

* * *

“Benden Rüstem’e…”

Kadim Dostum, Sevgili kardeşim

Güzel iltifatın ve taltif edici değerli yorumun için çok teşekkür ederim.

Şairin dediği gibi , “Anadolu’da dünyaya gelen her kişi, bir deli toprağa düşer”

Bu yüzden bağımsızlık ruhuyla özgür bir yaşamı düşler ve zalime direnerek başkaldırır.

Biz de öyle büyümedik mi?

Aklımızın yettiği andan itibaren düşlediğimiz tek şey vardı;

Emeğin en yüce değer sayıldığı, insanın insan tarafından sömürülmediği bir barış dünyası,

Farklı renklerden, ırklardan, dinlerden, dillerden bir kardeş bahçesi…

Sınırsız ve alabildiğince özgür!

Henüz böyle bir dünyanın içine girip yaşayamadık.

Ama başkaldırdık, direndik ve savaştık.

Ve yenildik.

Yenilmek asla “kaybetmek” değildir.

Kaybeden ikinci kez savaşmayı göze alamayanlardır.

Samuel Backet’in de dediği gibi;

Şimdiye kadar savaştın ve hep yenildin,

Olsun; bir daha savaş ve daha güzel yenil.

Yok, oluncaya kadar…

Seninde çok güzel kompoze ettiğin gibi yenilmek, asla bir kaybetmek sıfatında kullanılamaz.

Böyle bir ifade, geçmişte bedel ödeyenlere hakaret olacağı gibi, bizim gibi düşünen onbinlerce bağımsızlık ve özgürlük savaşçısına da haksızlık olurdu.

Yeni zamanlarda, yeni cepheler açılır, sonu yenilmek de olsa yeni savaşlara tutuşulur.

Anadolu’muzun her yeri cenk meydanı gibi değil mi zaten?

Yurtseverler, aydınlar, düşün insanları, kadınlar, kızlar, sen, ben, bizim gibi düşünenler her yerde, her ortamda bu savaşı zaten vermiyor muyuz?

“Biz görmedik sen görürsün yavrum, mutlaka…” diyen şair destansı şiirleriyle umudunu alt kuşaklara aktarırken bizden farklı düşünmüş olabilir mi?

Bu yüzden sevgili kardeşim

Yazdıklarına canı gönülden katılıyorum.

İğne oyasıyla işlenmiş bir kitabe gibi yazdıkların, yazıt gibi. Ve emek kokmakta…

Umudumuzu hiç yitirmedik.

Bu acılı dünyada tek başımıza kalsak da ütopyalarımızdan, başka bir dünyaya dair hayallerimizden vazgeçmemiz mümkün olamaz.

Hepimizin bildiği gibi; “ tarih her sabah yeniden yazılır.”

Sevgiyle kucaklıyor ve öpüyorum.

* * *

Kimi zaman hayal dünyamızın içine koyarak kendimizi iç geçirir, geçmişin izlerini aramaya çalışırız hatıraların tozlu raflarında.

Buluruz da…

Lakin geçmişte “yıllar sonra” diye hedeflediğimiz şeylere o yıllar geldiğinde ulaşılamamış olduğumuzu görür ve bu acı gerçekle yüzleşirken irkiliriz.

Geçmişte gelecek için hayal kurduğumuz ve birlikte güzel dünya düşlediğimiz insanlarla hala birlikte olduğumuzu görüyor olmak ise en büyük tesellimizdir.

Mücadelenin devam ettiği anlamına da gelir aynı zamanda bu teselli.

Hem, çok daha çetin bir mücadele…

Bu yazi toplam 680 defa okundu
YORUMLAR
Ezgi Temizel: 
"Okuyorum.... Okuyorum... Okuyorum....."
Hemen hemen her gün siteye giriyor, yazı başlığının değişmediini bildiğim halde aynı yazını yenide okuyorum. İnan her okuyuşumda yeni anlamlar, yeni derinlikler, yeni şeyler farkediyor ve şaşırıyorum. Akıcılık ve yazı bütünlüğü de işin sihiiri olmakta. Okumaya devam ediyor ve sizi tekip ediyorum. Eliniinize sağlık
06.11.2011 / 21:21
filiz yıldız aytekin: 
"yorumsuz kalemler"
sevgili adil abi bu haftaki yazınıda bi solukta okudum yine muhteşem iredelemeler dostluk adına çok hoş olan vurgular var . Ama sende bilirsinki her ne konu üzerine konuşmak istersen iste karşıdaki kişinin samimi dostun olduğuna inanamışsan söyleşin devleşir anlam kazanır rüstem beyle uzun yıllara dayanan arkadaşlığınız olduğunu biliyorum sizin nezninizde Gülnur ablanında nazarımda özel bir yeri olduğunu vurgulamak isterim. yüreğinize gönlünüze sağlık herkesin bencilce günü kurtarmak adına sergilediği davranışlara inat gelecek nesillerinde güneşe dokunmaları için size ve kalemlerinize ne kadar gerekli olduğu bir kez daha anlamış oldum her ikinizede teşekkür ediyorum ve yeni yazılarınızı merakla bekliyorum.....
02.11.2011 / 10:52
Sibel Özdemir: 
"ellerinize sağlık"
Merhaba arkadaşım. Yazılarını her okuduğumda dilinin sadeliği, ifadenin gücü ve akıcılığına hayran oluyorum. En önemlisi içerik elbette, her seferinde diyorum ki "ohh yalnız değilim, benim gibi düşünen dostlarım var". Bu yoğun mutsuzluk taşıyan günlerde sıcak ve içten bir ilk yardım nefesi gibi adeta bu yazı. Teşekkürler...
01.11.2011 / 23:48
Özlem Beşli: 
"çok güzel olmuş.."
okurken çok keyif aldım. Ellerinize sağlık...
01.11.2011 / 17:14
Arzu Kırcalı Atmaca: 
"Güzel bir harmoni"
Bu bir Adil Zaman ve Rüstem Mırık harmonisi olmuş.. Kalemlerinize sağlık arkadaşlar..
01.11.2011 / 12:04
Nilay Dinçer Çelikel: 
"Çok güzel yazı"
Adil yazı çok güzel..Rüstem ve sen 2 aşığın atışması gibi karşılıklı harika anlatmışsınız dertlerinizi....Bu haftaki yazım demişsin keşke her hafta yazsan da bizler de keyifle okusak....
01.11.2011 / 11:59
olcay erol: 
"yüreğinize sağlık"
Arkadaşlarım, Her ikinizinde gönlüne sağlık. Her ikinizi de çok seviyorum. Eenlikler diliyorum... Olcay
31.10.2011 / 11:52
Yazarın Diğer Yazıları
DEDİKODUCU GAZETECİ!
Son zamanlarda “gazetecilik” konusunda o kadar çok sap ile saman birbirine karıştırıldı ki, üç beş kelam etmek zorunda kaldım.. Samanlık, gazeteciliği herhangi bir partinin fikriyatı ile özdeşleştirmek olurken, saplık ise gazetecilik maskesi altında o fikriyatın militanlığına soyunmaktır..
YAZARLAR
İŞTE AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU
Ak Parti Genel Merkezi’nin, mevcut ilçe başkanı Yılmaz Bayram'ın tekrar aday olmasının tüm yollarını kapayarak Gebze’de Ekrem Özenir’i aday göstermesi üzerine özellikle Milletvekilleri Fikri Işık ve Mehmet Ali Okur ile AKP İl Başkanı Mahmut Civelek'e tepkiler dinmiyor. Bu konu ile ilgili yaptığımız haberlere gelen yorumlar ise sayfalar dolusu. Lakin değişik değişik haberlerin altında ve bir bütünlük arzetmiyor. Biz yorumlarınızın ve tepkilerinizin bir noktada toplanarak ses getirmesi amacıyla haberpi.com olarak bir ilki gerçekleştirerek buradan "AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU" sayfasını açıyoruz. Aşağıdaki yorum ekle kısmına kongre süreci ve adayla ilgili düşüncelerinizi yazarak buradan yayınlayabilirsiniz. Hakaret ve belgesiz suçlama içermediği sürece kongre günü olan 27.Kasım tarihine kadar bu sayfa sizlere ve yorumlarınıza açık olacaktır..