Sinema bir ülkenin hafızasıdır..Unutlamak istenen geçmişe dair ne varsa size yeniden bir kez daha hatırlatır.. Geçmişiniz bir siğil gibi ellerinizin ya da yanağınızın bir kenarında durur öylece..Sinema güçlü bir propaganda aracıdır aynı zamanda.
Sayfalar dolusu kitaplarla anlatamayacağınız şeyleri üç-beş saniyede anlatır..
Gerçeğin en dokunulabilir yanını
Hayatın içindeki en ulaşılabilir tarafı
Varılmak istenen hedefi
Ulaşılmak istenen arzuyu gözünüzün içine sokar..
Onun içindir ki,
Hitler,Mussolini,Stalin gibi dikatörlerin hemen hepsi sinemayı bir propaganda aracı olarak kullanmışlardır..
Amaçlarını,hedeflerini,arzularını sinemayla kitlelere ulaşıtrmış, karşıt görüşlerin tamamına sinemayı yasaklamışladır..
O nedenle sinema tarihinde hep karanlık dönemler olmuştur.
Ama o yasaklı dönemlerde bile güçlü ve inançlı yönetmenler mutlaka bir yolunu bulup,kendi gerçekliklerine ışık tutacak filmler yapmayı başarmış, geç de olsa tarihle yüzleştirmenin bir yolunu bulmuşlardır..
80 darbesiyle Yasak filmler ve kitaplar ülkesi haline gelen Türkiye aradan geçen 32 yıldan sonra 'nerde kalmıştık' diyerek yeniden yoluna devam ederken, geride kalan onca yılın hüzünlü tek tarafı o günün çocuklarına dair yaşanan dramlardır..
Geçtiğimiz hafta işte bu 'darbenin yarattığı utanç'ın mağdurları Antalya Altın Portakal Film festivalindeydiler..
Yusuf ile Kenan.. Miniciktiler o gün.. Bugün kocaman adamlardı ödüllerini alırken.
O gün alabilseydiler ''En İyi Çocuk Oyuncu'' ödüllerini kimbilir bugün neredeydiler.. Örneğin Kocaeli Büyükşehir Basın Bölümününde çalışıyor olmazdı Kenan(Tamer Çelik).. Gerçek bir jön olarak yoluna devam ederdi en az Cem Davran kadar ünlü olurdu değil mi?
İşte darbeyi Kenan yemişti..
Miniminacık Kenan ve onun gibilerin hayatlarını elinden alan 80 darbesinin baş aktörü Kenan(Evren) ise ününe ün katarak yaşamaya devam etti. Cumhurbaşkanı oldu, sonra emekli oldu.. Sonra adı okullara,kışlalara, yollara, caddelere verildi.. Sonra Kenan ressam oldu. Kadınları soydu, nü resimlerini yaptı..
Peki bizim Kenan(Tamer Çelik) ne yaptı.. Filmdeki gibi dürüst olmayı seçti.. Çocukluğunu ve hayallerini ve geleceğini elinden alan Büyük Kenan'a ( Kenan Evren'e) direnemedi tabii.. Ekmeğini kazanmak için büyükşehirin basın bölümünde çalışmaya devam ediyor..
Al sana iki Kenan..
Büyük Kenan, küçük Kenan'ı dövdü,hiç kimse sesini çıkaramadı netekim..
Senaryosu Ömer Kavur ve Onat Kutlar tarafından yazılan film 32 yıl sonra ödül alırken Küçük Kenan yine masum ve mahzundu..; O meşhur filmin konusunu hepiniz biliyorsunuz; Yusuf ile Kenan biri 14, diğeri 9 yaşlarında, çobanlık yapan iki kardeştir. Babaları bir kan davası sonucu öldürülünce, çocuklar tek akrabaları olan amcaları Ali'yi bulmak üzere İstanbul'a kaçarlar. Ancak tüm çabalarına rağmen onu bulmayı başaramazlar. Yabancısı oldukları büyük kentin acımasız koşulları altında umutsuzluk ve çaresizliklerinin doruk noktasında, Böcek adlı bir sokak çocuğuyla tanışırlar. Böcek onları Çarpık adında, kirli işler çeviren bir gençle tanıştırır. Çarpık, Yusuf'a yanında çalışmasını önerir. Çaresiz Yusuf bu teklifi kabul eder ve Çarpık’la hırsızlık yapmaya başlar.
Peki bugün seyrettiğinizde değişen birşey var mı memlekette..
Bence yok..
Daha da korkunç olanı ise Yusuf ile Kenan'ın zamanında böcek bir taneydi ve sadece sokaklarda yaşardı..
Şimdi evleri, işyelerini, siyaseti, emniyeti, orduyu böcekler basmış..
Yani anlayacağınız
Ne Yusuf eski Yusuf, ne Kenan eski Kenan ne de o böcek eski böcek..