Köşe yazısı yazmak için word sayfası açarken mutlaka o günün tarihini atarım. Bugünkü yazıma 07.10.2011 tarihini atarken, ilk köşe yazımı ne zaman ve nasıl yazdığımı düşünerek “vay be..günler su gibi akıp gidiyor” dedim kendi kendime..
Gününü tam hatırlamıyorum ama 1995 yılının sonlarına doğru Özgün Haber gazetesi Genel Müdürü Turan Tekin ve Haber MüdürüYılmaz Işık’ın “Cengiz bey.. siz de yazma yeteneği var..mutlaka yazmalısınız” şeklindeki davetleri üzerine yazmaya başlamıştım.
Gazeteye o gün tükenmez kalem ile kağıda yazıp gönderiyorduk yazılarımızı, şimdi ise bilgisayarda word dosyasında yazıp mail atıyoruz..
Ve tabi ki anında görüntü..
Hangisi daha iyi, daha güzel ve daha verimli?
Tabi ki şimdiki. Çünkü hem daha hızlı hem de yazınızın kâğıttan baskıya gidiş aşamasında hiçbir harf, sözcük ve hatta cümle kaybınız olmuyor. Genel Yayın yönetmeniniz makaslamadığı yani sansürlemediği sürece ne yazıyorsanız, gazetede o çıkıyor..
Sansürleyenle de bir daha mailleşmezsiniz, olur biter..
Peki bugünün daha güzel, daha verimli ve daha kaliteli olduğunu bildiğiniz noktada “bir zamanlar” ya da “bizim zamanımızda” şeklinde başlayan hayıflanmaların mantığı var mı?
Yok..
O zaman?
O zaman gün bugündür ve bugünü yaşamak lazım..
Hani “her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel, bulanmadan dupduru akmak ne hoş” diye başlıyor “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyerek devam ediyor ya mesnevide Hz. Mevlana..
İşte aynen öyle yeni bir şeyler yapmanın ve dünden farklı şeyler söylemenin tam zamanı..
Tabi ki bu da bir çap, yetenek ve algı meselesi o da ayrı bir konu..
Yeteneği, algısı ve çapı yüksek olan zaten biliyor ama ben buradan “bilen bilmeyene öğretsin” demeden direk konuya dalacağım..
Bugünü yaşamak ve yarına erişmek istiyorsan, işe geçerli olanı bilmek ve çözmekle başlayacaksın. Ha..bilip ve çözdükten sonra istersen aynısını yaparsın, istersen sağa sola yani köşe bucak kaçarsın..Tabi ki o da tercih meselesi..
Bir de tarz denen bir şey var bugün geçerli olanlar arasında..
Koyamazsan ortaya kendi tarzını..
El nasıl fark etsin senin farkını..
Vay..be ne güzel bir söz değil mi?
Vallahi bana ait şimdi aklıma geldi ve hemen yazdım..
Klasikten yani bilinenden devam ederek “çağımız bilgi, teknoloji, iletişim çağıdır” diyerek bilgisayarın ve internetin önemine değineceğim..
O bilgisayar ve internet değilmidir ki;
Koca orduları ve kurumları dize getiriyor..
Kırk yıllık devrilmeyen liderleri deviriyor..
Tarihin gidişatını istediği yöne çeviriyor..
Onun için siz siz olun, kendinize ve aklınıza mukayyet olun..
Ne onsuz olun..Ne de o sizin her şeyiniz olsun..
Ne diye başlamıştık yazımıza?
Ha “Bizim Zamanımızda” demiştik..
Geç ya…zaman bu zaman..
Vefa İstanbul’da bir semt..
Mehmet Ali Okur mu?
Onlar Fikri Işık ile ekip..
Yani bilgisayar ve internetinizin yanı sıra bir de mutlaka ekibiniz de olmalı..