'vur' emrini kimin verdiğini açıkladı
ERDOĞAN'A ACI HABER
AKP KOCAELİ'DE ŞOK İSTİFA
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SUS YOKSA ERGENEKON!

CENGİZ YÜCAK
Siyasi, ticari veya gazeteci rakiplerinizi alt etmenin yolu “sus yoksa Ergenekon…” olmamalıdır.
27.09.2011 / 00:00


Siyaset-Hükümet, Ordu-Komutan, Bürokrasi-Memur, Sanayi-İşadamı ve Medya-Gazeteci gibi birbirlerini tamamlayarak gerek kendi aralarında ikili ve gerekse de birbirleri arasında üçlü ve hatta dörtlü beşli ilişkiler kuran kavramların en tepesinde yer alan ortak çatı devlettir..

İşleyiş bozulursa ve ilişkiler kötüye giderse devlet anında devreye girerek, üzerinde ortak mutabakat sağlanmış olan kanunlar, kurallar ve kaideler çerçevesince olması gerekeni yapar..

Yapmazsa eğer devlet devlet olmaz..Devletliğini yapamayana da kimse itibar etmez..

Bugün ülke gündeminden düşmeyen bir Ergenekon davası ile uğraşıyor bu devlet. Ve “acaba sonu nereye varacak” diye izliyor bu millet. Devlet uğraşmasında haklı çıkarsa güven tazeler aksi durumda ise itibarı sarsılır ve güvenilirlik kaybına uğrar..

Ergenekon davasını yürüten Savcılar ve karar noktasındaki Hakimler, bu devletin memurlarıdır. Ve yine aynı şekilde bu davada kolluk görevi yapan polis müdürleri ve alt kadrosundakiler de bu devletin memurlarıdır. Bunun anlamı şudur; Devlet işini yapıyor ve millet ise sonucu bekliyor..

Devletin hâkimleri, savcıları ve polisleri, sadece maaşları karşılığında kendilerine verilen bu görevlerini yaparken, onların en büyük beklentisi başarı, terfi, rütbe ve bunların maddi getirisi olan maaş artışlarındaki birkaç yüz-bin liradır. Bu sadece Ergenekon davasını yürütenleri için geçerli bir durum değildir. Bu işleyiş dün de böyleydi, bugün de böyle yarın da böyle olacak..

Buraya kadar her şey normal ve ben şimdi normal olmayana değineceğim..

Devletin hâkimleri, savcıları ve polisleri, sadece maaşları karşılığında kendilerine verilen bu görevlerini yaparken, devlet dışından birilerinin “bak görüyor musunuz, bizler neler yapıyoruz” diyerek fiyaka yapmaları ve hatta bulundukları sektör içinde rakiplerine karşı aba altından sopa gösterircesine bir nevi tehdit havası estirmeleri normal değil..

Devletin hâkimleri, savcıları ve polisleri, sadece maaşları karşılığında kendilerine verilen bu görevlerini canları pahasına yerine getirirken, dışarıdan birilerinin bunu kullanarak haksız bir şekilde her türlü rant noktaları oluşturmaları normal değil..

“Futbolda şike yapmak suçtur” kanunundan yola çıkarak, şike soruşturması açan Savcı Mehmet Berk, Fenerbahçe’nin Başkanı olan büyük sanayici ve işadamı Aziz Yıldırım’ı içeriye attırırken, diğer iş ve futbol adamları “ya baksana koskoca Aziz Yıldırım’ı bile içeri aldılar..acaba bizi de alırlar mı” korkusuna ve endişesine kapılırlarsa eğer bu normal bir durum değildir..

Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Nedim Şener ve Ahmet Şık ve daha bir çok gazetecilerin, Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunmaları, dışarıda olan gazeteciler üzerinde “ya ben de iktidarı veya siyaset-tahlukat-cemaat v.s eleştirirsem, benim de başıma bir iş gelir mi” korkusu ve endişesi içinde beynine, kalemine ve yüreğine kendi kendine “takoz” koyuyorsa eğer bu da normal bir durum değildir..

Hele hele dışarıdan birilerinin “sus-konuşma-yazma yoksa seni de Ergenekon…” diyerekten imaları dahi hiç ama hiç normal bir durum değildir..

Peki bu anormal olanları, normalleştirmeye kalkışırsanız ne olur?

Köşede sıkıştırılmaya çalışılan Kedi olur. Yani o da sizi tırmalamaya başlar..

Son olarak siyasi, ticari veya gazeteci rakiplerinizi alt etmenin yolu “sus yoksa Ergenekon…” olmamalıdır. Ergenekon davasını yürüten Devlet, eldeki kanıt ve bulgulara göre zaten gereğini yapar. Birileri bunun üzerinden maddi ve manevi rant kazanma yoluna giderse de, günü geldiğinde onlar “Rantakon İddianamesi” ile kendilerini Devletin savcısı ve polisinin takibiyle yargıcın önünde bulurlar..

Benim adım Cengiz Yücak ve gazeteci yazarım..

Sağım solum yoktur, gördüğümü bildiğimi yazarım..

Sus yoksa Ergenekon mu(!?)

Vallahi onu ben bilemem..

Devletin savcıları ve polisleri bilir.. 

Bu yazi toplam 244 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
DEDİKODUCU GAZETECİ!
Son zamanlarda “gazetecilik” konusunda o kadar çok sap ile saman birbirine karıştırıldı ki, üç beş kelam etmek zorunda kaldım.. Samanlık, gazeteciliği herhangi bir partinin fikriyatı ile özdeşleştirmek olurken, saplık ise gazetecilik maskesi altında o fikriyatın militanlığına soyunmaktır..
YAZARLAR
İŞTE AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU
Ak Parti Genel Merkezi’nin, mevcut ilçe başkanı Yılmaz Bayram'ın tekrar aday olmasının tüm yollarını kapayarak Gebze’de Ekrem Özenir’i aday göstermesi üzerine özellikle Milletvekilleri Fikri Işık ve Mehmet Ali Okur ile AKP İl Başkanı Mahmut Civelek'e tepkiler dinmiyor. Bu konu ile ilgili yaptığımız haberlere gelen yorumlar ise sayfalar dolusu. Lakin değişik değişik haberlerin altında ve bir bütünlük arzetmiyor. Biz yorumlarınızın ve tepkilerinizin bir noktada toplanarak ses getirmesi amacıyla haberpi.com olarak bir ilki gerçekleştirerek buradan "AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU" sayfasını açıyoruz. Aşağıdaki yorum ekle kısmına kongre süreci ve adayla ilgili düşüncelerinizi yazarak buradan yayınlayabilirsiniz. Hakaret ve belgesiz suçlama içermediği sürece kongre günü olan 27.Kasım tarihine kadar bu sayfa sizlere ve yorumlarınıza açık olacaktır..