Otuz yıl önce Gebze'ye geldiğimde bizim Osman Yılmaz mahallesinin muhtarı Satılmış Uslu idi sonra büyük oğlu Yüksel Uslu derken şimdi ise en küçük oğlu Musa Uslu. Yani Osmanlı imparatorluğundaki işleyiş misali babadan oğula geçti. Ve biz de otuz yıldan beri bu geçişi oylarımız ile paşa paşa onayladık..
Yani Osman Yılmaz mahallesi Satılmış Uslu ve oğullarını hak ediyor..
Satılmış Uslu ve oğulları da Osman Yılmaz mahallesi muhtarlığını hak ediyor..
1979’da bu kentin belediye başkanı CHP’li Sedat Tüze idi. 1980’de askerler “Sedat Tüze olmaz, Kubilay İlgün Gebze Belediye Başkanı olacak” dediğinde kimse itiraz etmedi. Yani Askerlerin dediğini hak etti bu kent..
1984 yılında CHP’nin yerine kurulan SODEP’den belediye başkanı seçilen solcu Bülent Atasayan, 1988’de sağcı ANAP’a transfer olunca yine kimsenin gıkı çıkmadığı gibi bu siyasi dönekliği onaylıyormuşçasına tam üç dönem yani on beş yıl boyunca Sayın Atasayan’ı Kocaeli Milletvekili seçerek Ankara’ya gönderdi yine bu kent. Yani ve yine Gebze Atasayan’ı, Atasayan’da Kocaeli Milletvekilliğini hak ediyordu..
Gebzeliler, 1989’da SHP’den Belediye Başkanı seçilen Mehmet Emin Akın’ı sevmemiş olacaklar ki, ne 1994 ne de 2004 yerel seçimlerinde tekrar vize vermediler. Yani “Gebze seni hak etmiyor” dediler..
Sadece Mehmet Emin Akın’a değil 1992 genel seçimlerinde CHP’nin kalesi Kocaeli’de birinci sıra adayı Gülabi Kaya’ya bile milletvekilliği vizesi vermediler..
1994 yılında Milli Görüş’e teslim edilen Gebze Belediyesi tam 17 yıldan beri onlar ve onların gömlek değiştiren timsalleri tarafından yönetiliyor..Yani dün Ahmet Penbegüllü ile İbrahim Pehlivan’ı ve bugün ise en son olarak Adnan Köşker’i bu kent hak ediyordu. Tıpkı onların da bu kentin belediye başkanlığını hak ettiği gibi..
SHP’li Zihni Topçu’ya bir dönemlik vize veren Darıcalılar, İbrahim Pehlivan’a iki dönem vize verdikten sonra Gebze Belediye Başkanlığına uğurladılar ve şimdi ise Şükrü Karabacak’tan vazgeçmiyorlar ve görünen o ki üçüncü dönemde yine “en büyük başkan bizim başkan” diyecekler. Yani Darıcılılar da hak ettiklerini bulmuşlar..
Çayırova’nın kurucu belediye başkanı yakışıklı ve genç Timur Koç’un artık hiçbir yerde esemesi dahi okunmazken, bir atımlık barutu olan Faruk Taşçı tarih oldu ve 2009’da ise “efsane başkan Yaşar Alkan” bile Ziayettin Akbaş karşısında “kestane” oldu..
Dilovası artık Ercan Dalkılıç ile Halit Yaşar’dan ibaret değil. Önce öğretmenlik sonra da belediye başkan emeklisi olan Musa Hoca şimdi Tavşancıl sahilindeki kahvelerde tavla oynarken, Dilovalılar “Bizim Cemil” sayfasını açarak Cemil Yaman ile birlikte 2020’nin Dilovası’nı planlıyorlar. Yani onlar da anladı Ercan Dalkılıç ile Halit Yaşar’ın “kader” olmadıklarını..
Sefa Sirmen’i İzmitliler pek sevdi ve kendi rızası ile milletvekilliğine geçiş yapana kadar tam üç dönem boyunca onu İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı seçtiler. Lakin Kocaeliler İbrahim Karaosmanoğlu’nun daha çok hak ettiklerine inanmış olacaklar ki, Sefa Sirmen’in siyasi defterini anında dürdüler..
Neticeye mi gelelim?
İnsanlar hak ettikleri gibi yönetilirlermiş..
Sizler Tayyip Erdoğan’ı da hak ediyorsunuz. Tıpkı Gebze’de Adnan Köşker ve Kocaeli’de İbrahim Karaosmanoğlu’nu hak ettiğiniz gibi..
Onun içindir ki, defalarca oy vererek sizleri tekrar tekrar yönetmesini istediğiniz kişiler hakkında sızlanmanıza gerek yok. Kaldı ki sızlanmanız, kendi aranızda karşılıklı cilveleşmenin ötesine geçmez..Hele hele benim gibi azçok kafası çalışan bir gazetecinin gözünde zerre kadar inandırıcılığı olmaz.
Mehmet Hilal Kaplan ile Mehmet Ali Okur mu?
Onları da hak ettiniz!..