Sabah işe gelirken, Zühre teyze’yi kapısının önündeki kaldırım taşlarında otururken gördüm.Zühre teyze 65 yaşında, dinç ve çok da güngörmüş bir komşumuz. Çocukken, her kaybolduğumuzda kendimizi onun evinde bulurduk. Sadece ben ve kardeşim için değil, o zamanlar şirin bir mahalle görünümüdeki yerleşkemizdeki tüm çocukların kreşi gibiydi Zühre teyzenin evi. Eşini çok erken yaşta kaybetmiş, 5 çocuğuyla hayat mücadelesi vermiş gerçek bir annedir o..
Tüm anneler gibi demek artık zor günümüzde. Ama tüm Anadolu kadınları gibi güçlü, kudretli ve inançlı ve yüreği sevgi dolu ama bir o kadarda mağrur ve onurlu bir kadın..
Onu ne zaman kaldırım taşında otururken görsem, işte bunlar gelir aklıma. İşte bu sabah da öyle oldu. Yanına gittim, selam verdim ve hal hatır sordum..
Her zaman ‘ iyiyim, Allaha şükür, artık bizden geçti evlat’ der.
Bu sabah bir hayli kederli gördüm, hayırdır Zühre teyze bir sorun mu var dedim..
Yok evlat, yaşlılık işte.. deyince anladım ki gerçekten bir derdi var. Çünkü yaşlılık onun diyarından henüz geçmemiş. Ve öyle inanıyorum ki hiç yaşlanmayacak Zühre teyze. Yüreğinde insanlık sevgisi olan insanların yaşlanmacağına dair içimde güçlü bir his oluşmuştur hep. Bu duyguya inanılmaz bağlıyım.
Neyse,
Zühre teyzem daha fazla dayanamadı.. İnsanlar kötü, insanlar iki yüzlü ve o tanıdığımızı sandığımız insanlar artık yılan gibi deri değiştiriyor, tavır ve hareketleri değişiyor evlat dedi..
Biliyorum Zühre teyze, biz buna çağdaşlık(!) diyoruz dedim
Güldü.
Yüzüme baktı.
Sende benimle kafa buluyorsun evlat. Senin çağdaşlık dediğin şeye biz puştluk diyoruz . Puştluk..
şaşırdım
Öylece yüzüne bakakaldım.
Hıı şimdi anlaşılıyor demek ki bugün senin canını bir puşt yakmış, söyle bakayım kimdir bu puşt veya puştlar.. Tanıyor muyum, bizim mahalleden mi? diye merakla sordum..
Tanırsın kızım, tanırsın..Adını söylemeye gerek yok… Etrafına bak bunlardan yüzlercesi, binlercesi var.. Her gördüğünü adam sanma. Her gördüğüne inanma kızım. Devir kötü, insanlar kötü. Bak benim kız evlendi, aşık oldular. Yapma etme kızım dedim. Yok seviyorum anne dedi gitti evlendi. Ne oldu, üç ay sonra aşk da bitti insanlık da. Şimdi dost sandıklarımız, komşularımız, akrabalarımız arkamızdan tef çalıyorlar. Ne yapacaksın, puştun birine denk geldi diyemiyorsun. Diyemiyorsun evladım. Boynunu büküyorsun ve öylece kalıyorsun…’
Ben öylece sustum
Zühre tezyinin söylediklerine inanamadım bir an. Gerçekten konuşan o muydu yoksa taklidi mi diye kendi kendime düşünürken o aklımdan geçenleri çoktan okumuştu bile..Bugüne kadar ağzından tek laf küfür çıkmayan bir kadını çıldırtan neydi çok merak ediyordum. Kıyamadım da söylemeye. 'çok ayıp böyle puşt falan hiç yakışır mı kadın kısmına teyzem' diyemedim de. Belli ki, bize 'kızların ağzına bir küfür bir de sakız yakışmaz' diye nasihat eden Zühre teyze gerçekten bir travma geçirmiş olmalıydı..
Şimdi diyorsun ki bu Zühre teyze çıldırmış olmalı, evet çıldırdım evladım. Şimdi her sabah bu kaldırıma çıkıp oturuyorum, yanımdan gelip geçen gençlere puşt nasihatı veriyorum. İşyerinde, sokakta, eşte, dostta, politikada, siyasette her yerde pusu kurmuş sizi bekliyor bu puştlar. Bunlara sakın kanmayın diye nasihat ediyorum..
Ee desene sen modern çağı da çözmüşsün Zühre teyze, bu gidişle puştlara karşı silahlanmak gerekiyor öyle mi?
öyle de kızım, tanıyamıyorsun ki, alnında puşt yazmıyor ki, gidip yüzüne tükürsen. Tanıdığın zaman da iş işten geçmiş oluyor..
Anladım Zühre teyze çok iyi anladım. Ama benim şimdi gitmem gerekiyor. Yarın kaldığımız yerden devam ederiz.
Yüzüme baktı, gülümsedi.. Sen benle dalga geçiyon hemi..
Hayır, aşk olsun Zühre teyze sana katılıyorum ama yapılacak bir şey yok..
Var kızım en azından bunları yazabilirsin..
Anladım… Sen ünlü olmak istiyorsun. Tamam, eyvallah.. Ben yazarım, herkes payına düşeni alsın..
Alsın ya dedi keyifi yerine gelmişti
Bütün puştlar payına düşeni alsınlar dedi dişlerini sıkarak..
Tamam söz, bütün bunları yazacağım dedim ve tam ayrılırken seslendi,
Hani bir türkü vardır adı da puşta bel bağlama diye. Bilir misin onu sen evlat.
Nerden bileyim Zühre teyze, sen söyle ben not alayım, puşt olanlara gitsin.. Zühre teyzenin gözleri ışıldadı, o türküyü söylemeye başladı ben yazdım..
İşte Zühre teyzenin sesinden o türkü.. Bu türkü Zühre Teyzeden ve benden bütün puştlara gelsin..
Erzurum bucağında
Şal kara şalvar kara
Od yanar ocağında
Şal yüzün dönmüş
Vurgun vurmuş
Civan ölmüş
Puşta bel bağlama
Ocak yandı kül oldu
En yaman çağımızda
Şal yüzün dönmüş
Vurgun vurmuş
Civan ölmüş
Puşta bel bağlama
Erzurumda bağ olmaz
Kara üzüm ağ olmaz
Şal yüzün dönmüş
Vurgun vurmuş
Civan ölmüş
Puşta bel bağlama
Muhanneti sevenin
Yüreğinde yağ olmaz
Şal yüzün dönmüş
Vurgun vurmuş
Civan ölmüş
Puşta bel bağlama