'vur' emrini kimin verdiğini açıkladı
ERDOĞAN'A ACI HABER
AKP KOCAELİ'DE ŞOK İSTİFA
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Necmettin Bitlis Dedi ki!

CENGİZ YÜCAK
Necmettin Bitlis ile “Necmettin Bitlis Vadisi” başlıklı bir yazımı konuştuk..
13.08.2011 / 00:00


Geçtiğimiz hafta Dilovası Organize Sanayi Bölgesinin, Polisan Boya’nın sahibi olan İş adamı Necmettin Bitlis’in çiftliğinde verdiği iftar yemeğine katıldıktan sonra bu köşeden “Necmettin Bitlis Vadisi” başlıklı bir yazı kaleme alarak “Dilovalı sanayici Necmettin Bitlis, Dilovası’ndan başlayıp Dilderesi boyunca Tavşanlı köyü altına kadar uzanan Kuyubaşı mevkiindeki binlerce dönümlük ormanlık alanı bir rivayete göre 90 yıllığına devletten kiralamış” dedikten sonra “Dilovalının hakkı olan bu orman, Dilovalı’nın hizmetine açılmalı” şeklinde de kendimizce son noktayı koymuştuk..

Dilovası, Gebze ve Kocaeli genelinde ses getiren bu yazımdan sonra beni arayan çeyrek yüzyıllık tanışıklığımız olan DOSB Başkanı Mustafa Türker “senin o yazın Necmettin beyi çok üzmüş, bir gidelim yanına da yüzyüze konuşun” dediğinde “gitmem abi, yazsın açıklamasını yayınlayayım” dedim. “İyi de Necmettin Bey konuyu yazmak değil, sana anlatmak istiyor. Mesela o arazinin tamamı ormana ait değil. İki yüz küsur dönümü Necmettin Beyin tapulu mülkü. Bunu bilmiyordun sanırım” şeklinde açıklık getirince, “evet bilmiyordum, tamamını ormandan kiralamış sanıyordum” diye itirafta bulundum ve kendi kendimize yaptığımız kısa bir iç değerlendirmenin akabinde “bu ülke ekonomisine yıllarını vermiş seksen yaşındaki bir büyüğümüzdür. Hem savunma hakkı da kutsaldır, bir gidip dinleyelim” şeklinde karardan sonra Mustafa Türker ile birlikte gittik Necmettin Bitlis’in yanına..

Dimdik duruşu ve sert bir yüz ifadesiyle bizi karşılayan Necmettin Bitlis “sizin bu yazınızın affedilir bir tarafı yok. Hukukçu kurmaylarıma talimat verdim, sonuna kadar uğraşacağım bu yazınızla” şeklinde öfkeli bir çıkış yapınca;

-Olur..bence sakıncası yok, uğraşabilirsiniz. Lakin ben ne yazdığımın bilincinde olan bir gazeteciyim..

-Siz bu yazınızla Dilovası halkını bana karşı tahrik ediyorsunuz. Burada bir komplo var. Dilovası’ndan birileri ile ortak hareket ederek bu yazıyı kaleme aldınız..

-Devletin ormanından milletin de faydalanmasını istemenin nesi tahrik. Kaldı ki bu yazıyı kaleme alacağımdan, Dilovasından tek bir Allahın kulunun bile haber yoktu. Koca ormanın size kiralanmasından ve Dilovası’ndaki olumsuz yaşam koşullarının tam aksine o alanda bulunan lüks ve temiz yaşam koşulu arasındaki uçurum farkından rahatsız olduğum için kaleme aldım..

-O ormanı o hale getirmek ve korumak için benim ne tür uğraşlarda, çabalarda ve fedakarlıklarda bulunduğumu biliyor musunuz?

-Tahmin edebiliyorum..

-Ediyorsanız o yazınızı tekzip edin..

-Tekzip edilecek kısmı var, edilmeyecek kısmı var. Mesela ormanda Dilovalının hakkı olduğuna dair görüşlerimi tekzip etmem ama bu yerin tamamının ormana ait olduğu şeklindeki kısmı tekzip ederim. Çünkü gerçekten de o yerin tamamının Devlete ait olduğu şeklinde ortak bir kanı vardı. Oysa iki yüz küsur dönümün sizin tapulu mülkünüz olduğunu ilk kez Mustafa Beyden duydum ve “tüh..keşke bilseydim de doğrusunu yazsaydım” diye de kendi kendime hayıflandım..

-Sizin orada gördüğünüz taş ve ahşap yapıların kurulu bulunduğu düz arazinin tamamı benim tapulu mülküm. Orman alanı dediğiniz o tepe kısımlar..tepe kısımların çoğu yerinde ağaç bile yoktu ve ağaçların çoğunu ben diktim oralara..

Ağaçlardan konuşmaya başlayınca, Necmettin Bitlis’in ses tonunun yumuşamaya başladığını ve o sert girişin aksine sakinleştiğini görünce, anladım ki “o orman ve ağaçlar bu seksen yıllık sanayi çınarının yaşam ilhamı” ve “dur şu hikayenin tamamını öğreneyim” dedim..

-Kaç dönüm?

-İki bin.

-Ne zaman kiraladınız o alanı?

-Otuz sene oldu..

-Kaç yıllığına kiraladınız?

-Kırk dokuz yıllığına..

-Doksan yıllığına biliyor millet…ben de yanlış biliyormuşum..

-Daha bilmediğiniz çok şey var..

-Mesela..

-Otuz sene önce o bölge gecekonducuların işgaline uğruyordu. Ormanda ne kadar ağaç varsa gündüz kesilip gece evler yapılıyordu. Devlet o ormanı koruyabilmek için kiraladı, o ormanı bana. İsteseydim daha fazla yerde kiralayabilirdim o koşullarda ama o ormanı korumanın ve yaşatmanın maddi bir bedeli vardı. Ve ben daha fazlasını yüklenmeye hazır değildim..

-Ne gibi zorlukları vardı ki?

-O ormanda gördüğünüz ağaçların başına gelmeyen kalmadı. Defalarca sel baskını oldu ve binlerce ağacı kökünden koparıp götürdü. İnsanlar, ağaçları gizlice kesip kesip götürdüler. Ve ben her seferinde yeniden ağaç ektim. Ben şuan oradaki ağaçları dedeler, oğullar ve torunlar olarak sınıflandırdım.

-Daha kaç yıl korumayı ve bakmayı düşünüyorsunuz o ormanı?

-Ömrümün sonuna kadar da koruyacağım ve bakacağım. Benden sonrakilerine de vasiyet edeceğim..

-Allah uzun ömür versin..O dağların arasından akan suyu depolayıp, Kimyacılar OSB’ye satmayı düşünüyormuşsunuz diyorlar?

-Doğrudur depoluyorum ama satmak için değil, ağaçlarımızı sulamak için..

“Gel bak sana ne göstereceğim” diyerek elimden tutup çalışma masasının yanına götürüyor beni ve daha önce kendisi ve o ormanlık alan hakkında yazılmış makalelerin yer aldığı gazeteleri ve mecmuaları göstererek “bu gazetecilerin hepsi geldi, gördü ve güzel şeyler yazdı” diyor..

-İlk defa eleştiren ben mi oldum?

-Orman konusunda evet..

-Tarihe geçtik deseniz ya..

“Dur daha bitmedi” diyerek bu kez vitrin üstüne dizili ve duvarlara asılı yüzlerce plaketlerini gösterdikten sonra Kocaeli Gazetesinden almış olduğu “Doruktakiler” ödülüne ait cam plaketi bana doğru uzatarak “bu gazeteciler boşuna mı verdi bu ödülü” bana diye soruyor..

-Siz büyük ve güçlü bir sanayicisiniz…tabi ki size verecekler..

Çalışma masasının üzerindeki bir dosyayı açıyor ve “sadece ormanı korumadım Dilovası’nda bakın daha neler yapmaya çalışıyorum” diyerek, daha önce yapmış olduğu Polisan İlköğretim Okulu’nun hemen yanında başlayacağı “Polisan Kapalı Spor Salonu”nun projesini gösteriyor ve “orası bitince de hemen Polisan Kimya Meslek Lisesi” inşaatına başlayacağım diyor..

-Ne zaman geldiniz Dilovası’na?

-Kırk beş sene önce..

-Nasıldı o zaman bu bölge?

-Dört beş tane gecekondu ev vardı. Burada önce sanayi kuruldu “sanayinin olduğu yerde iş ve ekmek var” diye sonrasında insanlar gelip yerleşmeye başladı buraya.. Haaa…şimdi hepimiz buradayız ve bir arada yaşıyoruz. Daha çok şeyler katmalıyız Dilovasına..

-Haklısınız..liman meselesine gelelim mi?

-Nesine geleceksiniz limanın?

-Poliport limanınıza 12 tane yeni kimyasal tank ekliyormuşsunuz ve bir rivayete göre ÇED raporu yokmuş o tankların?

-El insaf!.ÇED raporu olmadan nasıl doldurabilirsiniz devletin denizini. Ben o raporu ta 2008 yılında aldım. Lakin ekonomik kriz çıkınca yapımını bu seneye ertelemiştim. Kaldı ki, Başbakanımızın “2023 yılında ihracat hedefimiz 500 milyar dolar” şeklinde bir beyanatı var. Limanlar olmadan bu hedefi nasıl yakalayacaksınız? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu bölgenin liman bölgesi olmasını bizzat yakından takip ediyor..

-Yok bölge halkı da zaten çok soğuk bakmıyor limanlara “en azından orada hep sürekli işçiye ihtiyaç oluyor” diye düşünüyorlar..

-Sürekli Dilovası için bir şeyler üretmenin ve yapmanın çabası içindeyiz. Arıtma tesisini bu bölgede ilk defa DOSB hayata geçirdi. Şimdi de metalürji ve demir çelik fabrikalarımızdan çıkan cüruf atıkları için çözüm oluşturuyoruz..

-Nasıl bir çözüm?

-AB ülkeleri bulmuş bu sorunun çözümünü. Oralarda araştırdık, bulduk ve atık cürufu tekrar işleyip sanayi, yol yapımı v.s gibi alanlarda kullanabilecek bir tesis oluşturmanın projesini geliştiriyoruz..

-Yalnız siz mi yoksa başka sanayiciler de var mı bu projede?

-Kim yapmak isterse onlarla yaparız sorun değil..

Akşam karanlığı basmaya başlayınca kalkmamız gerektiğini düşünüp hareketlenince “tekzip yazacak mısınız” diye sorduğunda “tekzip değil de eksik bildiklerimle yeni öğrendiklerimi yazacağım” diyorum gülümseyerek..

“Necmettin Bitlis nasıl birisi” sorunuza gelince ilk baştaki öfkeli çıkışına rağmen karşımdaki insanın, 82 yaşındaki bir sanayi çınarı olduğunu ve 45 yıldan beri Dilovası’ndan ülke ekonomisine artı değerler ürettiğini, insanlarımız için iş ve istihdam alanları oluşturduğunu hiç aklımdan çıkarmadığım için “bana sert çıktı” diye hiç kızamadım kendisine..

Necmettin Bitlis..

Holdingleşmesine ve İstanbul’da ki lüks Genel Merkezine rağmen halen Dilovası’nda fabrika içindeki tek katlı mütevazı ahşap bir yazıhanede işlerini takip eden, işçileriyle tek tek tavla oynamaktan ve her yaz tatilinde onlarla birlikte ailece tatil yapmaktan keyif alan bir Anadolu eşrafı..

Bu yazi toplam 552 defa okundu
YORUMLAR
SALİH IŞIK: 
"teşekkürler"
sayın cengiz bey görüşmenizi ifade eden yazınızı dikkatlice okudum yaklaşımızın yerinde ve olgun bir seviyede geçmesine sevindim necmettin beyin de o bölgeyi koruma anlayışı içinde sahip çıkmasını takdirle karşıladım. ağaçlar dikerek oranın koruma altında olması güzel bir yaklaşım. bu bilgileri anlatarak (neler yapıldığını )bizim o bölge ile daha sağlıklı düşünmemize yardımcı oldunuz aycıca teşekkür ederiz. mimar salih ışık
14.08.2011 / 15:48
Yazarın Diğer Yazıları
DEDİKODUCU GAZETECİ!
Son zamanlarda “gazetecilik” konusunda o kadar çok sap ile saman birbirine karıştırıldı ki, üç beş kelam etmek zorunda kaldım.. Samanlık, gazeteciliği herhangi bir partinin fikriyatı ile özdeşleştirmek olurken, saplık ise gazetecilik maskesi altında o fikriyatın militanlığına soyunmaktır..
YAZARLAR
İŞTE AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU
Ak Parti Genel Merkezi’nin, mevcut ilçe başkanı Yılmaz Bayram'ın tekrar aday olmasının tüm yollarını kapayarak Gebze’de Ekrem Özenir’i aday göstermesi üzerine özellikle Milletvekilleri Fikri Işık ve Mehmet Ali Okur ile AKP İl Başkanı Mahmut Civelek'e tepkiler dinmiyor. Bu konu ile ilgili yaptığımız haberlere gelen yorumlar ise sayfalar dolusu. Lakin değişik değişik haberlerin altında ve bir bütünlük arzetmiyor. Biz yorumlarınızın ve tepkilerinizin bir noktada toplanarak ses getirmesi amacıyla haberpi.com olarak bir ilki gerçekleştirerek buradan "AK PARTİ GEBZE İLÇE KONGRESİNİ TARTIŞMA PLATFORMU" sayfasını açıyoruz. Aşağıdaki yorum ekle kısmına kongre süreci ve adayla ilgili düşüncelerinizi yazarak buradan yayınlayabilirsiniz. Hakaret ve belgesiz suçlama içermediği sürece kongre günü olan 27.Kasım tarihine kadar bu sayfa sizlere ve yorumlarınıza açık olacaktır..