. Bir dokun bin ah işit derler ya, işte o benim başıma geldi..Yani bam teline bastık ama manzara koyamadık araya;
-Bizim parti var ya bizim parti..
-Ne oldu sizin partiye?
-Bizim partinin ne Cumhuriyetçiliği kaldı, ne devletçiliği ne de halkçılığı!..
-Olur mu canım adı halen Cumhuriyet Halk Partisi..
-Bırak adını da, yaptıklarına bak yaptıklarına..
-Ben CHP’ye bakmam abi..
-Niyekine?
-Ben bakınca gördüklerimi yazıyorum. Yazınca da onlar bana “sen bizi eleştirdiğine göre AKP’li olmuşsundur” diye kızıp yaftalamaya kalkışıyorlar..
-Yazmayıp ta ne yapacan, diğerleri gibi üç beş kuruş için yalakalıklarına mı soyunacan?
-Bana deme abi onlara de..
-Onlar kendi kardeşlerine ve oğullarına baksınlar..
-Anlamadım abi?
-Sen onları eleştirdiğin için seni damgalamaya kalkışanlar gitsin önce kendi AKP damgalı kardeşlerine ve oğullarına baksınlar. Kendi partilerini ve ideolojilerinin doğruluklarını, kendi kardeşlerine ve hatta oğullarına anlatamayanlar bugün CHP adına söz sahibiymiş gibi ahkam kesmeye kalkışıyorlarsa vay benim partimin haline..
-Neyse ben boş verdim sen de boş ver onları..
-Zaten benim derdim onlar değil. Benim derdim partimin her geçen gün dibe vurması..
-Nasıl dibe vurması?
-Ne örgüt kaldı, ne yönetim ne de delege ve delegasyon. Her seçim öncesinde kim gidip Ankara’da birilerini ayarlıyorsa, o gelip belediye başkanı ya da milletvekili adayı oluyor!..
-Nasıl ayarlama bu?
-Maddi ve manevi ilişkilerin yanı sıra hemşeri ve mezhep ayağına iş bitirmeye çalışıyorlar!..
-Yapma abi!
-Ben yapmıyorum, yapanlara de “yapma abi” diye..
-Düzelir takma kafana..
-Bir şeyin düzeleceği yok!..
Evet CHP’li bir ağabeyimin feryadı bu şekilde devam edip gidiyordu. Aslında işin gazetecilik boyutuna kaçsam daha çok yazı malzemesi çıkacaktı bu sohbetten ama ne yalan söyleyeyim ben de bıktım CHP’nin bu hallerini yazmaktan..
Gerçi yazsan kaç yazar?
Adamlar bildiklerini okuyorlar..
Baksanıza bizim Mehmet Hilal İle Haydar Akar adlı CHP Milletvekilleri dahi önce “Silivri’den arkadaşlarımız gelinceye kadar yemin etmeyeceğiz” diyen koroya katıldılar, sonrasında da tıpkı Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi tükürüklerini yalayarak paşa paşa yemin ettiler..
Yemin etmekle de kalmayıp, o faşist baskıcı parti dedikleri AKP’nin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanını makamında ziyaret ettiler..
Ziyaret etmekle de kalmayıp, Başkan Karaosmanoğlu’nun balığını yediler..
Dil sizin, diş sizin, damak sizin, mide sizin..
Yiyin afiyet olsun..
İyi de hem ülkeyi hem de bizi niçin bu kadar gerdiniz be biraderler?
Ne diyordu Tayyip Erdoğan?
Ben bunların tiynetini biliyorum. Bunlarla girdiğim seçimlerin hepsini ben kazanırım. Tayyip Beyin doğru söylediği dokuz yılda dokuz kez ispatlandı. V e bence bundan sonra AKP’nin nasıl oy aldığı değil, CHP’nin ona nasıl oy verdirdiği iyi bir araştırma konusu olmalıdır..