Dün Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile sohbet ettik.
O sohbetin detaylarını haberpi’de geniş olarak verdim..
Kentten
Siyasetten
ve başarının altındaki altın kurallardan konuştuk..
İbrahim Karaosmanoğlu’nun en göze çarpan özelliği hiç kuşku yok ki ,Kocaeli’nin tamamına hakim ve herkesin ölüsüne, cenazesine , doğum gününe, düğününe, derneğine giden, haberi olan bir başkan.
İnsanları seviyor, bu kentte onu seviyor .
Kocaeli’deki herkesin başkanı olmuş bir isim o.
Bu çok önemli.
Herkesin ‘ başkanım’ demesi o koltuğun hakkını verdiğinizi gösterir.
Karaosmanoğlu bunu başarmış bir isim.
Bu kentteki her kesimden, her fikir ve düşünceden insanların ortak noktası bir belediye başkanı olmak öyle her babayiğidin harcı değil.. Kocaeli geçmişten bugüne kendini en fazla yenileyen bir kent. Fikir olarak, duruş ve bakış olarak.. Bu kent artık partizanlık değil hizmet veren insanların peşinden gidiyor. Geçmişten büyük dersler alarak yapıyor bunu üstelik..
Çünkü bu kent daha önce Sefa Sirmen adında bir belediye başkanı daha görmüştü. O da kuşa ve kışa dönüştürülmüş, bir tarafı İzmit diğer tarafı ilçelerden oluşmuş bir garabete dönüştürülmüş büyükşehir belediye başkanıydı..
Çoğumuz o dönemi hatırlıyoruz
Sirmeni Gebze’de
Kandıra’da
Karamürsel’de ve diğer ilçelerde gören var mıydı?
Yok.
Bu kentin sokaklarına ayağı değmiş miydi?
Asla..
Arabadan inmezdi.
İndiğinde de ‘ dağların hakimi’ bir kasılma. Bir asılma.
Çok net hatırladığım bir fotoğraf karesi halen zihnimin en berrak bölümünde duruyor;
Belsa Plaza’nın önüne makam arabası yanaştı,
Korumalar, zabıtalar, orada kim varsa bir koşuşturma bir telaş..
Şöyle bir döndüm baktım, Cumhurbaşkanı falan mı geldi diye.
Yok.
Çıka çıka Sefa Sirmen çıktı. Biri kapıyı açıyor, diğeri arkasından koşturuyor, beriki belediyenin kapısına koşuyor.. Bir güvenlik, bir güvenlik.. Sirmen salına salına ama etrafındaki hiç kimseyi göremeyecek kadar türbülansa girmiş bir halde içeri süzüldü.. sonrası mı onu da siz tahmin edin. İçerdeki durumu takip edemedim ama kuvvetle muhtemel o etrafındaki adamlar asansör yerine Sirmeni Kollarının arasına alıp elden ele beşinci kata çıkarmışlardır..
Yine hatırlar mısınız bilmem ama Belsa Plaza’nın önünde halk falan olmazdı. Zaten kimse Sirmen’i normal koşullarda göremezdi. Belsa’ın önü sürekli halktan temizlenmiş bir haldeydi. Alan geniş ve açık. Ama halk arka taraflarda memurlara derdini anlatmaya çalışırdı. Peki o çok övündüğü Belsa’nın önünde kimler vardı: Ben üç kez şahit oldum kimlerin olduğuna..
Birinde Mustafa Denizli
Birinde Vefa Küçük
Birinde Ali Şen.. O zaman anlamıştık halkın neden Belsa’nın önünden sürekli süpürüldüğünü.
İşte böyle bir flashback yaparak Karaosmanoğlu’nun farkını belki daha iyi anlama şansı yakalar insanlar..
Bugün makamda Karaosmannoğlu var.. Kapıdan girerken bir teyze kapıdaki güvenlik görevlisine ‘ başkanın odası kaçıncı katta’ diye sordu. Güvenlik görevlisi gayet sakin ve güleryüzlü ve hiç telaşlanmadan ve ipe un sermeden ‘ birinci katta, sağdan ilk kapı’ dedi. Arkasından yürüyordum. Kadın gitti ve onu ilk kapıdan yine güler yüzlü iki halkla ilişkiler görevlisi genç adam karşıladı. Oturmasına söyledi ve başkanla birazdan görüşebileceğini ilettiler. Çay ikram ettiler..
Özel kaleme sordum ‘ gerçekten görüştürecek misiniz yoksa oyalıyor musunuz’ dedim.
Olur mu öyle şey Adalet hanım. Buraya gelen herkes başkanla görüşüyor. Bu Başkanın kesin emri dedi..
Aklıma yine Belsa Plaza geldi.
Halk Partili Sirmen’in kapısındakilerle AK Partili Karaosmanoğlu’nun kapısındakileri ister istemez karşılaştırdım.. Garipti ve her şey çok tersine akıyordu..Dünün CHP’siyle bugünün CHP’si arasında zerrece bir farkın olmadığını gördüğümüzde aslında hiçbirşeyin tesadüf olmadığını da görüyor herkes..
Başkan Karaosmanoğlu sloganını yine tekrarlıyor sohbetimizde . Önce insan diyor ve ekliyor; İnsanları seviyoruz ve bu kentin vatandaşlarının sorunlarını çözdüğümüz, onların yüzünü güldürdüğümüz zaman mutlu oluyoruz’
Aslında fazla söze gerek yok.
İşin sırrı insana yapılan iyilik ve güzellikten geçiyor.
Başkanın kapısı açık.
Gelenler elini sıkıp, çayını içiyor, derdini anlatıyor. Varsa bir çözüm söz veriliyor, yoksa da nedenleri anlatılıyor. Geride kalan ise hoş bir seda.. Bu da benim memleketimin insanına fazlasıyla yetiyor..
AKP’nin neden bu kentte birinci parti, neden 7 milletvekili çıkardığını şimdi anladınız mı?
Belediyenin önünde, başkanın odasında halk var..
500 bin oyun gizemini öğrenmek isteyen varsa belediyenin önüne baksın..