Dilimiz değişiyor
Tavrımız
Duruşumuz
Bakışımız ve kısacası herkes dünden yarına ne varsa ortaya döküp saçıyor
AKP’nin üçüncü dönem iktidarında memleketin oy vermeyen %50’si şimdi kara kara düşünüyor.
Ne yapmalı
Ne etmeli
Nereye gitmeli diye.
İnsanların hemen hepsi şimdi AKP’li gibi görünüyor.
Biraz radikal gibi duranlar ise
Karşısındakileri ‘AKP’li olmak veya AKP’ye yakın durmak’la suçluyor.
Bu bir hesaplaşma mı
İntikamlaşma mı
yoksa
Kaosun yeni adı mı?
AKP’nin zaferi tabiî ki bu ülkede AKP’li olmayan ve hatta AKP’nin bu dönem hezimete uğrayacağına kendini kaptıranların öfkesini kabartıyor.
Ama adamlar çalıştılar
Koşturdular
Kenetlendiler
Ve en önemlisi de inandılar. Halkı inandırdılar. Karsın en ücra köyünden, Edirne’nin en sosyetik bölgesine kadar yürüdüler, gittiler ve başarıyı işte bu şekilde elde ettiler.
Köylüyü inandırdılar, hasadın bol olacağına, mazot ve gübrenin zamlanmayacağına.
Sahilleri inandırdılar, Antalya plajlarına don ve çarşafın girmeyeceğine
Şehirliyi inandırdılar, açık ile kapalı, çarşaflı ile büstiyerlinin aynı otobüste yan yana yolculuk edeceğine.
Anneleri inandırdılar, tablet kitaplarla eğitimin olacağına
Babaları inandırlar artık her yıl değişen kitaplara milyonlarca masraf yapmayacağına.
Hastayı inandırdılar, istediği yerde, istediği hastaneden sağlık hizmeti alacağına. Aile hekimiyle 20 dakika geçirip, tüm derdini anlatacağına, yüzüne bakmadan reçete yazan doktorların olmayacağına, bademcik ameliyatı diye safra kesesinin alınmayacağına, erkek hastaların doğum yapmayacağına bu memleketi inandırılar.. Çünkü, bunu yapmışlardı ve daha iyisi için söz verdiler..
Bu memlekette
Bıçak parası bulamadığı için ölen binlerce insanın yakını
Kitap parası bulamadığı için okula gönderilemeyen binlerce çocuğun anne ve babası
Üzerinde para olmadığı için acil servise kabul edilmeyen binlerce hastanın ölümüne tanıklık edenler vardı. Bunları çözdü AKP ve işte bu referansla gitti halkın ayağına.. Yine anlattılar ve bin kez daha anlattılar kendilerini. insanlar yaşadıklarından bir şeyler hatırladılar ve AKP’ye şans verdiler üçüncü kez ve hem de %50 güvenle..
Peki ya bundan sonrası ne olacak..
AKP gerçekten daha öncekilerin üstüne bir şey koyabilecek mi yoksa Özal döneminin rehavetine mi kapılacak?
Dost ve ahbap ilişkilerine mi ayıracak zamanını.
İnsanları ötekileştirecek mi?
Yalakalara tolerans gösterecek mi?
Kapıda başka bacada başka fırıldakları olanların sığınağı mı olacak?
TGRT’de program yapan o adam gibilerinin çoğalması karşısında nasıl bir tavır alacak.(.Biliyorsunuz o gazeteci kılıklı adam programa çıkıp ‘hele bir başbakana hayırlı olsuna gideyim görün o zaman neler olacağını’ diyecek kadar ileri gitmiş ve birilerini korkunç bir şekilde AKP iktidarı ve başbakanla ve bakanlar kuruluyla tehdit etmişti ?)
%50’nin canına mı okuyacak yoksa yanına mı gidecek?
Açılımlar devam edecek mi?
BDP’lilere gösterilen toleransın sınırı ne olacak, Ergenekon sıkıntısı nasıl sonlanacak?
Cemaatin ‘ bizde bu iktidara ortağız’ seslendirmelerinin neresinde duracak.?
Bütün bunları zaman gösterecek elbette..Yani AKP’nin kimin olduğunu ve birilerinin mi yoksa bir bütün Türkiye’nin mi hükümeti olacağını zaman gösterecek.
Sonuç
AKP gerçek bir devlet politikası takip etmek ve her kesime aynı mesafede durmak zorunda. Aksi takdirde şu anki güllük gülistanlık dönem bir anda bambaşka bir hal alabilir..