Banka’da bir işlem yaptırıyorum. Adamın biri, banka işlemlerini yapan kadına bağır bağır bağırıyor. Ne oluyor diye herkes bakmaya başladı. 30-40 kişi var bankada. İki üç kadın dışındaki hepsi erkek..
Adam bağırmaya devam ediyor; işlemleri geç yapıyorsunuz, sabahtan beri bekliyoruz. Bu nasıl iştir. Neden böyle yavaş çalışıyorsunuz?
Bankacı kadın nazikçe; beyefendi yapabileceğimiz bir şey yok. Gelen insanların işlemlerini yapıyoruz, burada boş oturmuyoruz.
Adam yine bağırıyor
Kadın yine cevap veriyor.
Herkes şöyle bir başını çeviriyor.
Sonra elindeki numaraya bakıyor..
Kimseden çıt çıkmıyor.
Kimse çıkıp da ‘ arkadaş ne bağırıp duruyorsun’ demiyor. Hatta daha da ileriye gidip, kafa sallıyorlar onayladıklarına dair. Bağıran adam sesini daha da yükseltiyor. Biraz daha devam etse alkışlayacaklar..
Numaranız kaç beyefendi diyorum,
1029.. iyi numara.. Fakat neden bu insanlara bağırıp çağırıyorsunuz ve neden biz sizin çıkardığınız gürültüye katlanıyoruz’ diyorum..
Yüzüme bakıyor aptal aptal.. Tekrar soruyorum, sizin numaranıza özel bir garazı mı var bu banka çalışanlarının.. Öyle mi düşünüyorsunuz.. Hayır öyle düşünmüyorum ama bir türlü sıra gelmedi, 1027’de takılıp kaldı.. Peki ne istiyorsunuz, sıradakilerin işlemlerini yapmadan mı göndersinler, bunu mu istiyorsunuz?
Sana ne hanfendi diyor..
Bana mı ne..
Dakikalardır bağırıp duruyorsunuz, sizi dinlemek zorunda mıyım? Git yukarı çık, derdini anlat bir yetkiliye olsun bitsin. Bunun yolu budur. Kuralı bu. Konuşarak halledin, bağırıp çağırarak değil.. Kural beyefendi,kaide yani yol ve yordam.. Bunlar size bir şey hatırlatıyor mu yoksa insan ve hayvan arasındaki en büyük fark konuşa konuşa anlaşmaktır diyen atasözünü de mi hiç duymadınız..
Bağırarak , bana ders veremezseniz diyor..
Ders değil ki bu, insanca davranışın yöntemi bu.. Yoksa hiç duymadınız mı?
Araya güvenlik giriyor.
Sakin olun beyefendi falan filan diye kabadayı vatandaşı, müşteri memnuniyeti çerçevesinde hareketle sakinleştirmeye çalışıyor. Ama ne fayda. Ses o biçim, tavır desen dayak atmaya hazır.. Bankacı kadının beti benzi soluyor. Canı sıkılıyor, konsantrasyonu bozuluyor. Yapacak bir şeyi de yok.. Müşteri her zaman haklıdır ya. Ona istinaden susmayı tercih ediyor..
Benim işlemlerimi yapan bankacı söyleniyor başını kaldırmadan; bütün gün bu hakaretlere maruz kalıyoruz. Sürekli biz suçlanıyoruz ve akşam eve gittiğimizde bir de tv’lerde şu siyasetçilerin bağrışlarını, küfürlerini dinlemek ve izlemek zorunda kalıyoruz. Sürekli kavga, sürekli şiddet, sürekli küfür ve tehdit..diyor.. Bana mı anlatıyor derdini yoksa para sayma makinasına mı diye anlamaya çalışıyorum..
Sonra başını kaldırıyor, işleminiz tamam, şuraya bir imza atın lütfen diyor ve ekliyor; meydanlardaki bu küfür ve kabadayılıktan sonra sokaklara ve evlere, işyerlerine kadar girdi bu pis hareketler. Artık kim daha fazla bağırıyorsa o daha haklıymış gibi düşünüyor herkes. Kavga, küfür ve tehditle işini yürütmeye çalışan bir toplum olduk. Saygı yok, insanlık yok, adap yok. Normal karşılıyoruz, hergün bunlardan yüzlercesi geliyor ve böyle bağırıp çağırıp gidiyor. Oysa bir sistem var. Biz burada herkesin gözüönünde işyapıyoruz. Numaranız ekranda yanar ve sizin işleminiz yapılır..Ama inanın bunu anlatamadık ve artık vazgeçtik anlatmaktan..
Haklısınız diyorum..
Balık baştan kokmuş ve kokmaya devam ediyor.. Bu ülkeyi yönetmeye aday adamların ağızlarına bakan sıradan vatandaşın bundan sonra iflah olması mümkün mü? Dayılan, sistemi yok say, kuralları ayaklarının altına al.. Başkalarının haklarına saygı gösterme..İşte en büyük baba sensin.. Heeeytt be kim tutar vatandaş Remzi’yi ha kim tutar.Alın da başınıza çalın böyle bir toplumu. Bu sizin eseriniz.. Ne kadar dayılansanız hakkınızdır artık(!) Bu seçimin galibi ‘küfür ve tehdit et’ partisi olacaktır. Gözünüz aydın..