Dün öğle saatlerinde BDP’nin Gebze mitingi vardı.. Sabahın erken saatlerinde haber merkezine uğradığımda arkadaşlar, olağanüstü güvenlikten bahsettiler. Bende buna şahit olduğum için ‘ normaldir, BDP’nin mitingin olunca herkes teyakkuza geçer’ dedim arkadaşlarıma..
Geldiğimde ilk dikkatimi çeken Gebze Cumhuriyet meydanına erken saatlerde giriş ve çıkışın yasaklanmasıydı.. Motorize polis ekipleri bölgeyi sürekli kontrol altında tutuyorlardı. Trafik daha kontrollü devam ediyordu..
Miting saati yaklaştıkça Gebze’de hareketlilik de arttı. Polis sayısı gittikçe artmaya ve gelenlerin zılgıtları ise yoğunlaşmaya başladı kent sokaklarında..
BDP’nin bağımsız milletvekili adayı Emrullah Bingül’e destek mitingi daha başlamadan kentte gözle görülür bir tedirginliğin olduğunu ben dahil herkes hissetmeye başlamıştı..
Polis dikkatli
Vatandaşlar tedirgin
Kent kendi içine çekilmiş gibiydi..
Nasıl olmasın ki,
BDP denince insanın aklına bir anda ‘herşeyi yakıp yıkan, toplu saldırılar düzenleyen bir güruh’ geliyor..
O kadar yoğun propaganda
Sürekli ‘tehlikeli ve tehdit, öldürmeye namzet’ adamlar gibi gösterilen bir topluluk..
Onlardan korkuyor muyuz
Açıkçası evet..
Onlarla korkutuluyor muyuz
Yine evet..
Öcü ve potansiyel katil gözüyle bakıyor muyuz, itiraf etmeliyiz ki bu duygudan henüz bizi uzaklaştıran olmadı..
Peki hemen yanı başımızda bir mitingleri var. Katılmalı mı katılmamalı mı? Gitmeli mi gitmemeli mi?
Miting saatine ve hatta başlamasına kadar benim kendime sorduğum soru buydu..Bu arada meydana giden insanların gelip AKP'nin seçim koordinasyon merkezinin önünde inmesi ve BDP'nin otobüs ve araçlarının orada durması bir anda herkesi olduğu kadar polisi de hareketlendirdi. AKP daha önce sergilediği hizmet panolarını bu nedenle kaldırdığını da şahitlik edince aslında ortada abartılmayacak kadar büyük bir çatışmanın da olduğunu görmek mümkündü. Polis SKM'nin önünde sürekli durdu ve olası bir BDP saldırısına karşı hazırlıklıydı ama orada inen hiç bir BDP'linin AKP'ye yönelik tek bir sloganı dahi olmaması bence dikkat çekiciydi.
Sonuç
Katılmalı ve neler oluyor diye tanıklık etmeli?
Tehlikeli mi
Evet.
Peki neden? Çünkü olağanüstü önlemler alındığına göre mutlaka burada bugün bir arıza çıkar diye düşünmemek yine elde değil..
Ya Allah, bismillah deyip taktık kolumuza makinayı gittik meydana..
Polis inanılmaz rahat.. İnanılmaz profesyonel.. İlkez bu kadar profesyonel bir duruş gördüm.. Her şey kontrol altında ama güler yüz ve samimi bir duruşla.. Panik yok.. Kargaşa yok. Herkes kendi kontrol noktasında yapması gerekeni yapıyor..
Peki BDP’liler ne yapıyor. Onlarda çok profesyonel. Tahrik yok. Taşkınlık yok. Bölücü Terör Örgütü PKK’nın elebaşı Apo için attıkları sloganlar dışında insanın sinirlerini zorlayan bir durum yok..
Peki bu insanlar nasıl insan diye de merak ediyorum açıkçası.. Alana girerken yol veriyorlar, fotoğraf çekerken çok nazik ve yardımcı oluyorlar. Hepsi güleryüzlü. Hiçbirinde bir agresiflik yok.. Yaşlı kadınların geleneksel kıyafetleri ve zafer işaretleri dikkatlerden kaçmıyor ve her partinin yaptığı gibi onlar da minik minik yavruları sarı-kırmızı-yeşil bandanalar, bileklikler,poşular ve fularla donatmışlar. En katlanmadığım nokta işte bu. Çocukları böylesine kullanan herkese nefretle baktığımı söylemeliyim.. Hangi siyasi parti olursa olsun çocukların alet edilmesi kadar daha korkunç bir şey olamaz diye düşünüyorum..
Alanda herkes sakin. Kadınlar çoğunlukta. Sırrı Sakık, Ufuk Uras, Emrullah Bingül, Asiye Koçak ve birkaç kişi daha seçim otobüsünün tepesinde sırasıyla konuşuyorlar.. Yarı Türkçe yarı Kürtçe.. Polis alanı çevirmiş. Sıkıntı yok. Sakık PKK’yı övüyor. Onlar zılgıt atıyor..Bence tek sorun bu.. Bir siyasi partinin , bir terör örgütüne bu kadar bel bağlaması kötü. Ve hatta korkunç. Eğer böyle yapmasalar her şey daha kısa zamanda normalleşebilir..
Ama
O meydanda gördüğüm o insanların da bir derdi var. Fakat, bu dertleri aslında o seçim otobüsünün tepesindekilerin anlattıklarıyla ilişkili olmadığı kanaatindeyim.. Yani o yaşlı kadınları, o genç insanların zafer işaretlerinin altını iyi okumak gerekiyor. Dışlanmışlığın, horlanmışlığın ve belki de çekilen karşılıklı-karşılıksız acıların, yokluğun ve yoksulluğun kendini ifade şekli bu olmuştur diye düşünüyorum. Çünkü gelenlerin hemen hepsi varoşlardaki o acı ve yokluğun izlerini taşıyordu ellerinde, yüzlerinde, kıyafetlerinde ve dillerinde..
Belki de o meydanları ve meydanları dolduran insanları bir kez hatta binkez daha tahlil edip öyle yorumlamak gerekir.. Korkmak ve korkutulmak, dışlamak ve ötekileştirmek sorunu çözmüyor aksine gittikçe hepimizi beraberinde bataklığa sürüklüyor..
BDP Gebze’de bence iyi bir sınav verdi. Gebze Polisi de tabii. Ve herkes sinirlerine hakim oldu çünkü Gebze’de meydana gelebilecek en küçük bir kıvılcım bir anda tüm ülkeyi sarabilirdi. Emniyet de, BDP’de, aklı selim herkes de bunun farkındaydı ve sevindirici tarafı kimse incinmeden ve zarar görmeden bir miting daha atlattı Gebze..