Seçim startı verilmişken
Herkes kendince hesaplar yaparken YSK’nın verdiği karar bir anda bu ülkenin yarınlarında nelerin değişeceğinin de habercisi adeta..
Peki kim haklı, kim haksız?
Kim suçlu kim daha ak ve pak..
İşte bu noktada at izi ile it izi gerçekten birbirine karışmış durumda..
Çünkü,
YSK’nın verdiği karar çok ve çoktan gecikmiş bir karar. Yasal bir zorunluluk olan sabıkalı olmamak koşulunu taşımayan onlarca milletvekili bugüne kadar o ceylan yavrusu pardon ceylan derisi koltuklarda, benim,senin, onun, tüyü bitmemiş yetimin, garibanın, köylünün, özürlünün kısacası bir bütün milletin parasını hamuduyla cebine indirip, keyfini çıkarmadı mı?
Çıkardı..
Buna kimse bir şey diyebildi mi?
Demedi..
BDP’nin milletvekillerinin hangisi sabıkasızdı?
Hiçbiri..
Onları bir önceki seçimde kesinleşmiş cezalarına rağmen meclise göndermediniz mi?
Gönderdiniz..
Bu arada BDP’li olmayıp birçok pisliğin, yolsuzluğun ve arsızlığın içinde yer almasına rağmen yine bir punduna getirip onları aklayıp meclise gönderenlere destek verildi mi?
Verildi..
Peki şimdi ne oluyor?
Aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sabahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü ve Gülten Kışanak'ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıklarını, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkûmiyetleri bulunduğu gerekçesiyle YSK tarafından iptal ediliyor
BDP bu karar karşısında hemen harekete geçti ve Taksim başta olmak üzere Diyarbakır, Van ve diğer illerde protesto adı altında yakıp yıkmaya başladı bile..
BDP çok sakat bir düşünce ile topunu tüfeğini yüklenerek yine halkı sokağa dökme çabasında ve eğer böyle giderse bu çok yakın bir zamanda tüm ülkeyi etkileyecek kadar ürkütücü bir boyuta varacak..
Nedir bu sakat düşünce,
Yasaları hiçe saymak ve bugüne kadar yaptıklarına yenilerini eklemek..
AKP dışındaki tüm partilerin bu vetoya tepki göstermesi ise oldukça ilginç.. Aslında ilginçlikten öte, onların da içeride olup dışarıya çıkarmaya çalıştıkları isimlerin olmasından kaynaklanıyor..
Yani AKP’nin, CHP’nin ve MHP’nin davalılarının da veto yemesi gerekiyordu ama böyle bir şey olmadı!..
Bu anlamda BDP’nin veto edilmesi çok da akla uygun gelmiyor. Yasaya uygun ama akla ve var olan tabloya uygun değil..
AKP, CHP ve MHP’nin adaylarını veto etmeyen YSK, bu koşullarda geçmiş dönemde cezası kesinleşmiş BDP’li adayların yolunu açarak gönderdiği meclisten şimdi ikinci kez göndermeme kararı alıyorsa bura biraz durmak gerekiyor..
BDP’yi işte bu ikilemden dolayı haklı çıkaracak bir noktaya getirenlerin yine o kararları verenlerin olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Evet,seçim ile seçimsizlik arasında dar ve keskin bir viraja daha girdi Türkiye ve tek temennimiz bu kargaşanın ve kaousun masum insanların hayatına mal olmaması.. Bunun bir temenniden öteye gitmeyeceğini bilsek de yine de umudumuzu korumak ve aklı selim düşünmek için hepimizin yeterince güçlü sebepleri var..